
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan sahabe davranışı!
ANKARA
Şu sıralar AKP'nin tepelerinden ya da Başbakan Tayyip Erdoğan'la Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yakın çevresinden kulağıma ilginç bir tartışma konusu çarptı.
Şu soruda özetlenebilir:
Erdoğan, Abdullah Gül'e Çankaya Köşkü'nün kapısını açarken asıl fedakârlığı kim yaptı?
Erdoğan mı, Gül mü?
Kimine göre fedakârlık, başbakanlıktan vazgeçen Gül'e aitti.
Kimine göre de cumhurbaşkanlığından vazgeçerek asıl fedakârlığa Erdoğan katlandı. Böyle düşünenlerden biri dün şöyle dedi:
"Tayyip Erdoğan'ınki tam bir sahabe davranışıdır."
İlk kez duyuyordum.
Anlamını sordum.
Yanıt şöyle geldi:
"Hazreti Muhammed'in en yakın çevresindeki arkadaş halkasına sahabe denir. Sahabe davranışı ise insanın kardeşini kendisine tercih edecek derecede bir fedakârlıkta bulunmasıdır. Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'yı Abdullah Gül'e bırakmış olması böyle de tarif edilebilir."
"Peki, bu noktaya nasıl geldi?"
"Tamamen dahili nedenlerle... Erdoğan, eğer 14 Nisan'ı ciddiye falan almış olsa, o zaman kesin çıkardı Çankaya'ya... Ama Erdoğan daha çok parti içindeki dengelere baktı. Milletvekilleriyle halkın ve de seçmenin nabzını tuttu. Ayrıca Başbakan olarak koymuş olduğu hedefleri tamamlaması gerektiğini biliyordu. Daha partiyi kuralı altı yıl olmuş. Dört buçuk yıldır iktidardasın. Şimdi bunu bırakıp Çankaya'ya çıkmak çok egoistçe olurdu. İnsanlar sana güvenmiş, sen onları bırakıp gidiyorsun."
"Yani daha yapılacak çok şey var anlayışı da mı Erdoğan'ın Gül tercihinde rol oynadı?"
"Aynen öyle oldu. Şu da var. Bütün anketlerde Tayyip Erdoğan'ın popülaritesi en önde geliyor. Onun altında hükümet, onun da altında parti... İnsanlar partiden çok, Tayyip Erdoğan diyorlar."
DEMİREL'DEN FARKLI
Erdoğan'a yakın kaynak şöyle devam etti:
"Türk siyasi hayatında Erdoğan'ın fedakârlığının örneği yok. Bakın Özal'la Demirel arkalarına bile bakmadan, partilerini bırakıp Çankaya'ya çıkmışlardı. Hatırlayın, onların partileri ANAP'la DYP o tarihlerde inişe geçmiş durumdaydı. Buna karşılık şimdi AKP ayakta ve çok iyi vaziyette. Erdoğan, partisini bırakmadı, Çankaya'ya çıkmadı. İşte bunun için, hele Özal ve Demirel'le mukayese edince, Erdoğan'ınki sahabe davranışı... Böyle bir duruşu herkes anlayamaz. Demirel'i düşünün. Daha bu yakınlarda 'Hiçbir fani Çankaya'ya hayır diyemez!' demeye getiriyor ve Erdoğan'ı ne kadar zaman önce cumhurbaşkanı ilan ediyordu Demirel... Ama olmadı. Tabii şu da var. Gül de vakti zamanında kendi oturduğu Başbakanlık koltuğunu Erdoğan'a anında bırakmıştı. Bu duruşlardaki yalnız siyasi değil, insani, ahlaki boyutların üstünde düşünmek de faydalı olabilir."
GÜL ÖNCE İSTEMEDİ
Gül'ün çevresine gelince...
Bu çevredeki bazı kaynaklar da fedakârlığın yalnız Erdoğan'a ait olmadığını, Gül'le paylaşılması gerektiğine işaret ediyorlar.
Bunda da gerçek payı var.
Gül'ün gönlünde Çankaya'dan çok başbakanlık yatıyordu. Bunun için de Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını istiyordu.
Nitekim, son dakika görüşmelerinde Abdullah Gül önce cumhurbaşkanı olmak istemedi. Ama bunun üzerine Bülent Arınç faktörü su yüzüne çıkınca, Abdullah Gül kendi tercihini Çankaya'dan yana kullanmak durumunda kaldı.
Kuliste bu noktaya dikkati çekenler, "İşte bu da Gül tarafından bir fedakârlık örneğidir" diyorlar.
Şu sıralar AKP zirvesinde öne çıkan konular arasında iki tanesi de galiba öncelik taşıyor:
367 konusu...
Erken seçim...
AKP kurmayları 367'yi ciddiye alıyorlar. İşi Anayasa Mahkemesi'ne bırakmak istemiyorlar.
ANAP'ın (20 milletvekili), bağımsızların (9), DYP'nin (4) yarınki ilk tur oylamada CHP'nin dümen suyundan gideceklerine ihtimal verilmiyor. En azından bu milletvekillerinin toplantıda hazır bulunarak (AKP'nin 354 milletvekiliyle birlikte) 367 ya da üzerinde bir sayıyla Çankaya turlarına başlanacağı inancı ağır basıyor.
Ancak, dün akşam saatlerinde ANAP ve DYP genel başkanları Mumcu'yla Ağar'ın hükümete yaptıkları erken seçim çağrısıyla Çankaya yolunda 367 konusu yeni bir belirsizlik kazanmış durumda...
ERKEN SEÇİM...
Genel seçimlere gelince...
Üç tarih var:
15 Temmuz, 1 Eylül, 4 Kasım.
İlk ikisi erken seçim tarihleri.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in 15 Temmuz'da, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın 1 Eylül'de erken seçimden yana oldukları biliniyor. AKP'nin kurmayları arasında yer alan kimileri, seçim ne kadar erken olursa parti için o kadar iyi olur görüşünü taşıyorlar.
Biri şöyle dedi:
"Cumhurbaşkanı seçiminden hemen sonra, sıcağı sıcağına seçime gitmek lazım. Ak Parti bu sayede iki üç puan daha artırır oylarını... Cumhurbaşkanını da kendilerinden seçtiler havası, seçmen nezdinde bizi güçlendirir."
Kısacası:
Erken seçim ihtimali de var.
Yazılar bir süre daha Ankara'dan...
TEZİÇ'E SALDIRI
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e yönelik silahlı saldırı girişimini şiddetle kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bazıları da Sahabe olmak için bir süre Hz. Muhammed ile birlikte bulunmanın gerektiğini savunur. Genel görüşe göre Hz. Muhammed ile bir süre birlikte bulunan, onu gören her Müslüman sahabeden sayılır. Hadis bilgini Buharî de bu görüşü savunur. Dini hükümler konusunda Kuran'dan sonra en önemli delil olan "sünnet"ler Hz. Muhammed'in söylediklerini duyarak, yaptıklarını görerek anlatan sahabenin sözlerine dayanır. Kuran'da ve birçok hadiste sahabe övülür.
Bu yüzden hadis araştırıcıları hadis nakli konusunda sahabeyi güvenilir kimseler (udul) sayar.
(Meydan Larousse)
h.cemal@milliyet.com.tr

