
Melih AŞIK
Açık Pencere
Binmişiz alamete
Almanya Başbakanı Merkel'in Almanya Cumhurbaşkanı'nı tek başına seçtiğini düşünün.
Alman gazetelerinde şöyle satırlar: "Acaba Merkel kendini mi cumhurbaşkanı seçecek yoksa başkasını mı?" Çok garip olur değil mi? Ama bizde garip değil bu... Demokrasi sayılıyor... Üstelik adaylar da son gün açıklanacak. Böylece ikinci bir aday seçilmesi imkânsızlaştırılacak... Çünkü Başbakan'ın göstereceği adaya parti içinden rakip çıkmasından korkuluyor...
Demokrasilerde karambol olur... Birileri diktatör yetkileri ele geçirebilir... Ama, demokrasiye saygılı siyasetçi bu yetkiyi demokrat biçimde kullanır...
Emekli Vali Ziya Çoker, 2000'li Yılların Sorunları adlı yeni kitabında Tayyip Erdoğan'ın portresini şöyle çiziyor:
"Başbakan Erdoğan; laikliğe, ülkenin yönetim biçimine, cumhurbaşkanına, demokrasiye, YÖK'e ve üniversitelere, çağdaş eğitim, bilim ve akılcılığa, Atatürk'e ve devrimlerine, cumhuriyete, yargıya, bürokrasiye, yazılı ve görsel basına karşıdır. Bunların tümüyle çatışma halindedir..."
Son gelişmeler Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaktan vazgeçtiği şeklinde... Vazgeçti, ama istediği birini oraya oturtacak... Acaba oraya oturtacağı kişi kendisinden farklı mı olacak? Diyelim ki farklı olmaya çalıştı. Ensesinde boza pişirilmeyecek mi?
AKP ve Erdoğan'ın mevcut demokrasi anlayışıyla sıkıntıların çözümü mümkün görünmüyor.
AKP'nin yeni planı "yarı başkanlık" sistemiymiş. Erdoğan Köşk'e çıksa da, çıkmasa da fiiliyatta öyle olmayacak mı zaten...
Haldun Ertem
Son örneği Malatya'da görüldüğü gibi... Ruhsal olarak iyi yetişmemiş, iyi eğitilmemiş çocuklar ülkenin başına bela oluyor... Kim yetiştiriyor bu çocukları? Elbet eğitilmemiş anneler...
Kızları eğitilmemiş bir toplumun ne kızları ne erkekleri mutlu olur... Ne de yarını aydınlık...
Kampanyanın fikir annesi Hanzade Doğan'ı, kampanyanın yüreği Prof. Türkân Saylan'ı, tüm emeği geçenleri ve çok anlamlı bağışlar yapan okurlarımızı kutluyoruz...
Ş ABD'nin Dallas kentinde önceki gün görülen davada çok anırdığı için şikâyetçi olunan bir eşek mahkemeye çıkarılmış... Sıra Bush'a geliyor demektir...
Arif Ayhan
Birleşmeliler.. Ama ne üzerinde... Sandalye pazarlığı dışında üzerinde konuşacakları ne var? Çok farklı programları mı var örneğin?
CHP'nin yapması gerekeni sık sık tekrarlıyoruz... CHP bir hafta sürecek bir program kurultayı yapmalı, iktidarda uygulayacağı programı, çözümlerini, projelerini bu kurultayda örgütüne danışarak ve tabandan gelen önerileri de alarak saptamalıdır. İktidar kadrolarını hızla oluşturmalıdır.
Türkiye'nin sorunları ağır... AKP de belli ki muhalefete düşerse sert siyaset izleyecek.
O yüzden CHP'nin ideoloji ve program olarak iyi donanması gerekiyor...
Ne var ki CHP hâlâ "Ülkeyi nasıl yöneteceğimizi iktidara geldikten sonra düşünürüz" havasında...
Geleceğin sorumluluğu AKP kadar CHP'nin de omuzlarındadır...
Ya dört başı mamur bir iktidar programı ve kadrolarını süratle hazırlayacak...
Ya da 1979'da Ecevit liderliğindeki CHP'nin yaşadığı gibi... İktidara geldikten sonra 12 ay gibi kısa bir sürede koltuktan devrilecek, AKP'ye iktidara daha güçlü gelme şansı tanıyacaktır.
Türkiye'de seçmen sosyal demokratları iktidara getirmeye hazır. Yeter ki CHP ve diğerleri dersini çalışsın...
Fatih Altaylı'ya gelince... Sabah'a TMSF tarafından el konulduğunda Başkan Ahmet Ertürk'ün kendilerine bağımsızlık garantisi verdiğini yazmıştı. Bir devlet gazetesinin bağımsızlığı mümkün mü? Nitekim Altaylı'nın, Ankara'dan gelen müdahaleler sonucu istifaya gittiği söyleniyor. Olay, AKP'nin Sabah grubunu kendi politikası doğrultusunda kullanma niyetlerinin de suçüstü halidir.
Hrant Dink'le ilgili gelişmeleri yakından izleyen kişiler, o sözlerin dış kaynakları işaret etmediğini, Hrant Dink'in içeriden profesyonel bir saldırı beklediğini, avukatının da bunu ifade ettiğini kaydettiler. Durumu arz ederiz...

14 Nisan mitinginden bir pankart...
m.asik@milliyet.com.tr

