|
 |
|
|
Rövanş almak
Satır Arası / Deniz Sipahi
Haritayı önünüze alın bakın...Türkiye’nin çevresine, komşularına, özellikle de Müslüman devletlerine...
Suriye Cumhurbaşkanı’nın eşi Esma Esad’ın eşinin başı açık.
Ürdün Kraliçesi Reina’nın da öyle...
Mısır Devlet Başkanı’nın eşi Mübarek...
Fas Kralı 6. Muhammet’in eşi Salma...
Tunus Devlet Başkanı ve eşi Laila...
Malezya Devlet Başkanı’nın eşi Bayan Mohammet...
Pakistan Devlet Başkanı’nın eşi Sebha Müşerref...
Irak’ın devrilen Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in eşleri, kızları, gelinleri de öyleydi.
AKP’nin 11’inci Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül...
Hayrünisa Gül’ün başı kapalı...
Türban Köşk’e çıkıyor.
Hayrünisa Gül, başörtüsü taktığı gerekçesiyle okula kayıt yaptıramayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açmıştı.
Gül, başlangıçta bu davayı şöyle yorumlamıştı.
''Eşim hakkını arıyor, ne var bunda...''
Hayrünisa Gül, daha sonra davasını geri çekmişti.
Gül de bunu şöyle açıklamıştı.
''Eşim bu davayı kendi hukukunu korumak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisine verdiği hakkı kullanmak için açtı. Ben o zaman milletvekiliydim, bakan veya başbakan değildim. Şimdi bu iş hukuk meselesinden çok siyasi iş haline geldi. Eşim kendisi davayı çekecek.''
Şimdi Gül’ler Çankaya Köşkü’ne çıkıyor.
* * *
Ben türbana değil; içine bakarım.
Siyasette de, günlük hayatta da bu tavrın gösterilmesinden yanayım.
Yani birinci ve olmazsa olmaz tek kriter türban olmamalı diye düşünüyorum.
Ancak bu sefer yer Cumhurbaşkanlığı...
AKP bu tartışmaları Köşk’e taşımayabilir, Türkiye’yi rahatlatabilirdi.
Yapmadılar...
Belki de yapamadılar.
Başbakan Erdoğan’ın olmaması durumunda düşük profilli bir adayın olması partiyi sıkıntıya sürükleyecekti.
En önemlisi de Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın Erdoğan ya da Gül’ün dışında birisinin olması durumunda adaylığını açıklayacak olması böyle bir tercihi zorunlu kılmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın adayını açıkladığı sırada salonda zafer nidaları yükseldi.
Türkiye’nin bir numaralı makamına çıkacak kişinin belli olduğu bir toplantıda tavır yine değişmedi.
Sanki AKP’nin grup toplantısı değil de, bir derbi maçı...
Coşkuyu, heyecanı anlıyorum ama bu ortamı da kabul edemiyorum.
''Kıskananlar çatlasın...'' oranın değil; ancak tribünlerin sloganı olabilir.
* * *
Belki AKP’liler zafer sarhoşluğu içinde olabilir, belki de rakibine gol atmış bir takımın taraftarı gibi kendilerini hissedebilirler.
Ama hatırlatmak isterim.
Skor, rövanş almak değil; Türkiye’nin genelini kucaklayacak bir Cumhurbaşkanı yaratmak önemlidir. Zafer havasından süratle dönülmesi, bu ülkeye yakışır bir seçim sürecinin tamamlaması gerekir.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|