
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Ebeleri bilinemeyen çeşit çeşit öcüler çoğalırken
İki avuç büyüklüğünde koyu yeşil bir sarmaşık yaprağının tam ortasında, küçük parmak boyunun yarısı kadar, aynı koyu yeşillikteki minicik bir kurbağa...
İnsanın; doğadaki şaşırtıcı güzellikleri, sesleri, renkleri, bin bir türlü değişik canlıyı, balıkları, kuşları, kelebekleri ve estetiği; kaç yaşlarında, hayranlığını artıran boyutlarla değerlendirmeye başladığını düşünürken...
* * *
850 bin yapının sakıncalı olduğu resmen saptanmış olan İstanbul'da beklenip duran yok edici deprem, sanki gerçekleşiyormuşçasına sarsılıverdi içim.
TV kanalları son dakika haberi olarak, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e karşı bir suikast girişimi olduğunu bildiriyorlardı.
* * *
Köyceğiz'e geldiğimizden bu yana 10 gün içinde, Malatya'daki barbarlığı da aşan bir vahşetten sonra, bu kez de Ankara'da Teziç'e karşı suikast girişimi...
Sanki Danıştay 2. Daire yargıcına karşı gerçekleştirilen suikast paralelinde...
Sıkılıp duran kurşunlar zincirine Trabzon'daki rahip Santora cinayeti ile, İstanbul'daki Hrant Dink cinayeti de eklenince...
* * *
Artık bendenizi, her ne kadar 25 yıllık aile dostumuz diş doktoru Sonia'nın muayenehanesindeki dişçi koltuğu; açık oturumların siyasal tartışmalarındaki, 21. yüzyılın hakemliğini yaptığı zırvalama şampiyonluğundan, çok daha fazla ilgilendiriyorsa da; Teziç'e karşı Ankara'daki suikast girişimiyle fena sarsıldım.
İçine girilen çalkantılı dönemin, bir anda vites büyütmesi içimi ürpertti.
* * *
Elbet de Türkiye'nin genç kuşakları, 20. yüzyılı da ıskalamış olmanın bedelleriyle, burun buruna gelerek yaşayacaklar.
Ama çalkantılar, belalı bir depreme hemen dönüşmemeli en azından.
* * *
Üretim teknolojisindeki değişimler sonucu, gelişen Batı burjuvazisinin yarattığı politik kadrolar yanında; Türkiye'de politik kadroların yaratmaya çalıştığı burjuvalaşma görüntüsü, bürokratik bir oligarşinin içine kilitlenmişti.
Şimdilerde de "cami" parfümlü taşra politikasındaki alaturkalık, "kışla" parfümlü oligarşik alafrangalığı zorluyor.
* * *
Türkiye daha 80 yıl öncesinde; köylü ağırlıklı bir toplumun, eğitim sayesinde burjuvalaşabileceği yanılgısına düştü.
Tıpkı, gemileri ve limanları olmayan bir ülkede; kaptan yetiştiren deniz ticaret liseleri açmakla, denizciliğin gelişeceğini sanmak gibi.
* * *
Bütün bu yanılgılar ve çarpıklıklar; İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olduğu zaman, kendisinin ilk Başbakanı Dr. Refik Saydam tarafından şöyle açıklanmıştı:
- Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur.
Bir daha hiç kimse araştırmadı bu saptamayı.
* * *
Bendeniz biliyorum ki; Başbakan Tayyip Bey ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanlığı adayı Abdullah Gül, bendenizin yaşına geldiklerinde; Rusya da çoktan AB üyesi olmuş bulunacak.
Ve Köyceğiz'in Sandras Dağları eteklerinde; bugünkü İngiliz, Hollandalı, Alman villalarının yanına Rusların villalarıyla, Japonlarınki de eklenecek.
Günümüzün absürd zıtlaşmalarıyla, ebeliğini kimlerin yaptığı bilinmeyen tabancalı öcüleri için de, o dönemin yöneticileri:
- Onlar geçmişte kaldı, diyecekler.
* * *
İletişim ve ulaşım teknolojilerinin çok hızlı küçülttüğü dünyamızda; etli şaraplı, kadınlı kahkahalı burjuva enternasyonalizmi; kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe kahvelerinin simgelediği, 4 milyar yoksullu yerel köylülükleri, değiştirme sürecini başlatmış durumda...
Taş devrinden uzay çağına nasıl gelinmişse; böylesi bir değişim de, ne kadar direnilirse direnilsin, durdurulamaz...
Direnmeler, sakıncalı çalkantılara neden olur sadece.
* * *
Üretim teknolojileri değiştikçe; doğanın diyalektiği, toplumların da eski koşullanmalarını değiştirmekte.
Ne yazık ki bürokratik oligarşi; çeşitli yasa ve yasaklarla, Türkiye'yi çok uzağında tuttu, değişimleri açıklayan bilimsel bir dilin.
* * *
Teziç'e karşı girişilen suikastin faili, 7 saat içinde yakalanınca, yüreğimin sıkışıklığı gevşedi...
İki avuçluk yemyeşil bir yaprağın ortasında, aynı renkteki minik kurbağacık, Ankara'daki politik tatavaların çok dışında.
23-25 yıl sonra da, bugünkü tatavalar "geçmişte kalmış" olacak.
* * *
Acaba bendeniz de -kimse hatırlamasa bile- haklı mı çıkacağım, yoksa tam bir dangalaklık örneği gibi mi silinip gideceğim?
Boş verin...
Köyceğiz Gölü'ne doğru yürümenin tadı çok daha rahatlatıcı; siyasal polemiklerle, ebeleri gizli suikastlere ve çete cinayetlerine takılı kalıp, pis pis düşünüp durmaktan.
c.altan@prizma.net.tr

