
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Sezer döneminde ne olmamışsa...
OHHH nihayet bitti, Türkiye'nin cumhurbaşkanı adayı belli oldu, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül...
Diyeceksiniz ki "O halde niye bu kadar beklendi?"
Bir gün gelecek, bu seçimin de kulisi yazılacak...
Bundan önceki cumhurbaşkanlığının nasıl seçildiğinin perde arkası daha yeni yeni açıklanıyor.
Sayın Ahmet Necdet Sezer'in seçimi kolay mı olmuştu?
En azından bugünkü AKP'nin yerindeki "Fazilet Partisi"nin içinde, neler dalgalanmıştı, neler...
* * *
Y. Faruk Mangırcı o günleri bilenlere hatırlatır, bilmeyenlere de anlatır. (x)
İktidarda CHP, ANAP, MHP koalisyonu vardır, Başbakan Ecevit'tir.
Koalisyonun cumhurbaşkanı adayı Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'dir.
* * *
YA Fazilet Partisi? Erbakan'ın partisine kime oy verecek?
Prof. Nevzat Yalçıntaş, cumhurbaşkanlığına adaylığını koymuş ve grupta şöyle demiştir:
"Hepinizin birer oyu var, oylarınıza tahakküm kuracak değilim ama, ben adaylığımı ilan etmeden önce de Sayın Genel Başkan'la da konuştum ve kendisinin de onayını aldıktan sonra adaylığımı koydum."
Yalçıntaş'ın açıklaması Fazilet Partisi grubunu iknaya yetmezdi, grup ikiye ayrılmıştır:
"Sezer'e oy verecekler, Yalçıntaş'a oy verecekler."
* * *
SEZER'e oy vereceği duyulan Abdullah Gül, hemen Yalçıntaş Hoca'yı aradı, Hoca'nın üzerinde hakkı vardır, İslam Kalkınma Bankası'nda işe başlamasında, doçentlik sınavına hazırlanışında katkısı büyüktür...
Abdullah Gül şöyle diyordu:
"Hocam, hem vallahi, hem billahi benim oyum sizin, Sezer'e oy verecek filan değilim."
Yalçıntaş Hoca afallar, ne diyeceğini şaşırır. Gruptaki Gül'e mi, telefondaki Gül'e mi, hangisine inanmalıdır?..
* * *
NEVZAT Hoca, yolda karşılaştığı Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'e durumu sorar, cumhurbaşkanı seçimi nedeniyle Fazilet Partisi ikiye bölünmüş görünüyordur, Melih Gökçek adresi gösterir:
"Bölünme Ankara'dan değil, İstanbul'dan, Tayyip Bey sizin adaylığınızı istemiyor."
Yalçıntaş, İstanbul'u telefonla arar, Tayyip Erdoğan'dan "Yenilikçi kanat niçin beni desteklemiyor?" diye sorar.
Tayyip Erdoğan'ın cevabı kesindir. "Siz, bizimle istişare etmediniz!"
Oysa istişare gerektiğinde, kendileri Hoca'yı arıyor ve görüşüyorlardı, cevap kuzuyu yemeyi kafasına koyan kurdun hikâyesine benziyordu.
* * *
PEKİ, niçin?
Mangırcı'nın yorumu şuydu:
"Recep Tayyip Erdoğan'ın Sezer'e olan desteğinin gerekçesi ise kısa bir süre sonra FP'nin kapatılmasıyla ortaya çıktı. Erdoğan, yeni bir parti kurmayı kafasında kesinleştirmiş ve FP'nin kapatılmasını bekliyordu. Eğer FP kapatılmazsa yenilikçi ekibin ayrılması zor olur, tabana ayrılık anlatılamazdı. Ama eğer FP de kapanırsa, ayrılığın gerekçesi daha rahat anlatılırdı.
RP ve FP kafasıyla olmuyor, biz değiştik, denilebilmesi için FP'nin kapatılması gerekiyordu.
Sezer'e verilen destek de bunun bir parçası olarak algılanmıştı Nevzat Yalçıntaş ve arkadaşları tarafından."
* * *
ŞİMDİ soruyorlar:
"Ne olacak?"
Cevap kısa: Ahmet Necdet Sezer döneminde olmayanlar...
Sıralayın, sıralayabildiğiniz kadar!
———————
(x) "Çankaya'da Son Tango", Birharf Yayınları.
h.pulur@milliyet.com.tr

