Ne gerek var İbrahim Bey?
"15 tane, vatanını seven Türk evladı, Futbol Federasyonu'nu yönetmektedir."Bunu söyleyen, Futbol Federasyonu'nun Yönetim Kurulu üyesi.
Lig TV'nin haberlerinde, kendi kulaklarımla duydum.
Saat, gece yarısını biraz geçiyordu.
7-8 gündür, vücudumu saran grip, oldukça yormuştu beni.
Uyukluyordum.
Yanlış duydum zannettim.
Girip, Lig TV'nin internet sitesine baktım.
Doğruymuş.
Fazlası da varmış.
Sayın üye, vatan hainlerini lanetliyordu.
* * *
İşte o anlardan biriydi yine.
Her şeyi bırakıp, kaçıp gitmek istedim.
Yine beynime ağrılar girdi, yine midem kasıldı, yine kollarım uyuştu.
Gerildim yine.
* * *
Birilerinin, sayın üyeye ne iş yaptığını söylemesi lazım.
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi o.
Futbolun bir memuru.
Ve kendi isteğiyle orada.
Ve...
İşinin içinde, vatan haini, lanet, vatanını seven Türk evladı gibi kelimelerin yeri yok.
İş mi bu yaptığı?
* * *
Dün özür dilemiş sayın üye.
"Federasyonu yıkmak isteyenleri kast etmedim" demiş.
Bu özür için de bir özür gerekiyor.
Farkında değil.
Hem...
Bu vatan onun veya onların mı ki, karşı olan hain oluyor?
Federasyonu yıkmak isteyenler de vatanını seven Türk evlatları.
Onun bakış açısıyla, o ve arkadaşları da vatan haini oluyorlar.
Ve...
O da hemen fark etti ne dediğini.
Lafını yedi, ama kimse yemedi...
* * *
Evet, ruhumun daraldığı anlardan biriydi.
Uzatmak istemiyorum.
Vatan haini olmak da var durup dururken.
Lanetlenmek de.
* * *
Sanki, bir ülkenin istiklal andı, gibiydi, sayın üyenin söyledikleri.
Ya da işgalden kurtulan bir milletin özgürlük manifestosu.
Veya bir sıkıyönetim bildirisi gibiydi.
Çok kısaca...
Türk futbolunu, futbol ailesi adına yönetmeye talip olan, futbolun memuru olması gereken federasyonun bir üyesine yakışmadı.
Hoş kaçmadı.
Amacını aştı sayın üye.
Ve...
Tabii bence.
TRT, Stadyum ve ben
Bazen her şeyi bırakıp, kaçıp gitmek istiyorum...
Bazen.
Ve...
Bu bazenler, eskiden bazendi.
Son zamanlarda sık sık.
* * *
TRT ve Stadyum mesela...
Ben ve TRT hariç herkes, bir şey yumurtluyor.
Hadi ben efendilikten susuyorum...
Susuyorum, polemik olmasın diye, Stadyum devam ediyor diye.
Ama...
TRT de susuyor.
Allah Allah.
* * *
TRT'nin bana verdiği maddi, manevi zararı geçtim.
Ağızlara sakız oldum.
Çiğneniyorum.
Onu da geçtim...
Markam dibe vurdu.
Altyapım sağlam Allah'tan, ne olduğumu biliyorum, duymam, umursamam, takmam, takılmam.
TRT kurumu ile ilgili zaten hiçbir sorun yok...
Kurumun içinde hiç kimseyle de zaten bir sorunum yok.
Biliyorum sonuçta, ne olduğunu, niye olduğunu.
Tek doğrunun benim bildiğim olduğunu da biliyorum.
Ama ailem var, dostlarım var, sevdiklerim var, beni sevenler var.
En önemlisi, benle iş yapanlar ve iş yapmaya niyeti olanlar var.
Onlar merak ediyor.
Ben ne söylesem boş.
Söylesem "ne diyecekti yani?" diyecekler.
Aptal mıyım?
Ama...
TRT bir çift laf etmeli.
Ve...
Ayıp oluyor artık.
Bana.
* * *
TRT'nin Stadyum'unda 1.5 senem geçti.
Ayrıldıktan sonra, 1.5 telefon gelmedi bizim stüdyodan.
Arayan da anamı sordu, babamı değil.
Pes...
Valla pes...
Neler oluyor bize?Anlayamadığım şu:
Futbol bir oyun.
Ve...
Başkanı, yöneticisi, federasyonu, futbolun ailesi, birbirlerine girmiş.
Ortam stresli.
Tehlikeli.
Ve gergin.
Ve böyle bir ortamda biz...
Hani lafın gelişi biz, ben de o bizin içinde olayım diye.
Bize fena halde giydireceğim de...
Yoksa ne alakam var.
* * *
Bu herkesin sinir katsayısının en yüksek olduğu kaosun içinde, gırgır yapacağımıza, güleceğimize, güldüreceğimize, eğlenip eğlendireceğimize, niye bu kadar gerginiz, niye bu kadar stresliyiz?
Alt tarafı futbol yorumluyoruz.
Üstelik göz önündeyiz.
Göz göre göre.
Futbol konuşurken, en zeki, en çabuk adamların bile IQ'sunun 50'nin altına düştüğü bu futbol ortamında, hadi "diğerlerinin kendilerine göre bir sebepleri var" diyelim.
Ama...
Yorumcu niye asabi olur, yorumcu niye bağırır niye çağırır, niye gülmez?
Futbol medyasında, üç büyüğün uzantıları var, federasyonun uzantıları var, başkanların, yöneticilerin adamları var.
Her hafta kaşıyorlar da kaşıyorlar.
Hep kendilerine, patronlarına yontuyorlar da yontuyorlar.
Her hafta, her teknik direktöre, her sisteme, her taktiğe, dibine kadar giydirenlere, kendi yorumlarına en ufak bir yorum yapıldığında, ortalığı ayağa kaldırıyorlar.
Nasıl bir hava o öyle?
Nasıl bir tavır o öyle?
Kulaklar dikiliyor, suratlar düşüyor.
Ekşiyorlar.
Nooluyoruz yaa?
Bir kere daha yazalım...
Eğer profesyonel değilseniz, eğer işiniz bu değilse, sağlıklı bir insanın hayatında futbol, aileyle yenen bir akşam yemeği kadar olur.
Ablalarla, teyzelerle, amcalarla içilen bir beş çayı kadar.
Ya da sevgiliyle seyredilen bir film kadar yer alır, insanın hayatında.
Futbol bir yaşam olamaz, yaşamın içinde olur.
Bir insanın hayatı futbol olamaz, futbol insanın hayatının içinde olur.
Eğer böyle olmazsa da...
İşte böyle olur.
Ve...
Futbolu, bu tip insanlar yönetmeli, seyretmeli, yorumlamalı.
Yaşamında aileyle yenen bir akşam yemeklerine, ablalarla, teyzelerle, amcalarla içilen beş çaylarına, sevgiliyle seyredilen filmlere zaman ayırabilen insanlar.
Ve...
Tabii bence.
bilgingokberk@mail.com

