Eski tüfekler
Bu da bir kupa mücadelesi... İki taraf da zamana oynayıp fırsat kolladı. Fenerbahçe ilk yarıda isteksiz, etkisiz ve renksizdi. Alex ve Tümer'in liderliğinde oyunu taşımaya çalıştılar ama Beşiktaş, hem savunmada hem de orta alanda ev sahibine karşı çok daha diri, sakin ve bilinçli karşılıklar verdi. Tigana asıl kozu olan Bobo'yu yanında oturtup, Nobre, Delgado ve Ricordinho ile rakip yarı alanda göstermelik oyalama oyunu oynarken gole asıl ihtiyacı olan Fenerbahçe'de Tuncay'ın dışında skor kaygısıyla mücadele eden oyuncu yoktu. Maç boyunca Mateja Kezman buluştuğu topları büyük bir acemilikle ezdi. Bir şutunun direkten dönmesine rağmen Fenerbahçe'nin umut bağladığı ayaklarından gol bekleyebileceği gerçek bir santfor kimliği sergileyemedi.
Hadi Beşiktaş'ın zaman tanrısı Kronos'a oynadığını anlayalım. Çünkü cebinde ilk maçın 1-0'lık kredisi ve önceliği vardı. Ama Fenerbahçe iki farklı galibiyete oynama hırs ve iştahını özellikle ilk yarıda gösteremedi. Beşiktaş'ın neden ligin en az gol yiyen ekibi olduğunu savunma paratlarıyla gördük.
Artık Zico mu, futbolcular mı bu elektriği sağladı bilemem... Ama ikinci yarıda Fenerbahçe iştahını, isteğini, hırsını ve enerjisini yanına alarak doğrudan kaleye yönelip etkili bir hücum oyunuyla Beşiktaş kalesini adeta topa tuttular. Bu hengamede Beşiktaş savunmasıyla orta alan arasındaki ilişkiler koptu. Fenerbahçe Tuncay'ın şutuyla direği sarstı. Ardından Alex ve Kezman'ın akıl almaz hovardalıklarına tanık olduk. Derken, Beşiktaş'ın eski tüfeği Tümer, Mustafa Doğan'ı inanılmaz bir vücut çalımıyla ekarte edip golü atıverdi. 24 yıldır kupa hasreti çeken Fenerbahçe için bu gol arifeden başlayan bir bayram sevinciydi. Beşiktaş skor avantajıyla maçın en çok uzatmaya gideceğini bilerek Bobo ve sonrasında Mehmet Sedef'le kadrosunu yeniledi ve işi uzatmaya götürdü. Altıncı korneri kazandıklarında Nobre'nin kafa vuruşuyla kupanın finaline de uzandılar. Ehhh, Nobre de Fenerbahçe'nin eski tüfeğiydi.
Fenerbahçe Celta Vigo ve, AZ Alkmaar maçlarını hatırlarsak zorluk derecesi yüksek maçları taşıyamıyor. Skor avantajını geliştiremiyor. Direnen rakibi karşısında savunma güvencesini de kaybederek kontrolsüz bir hücum anlayışıyla koşuşturuyor. Bence Zico'nun bu sezon elinden kaçırdığı maçlar kadro için bir ibret dersidir. İnönü'deki son derbi ne olur, onu da bu tablonun karşısında çözebilmek mümkün değil!
Selçuk Dereli, Lugano'ya gösterdiği kırmızı kartta haklı, ama Baki Mercimek'e gösteremediği ikinci sarı pozisyonunda hatalıydı. İki takım oyuncuları zaman zaman o kadar gerildiler ki kavga çıkıp ağız burun kanamadıysa sevinelim!
agokce@milliyet.com.tr

