
Faik ÖZTRAK
Top piyasalarda değil vatandaşta
Siyasetin Türkiye'nin gündemine tamamen hâkim olduğu günlerden geçiyoruz. Normalde siyasette bu kadar iniş ve çıkışın, belirsizliğin yaşandığı dönemlerde piyasalarda da bir dalgalanma olması beklenir. Oysa siyaset ve ekonomi birbirinden tamamen ayrışmış görünüyor. Borsa rekor kırıyor, TL hızla değerleniyor.
Yapısal reformlar değil küresel piyasalar
Bazıları bunun son krizin ardından Türkiye'de gerçekleştirilen yapısal reformların sonucu olduğunu söylüyor. Bu kısmen doğrudur. Ancak Türkiye'nin tarihinin en sancılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birini yaşadığı da ortadadır.
Ekonomide yaşananların arkasında daha çok küresel piyasalarda oyuncuların gözü dönmüş boğa gibi davranmaları var. Hızla saldırdıkları gelişmekte olan ekonomilerden oluşan kırmızı pelerinin arkasında kılıç olup olmadığı umurlarında değil.
Onları sadece küresel ekonomide lokomotif rol oynayan gelişmiş ülkelerde ve Çin'de olan bitenler ilgilendiriyor. Orada da işler şu anda coşkuyu artıracak yönde gelişiyor. Başta ABD borsası olmak üzere dünya borsaları rekora doymuyor.
Piyasa yorumcuları adayı olumlu karşıladı
Bu hafta birkaç aydır süren cumhurbaşkanlığı adayının belirlenmesiyle ilgili belirsizlik sona erdi. Yurtdışındaki piyasa yorumcuları Sayın Gül'ün adaylığını olumlu karşılamış görünüyor.
Bunun arkasında iki neden var. Birincisi, Sayın Gül'ün dışarıda iyi tanınması, hükümette popülist taleplere karşı çıkan biri olarak bilinmesi ve Başbakan'a göre daha esnek bir görünüm sergilemesi. İkincisi ise muhalefetin bu süreçte stratejisini Başbakan'ın cumhurbaşkanlığına çıkmasını engelleme üzerine kurması. Bunun sonuç vermesi siyasette bir yumuşama olacağı beklentisini yarattı.
İçeride algılama farklı
Oysa içeride durum dışarıdan görüldüğü gibi değil. Sayın Gül'ün adaylığının 14 Nisan'da sokağa dökülen kitleleri rahatlatması zordur. Toplumun geniş bir kesimi Sayın Erdoğan'la Sayın Gül arasında ideolojik geçmişleri bakımından bir fark görmemektedir. Bu kesimlerin huzursuzluk, dışlanmışlık ve dayatmaya karşı çıkma duygusu yükselecektir. Protestolar artacaktır.
Onaylanan her atama, her karar, her kanunun, gizli bir hedefin parçası olup olmadığı huzursuz edilen kesimler tarafından artık daha güçlü bir şekilde tartışılacaktır. En doğru yapısal reformlar dahi bu bakış açısıyla zaafa uğrayacaktır.
Sayın Sezer'i en çok bu hükümet arayacak
Bundan sonra hükümetin işi eskisinden çok daha zor olacaktır. Aslında hükümet kendisini de rahatlatan bir güçler dengesini bozmuştur. Korkarım şu andaki Cumhurbaşkanımızı en fazla arayacak olan da yine bu hükümet olacaktır.
Küresel coşku sönmeye başladığında ise küresel yorumcuların kaçış gerekçelerini hep birlikte okuyacağız. Hiç şüpheniz olmasın, şimdi alkışladıkları sürecin neden olacağı siyasi gerginlik bu gerekçelerin başında gelecektir.
Artık yaratılan potansiyel istikrarsızlığı algılamak ve çözmek sandık önüne gelen vatandaşa düşmektedir. Tabii siyasetin de geniş kesimlerin sorunlarını kavrayan, yeni endişeler yaratmayan çözüm alternatiflerini onlara sunabilmesi kaydıyla.
foztrak@yahoo.com

