
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
İçerde 'politika ruleti' dönerken, dünyada 'çağdaş uygarlık' örnekleri
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ruleti hızla dönüyor. Bugünkü gazete manşetleri, hem ruletin hangi sayıda durduğunu; hem de genel seçim tarihi için, oyunun yeniden başladığını ilan edecek.
* * *
Türkiye'nin çalkantılı bir döneme doğru kayması; son 80 yılda, nelerin hiç mi hiç şeffaflaşamadığı ve hangi etkilerle tepkilerin yaşandığı, bilimsel bir süzgeçten geçirildiğinde; pek de bir sürpriz sayılmaz.
* * *
Hedef "çağdaş uygarlık düzeyi"ne ulaşmaktı. Başka bir anlatımla, köylü ağırlıklı olmaktan, burjuva ağırlıklı olmaya geçmekti.
Ne var ki, tarımsal üretimden, endüstri üretiminin pekişmesine geçmeden; askeri emir ve yasalarla "imaj" değiştirmeye yönelmek, "çağdaş uygarlık düzeyi" ile bütünleşmeye yetmiyordu.
Ve ortaya çıkan boşluk ve lehimsizlik, şöyle açıklanıyordu:
"Biz bize benzeriz"
* * *
"Çağdaş uygarlık düzeyi"ne ulaşma hedefi, sürekli tekrarlanıp durdu.
Ama "onlar-biz" ayrımı da tekrarlanıp durdu.
Hazine'den geçinmeli bir makam sahibi olmanın itibarı ise; bir meslek sahibi olmanın önemine bin basıyordu.
Zaten köylü ağırlıklı nüfusa oranla, gerçek bir meslek sahibi olanların sayısı da, binde 1 bile değildi.
Kestirmeden zenginleşmenin yöntemleri ise, karanlık ve gizli ilişkilerden geçiyordu.
Bu tür konuları büyüteç altına almaya kalkanlar da, suçlanıp cezalandırılıyorlardı.
* * *
Değişen teknolojiler, iletişim ve ulaşımda sağlanan çok büyük aşamalar ve Avrupa Birliği'nin ortaya çıkmasıyla; Türkiye'nin de, örtülenmiş makyajsız çehresinin görünmeye başlaması normaldi.
"Cami" parfümlü taşra alaturkalığı, "kışla" parfümlü İstanbul alafrangalığı ile; hızlanan göçler ve 2 kişiye 1 cep telefonu, 7 kişiye bir motorlu araç düşmeye başlamasıyla, tam bir bulamaca ve hırlaşmaya dönüşüyordu.
Yani efendim, çalkantılı bir döneme doğru kaymak, kaçınılmaz oluyor gibiydi.
* * *
Kızılyaka'daki Osman Aydın'la eşinin güveçte kuru fasulye ve hemen fırından çıkma kuşbaşılı, kıymalı, peynirli, tahinli çeşitli özel pideler yenen lokantasına; İngilizler de dadanmaya başladı, pizza meraklısı İtalyan turistler de...
Osman'ın oğlu Yusuf, ABD'de bile becerdi hayatını kazanmayı; yeğeni Muhammed ise Hacettepe Üniversitesi'nde...
Ankara'daki politika ruletinin sonucu, vız geliyor Osman Aydın ile ailesine.
* * *
Dünyadaki çağdaş uygarlık örneklerine gelince...
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra, Rusya'nın ilk başkanı olan Boris Yeltsin, içkiyi de aşırı seven sevimli bir siyasetçiydi.
Kendisi Washington'da, Başkan Clinton'la yan yana kürsülere çıkmış, açıklamalar yaparken, gazetecilere kızmış ve:
- Sizler hepiniz, orospu çocuğusunuz demeye benzer, bir şeyler söylemişti.
Ve Başkan Clinton, kahkahalarla gülmekten iki büklüm olmuştu.
* * *
İstanbul'daki bir NATO toplantısında ise, Başkan Clinton, Yeltsin'in politikalarını eleştirirken:
- Ben size Amerikan Başkanı olarak değil, bir dünya vatandaşı olarak hitap ediyorum, diyordu.
İlk kez bir ABD Başkanı, "dünya vatandaşı olma" kimliğini de, dile getirmiş oluyordu.
* * *
Boris Yeltsin, 76 yaşında ayrılıverdi dünyadan. Cenaze törenine katılanların listesi çok çarpıcıydı:
ABD eski başkanlarından Bil Clinton ile George H.W. -baba- Bush; eski Britanya Başbakanı John Major; eski Polonya Devlet Başkanı Lech Walesa; SSCB'nin son lideri Mihail Gorbaçov...
Yeltsin, vasiyeti üzerine de; sanatçıların, bu arada Anton Çehov ile Nazım Hikmet'in de yattığı Novodeviçi mezarlığında toprağa verildi.
* * *
Bu arada Şili'deki La Silla rasathanesi de, "Harps" teleskopu ile yaptığı gözlemler sonucu, tıpkı dünyadaki koşullara sahip, yeni bir gezegenin bulunduğunu duyurdu.
Yeni gezegen, dünyaya 120 trilyon mil uzaktaymış ve dünyaya en yakın gezegenlerden sayılıyormuş.
Yeni keşfedilen gezegende su ve yerçekimi bulunduğu da iddia ediliyor. O gezegen de başka bir güneşin çevresinde dönüyormuş.
* * *
Ankara'daki politika ruleti; Osman Aydın'ın fasulye güveçli, çeşit çeşit pideli lokantası; Boris Yeltsin'in cenaze töreni ve evrensel dostları; yeni keşfedilen ve dünya küresine benzer bir gezegen...
* * *
Enseyi karartmayın; her ne kadar şimdiye dek "çağdaş uygarlık düzeyi" ile bütünleşmeyi beceremediysek de; 21. yüzyıl, Türkiye'nin de kendisiyle bütünleşmesini sağlayacaktır; epey uzunca bir süre, sakıncalı bir çalkantılar döneminden geçilecek olsa da...
c.altan@prizma.net.tr

