|
 |
|
|
Okumayan okuyamayandan kötü durumda...
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Yazıyı çizgiye dönüştürmenin zor olduğunu bilirdim de, çizgiyi yazıyla tarif etmenin bu kadar sıkıntılı olacağını tahmin etmezdim. Selçuk Erdem ustanın karikatürlerinden birini, ''günün anlam ve önemine yakışır'' diye anlatmaya yeltenince böyle karamsar bir başlangıç oldu efendim. Neyse, niyetlendik bir kere... İki taş devri adamı yan yana yürüyorlar. Arka plânda pek kayda değer bir şey yok. Sadece sa€ alt köşede tekerleğe benzer bir halka da girmiş kareye... Adamlardan daha genç olanı (biraz da safça resmedilmiş), yanındakine şöyle diyor:
''Aslında kitap okumayı seviyorum, ama henüz icad edilmedi...''
Ellerini arkada kavuşturmuş ve daha yaşlıca olan beriki ise kızgın bir ifade ile tersliyor:
''Bahane hazır hemen!..''
Bu karikatürü, bütün kitap fuarlarının girişinde bir yerlere asmalı. Konuklar hem tebessüm ederek geçerler kapıdan, hem de hiç değilse çağrışımlar bir süre meşgul eder gizli muhatabını...
* * *
Çağımızın aydın geçinenleri, kitap okumanın ayrıcalığını hepten reddedemediği için, bütün dikkatleri ''zamanım yok'' safsatasına çekmeye çalışıyor. İnsanlığın en güçlü ve geleneksel yalanlarından birini, ''kişisel gelişimine zaman ayırmıyor olma mahcubiyeti''nden kurtulabilmek için, her fırsatta yüzü kızarmadan söylüyor. Yüzü okuyamadığı için pembeleşenlerle, okumadığı halde kızarmayanlardan hangisi daha perişan halde acaba? Bunlar yaşanadursun; İzmir, Türkiye Yayıncılar Birliği ve TÜYAP işbirliği ile Kültürpark Fuar Alanı’nda düzenlenen 12. Kitap Fuarı’na ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 250 sivil toplum örgütü ve yayınevi 21-29 Nisan tarihleri arasında okurlarıyla buluşacak.
Ayrıca konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi, çocuklar için okuma saati gibi 122 kültür, edebiyat etkinliğinde 250 yazar, sanatçı, bilim adamı, gazeteci ve politikacı konuşmacı olarak yer alıyor. Yaklaşık 500 yazar da kitaplarını imzalayacak.
* * *
Önümüzdeki hafta cumartesi, yani 28 Nisan günü bendeniz de oralarda olacağım. Beyaz Yayınları’nın 303 A numaralı standında, 15.00-16.00 saatleri arasında, yeni kitabımı dostlarımla paylaşıp, ''anı niyetine küçük karalamalar düşürmeye çalışacağım, beyaza dolmakalemle...'' Eğitimlerde, konferanslarda tanıdığım, tanıştığım dostlara yeniden kavuşabilmeyi umuyorum. Televizyon ekranının önünü ve arkasını paylaştığımız, bu tek yönlü bir iletişimin sabırlı ve vefâlı izleyicileriyle ise artık tanışabilmeyi düşlüyorum. Kitabın arka kapağını bu kez kızım hazırladı. Belki ''içindekiler'' hakkında bir fikir verir sizlere:
''Sevgili Demirkol, paleontoloji merakından ve Sanço Panza’ya yönelik duyarlılığından fazlasına sahip ki, ‘Avlumda Bir Deve Var...’ ile bizleri yeni ufuk, merak, zevk ve bakış açılarına şans vermeye davet ediyor. Günlük hayatın küçük ayrıntılarını, belki de gerektiğinden fazla önemseyerek, sadece yönetim bilimi açısından değil, kültürsever bir tavırla, ‘kullandığı Türkçe’yi kâğıttan esirgemeden’ bizlere gösteriyor, hatırlatıyor. Cin ve Tonik’in aşkını anlatıyor ama kokoreçin damağında bıraktığı tadı da asla es geçmiyor. Yedi Bilge ile sohbet ederken, ne Midhat Paşa’yı, ne Geronimo’yu ne de Orson Welles’i unutuyor. Münir Nureddin Bey’i dinlerken Strauss’tan da zevk alınabileceğini kanıtlıyor. Farklılıklardan yola çıkarak, adeta aşûre lezzetinde sesleniyor bizlere. Belki de bu yüzden yaşıtlarımca ‘Onlardan daha genç’ olduğu söyleniyor... Bakalım babamın yuvarlak gözlüklerine, bu sefer hayatın hangi köşeleri çarpmış?''
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|