|
 |
|
|
MÜZİK
Bir azizenin vefa borçları
Patti Smith "Twelve" albümünde köklerine dönmenin, kendini yücelten şarkılara vefa borcunu ödemenin kıvancını yaşıyor
MURAT BEŞER
Kısa aralıklarla alıp arşive koymaya değer iki önemli cover albümün çıkması şaşırtıcı ve sevindirici. Bir ay önce Bob Dylan şarkılarının yorumlarından oluşan Bryan Ferry'den sonra şimdi de Patti Smith'in "Twelve" albümünün kapağını okşamak çok keyifli.
Elimizdeki 12 şarkılık albümün keyfiyeti, aslında sanatçısının ahlaki mecburiyetinin ürünü. Patti bu albümü yapmak zorundaydı. Çünkü her büyük sanatçı gibi şimdiden efsane katına yükselmiş bu rock'n roll kraliçesi de, yolun bir noktasında referanslarına, çocukluk hayallerine ya da yaşamının belli noktalarında onu derinden etkilemiş kesitlere geri dönerek hesaplaşmak
ya da ustalarının önlerine dikilip ceketinin düğmelerini iliklemek zorundaydı.
Eğer yapmasaydı söylemek istediklerinin önemlice bir kısmı içinde kalacak; üzerine tozlar kondurulamayan kariyeri illa bir yerlerinde eksikli gedikli olacaktı. Neyse ki bu albüm çıktı ve Patti rahatladı.
Gerçi biz onun makyajları henüz tamamlanmamış bu yüzünü 1974'teki ilk single'ı "Hey Joe", Van Morrison'un "Gloria"sı gibi yorumlarından biliyorduk, ancak tamamı bu paletten boyanmış tablosuna ilk kez şahit oluyoruz.
Denge kuran sıfatlar
Sıradan biri değil Patti. Tercihleri de sıradan değil. Tek başına Jimi Hendrix'in üç akorlu kolay parçalardan birini değil de, "Are You Experienced?"i seçmiş olması bile, bu tekinsiz kadının müzikal karakteri hakkında hayli fikir verici.
"Twelve" albümündeki repertuvar, Patti'nin sırlarını ifşa ediyor. İlerici punk şairliğini, rock azizesi olarak ahlakçı değerler taşıyan bir hüviyetle dengelediğini söylüyor.
Bu şarkıların bir punk şairinin güçlü sesiyle söylenmesi başlı başına onlara ilgi göstermeye yeterli. Örneğin "Everybody Wants to Rule the World"ün mesajının Tears For Fears tarafından verilmesi ile Patti tarafından verilmesi arasında büyük fark var. 80'li yıllar pop şarkıcıları ile rock kasabasının kanun koyucusu arasındaki hitabet farkı bu. Ya da köşe başındaki şarapçı ile din adamının öğüdü arasındaki fark gibi.
Konuşarak girdiği Jefferson Airplane'in "White Rabbit"inde, bir başka ikona Grace Slick'e manevi borcu ödüyor. Keza The Beatles'dan "Within You Without You", Jim Morrison'dan "Soul Kitchen"; Patti'nin adeta kendine mal ederek yeniden sunduğu vefa dolu parçalar. "Boy in The Bubble", Paul Simon'ın güneş ışığıyla yıkanmış huzurunu rock'n roll naralarına tahvil ediyor. "Smells Like Teen Spirit"te, Kurt Cobain'in ıstırabını bir çığlığa dönüştürüyor.
Yeniden yaşanan zamanlar
Tarzının çok uzağında olmasına rağmen Stevie Wonder'ın "Pastime Paradise"ı, tam bir tutku ürünü. Dostane bir duygu içinde yaklaştığı eski şarkıları okuyan Patti, mütehakkim sesiyle yeniden yol veriyor bu şarkıya. "Horses"tan herhangi bir şarkıyı okuyan bir eminlikle yaklaşıyor; içine çekiyor ve öyle söylüyor.
Patti'nin sabit kadrosuna eşlik eden çok ilginç isimler var bu çalışmada. Bançoda oyun yazarı Sam Shepard, Red Hot Chili Peppers basçısı Flea, gitarlarda Tom Verlaine ve The Black Crowes'dan Rich Robinson bunlardan bir kaçı.
Ayrıca ilk dönemine has bir lezzet var albümde. O günleri muhtemelen yeniden yaşıyor şarkıları söylerken sevgili Patti. Köklerine dönmenin, kendini yücelten şarkılara vefa borcunu ödemenin kıvancını yaşıyor. Dinleyenlere de yaşatıyor.
Dans etme ihtiyacı
Yeni şarkısı "Dans Etmeye İhtiyacım Var"da tüm albümü özetliyor Aslı: "Aklım yerinde, biraz fazla içtiysem kime ne, yazılı kuralı mı var bu dünyanın, kimde?"
Mary Jane'den Teoman'a; oradan albümlü sanatçıya uzanan müzik merdiveninde bir basamak daha tırmanan sert ve arızalı kadın ekolünün orta kuşak son temsilcisi Aslı. Yeni albümü "Söylediğim Şarkılarda Saklı"da 11 siyah gülden oluşan bir gül buketi uzatıyor.
Her duvarında bir başka mutsuz kadın portresi asılı bir çile evi inşa ediyor. Renk gamında siyahların ağır bastığı şarkılar, yaşanmış birkaç talihsiz ilişkinin sonucu gibi görünürken, tünelin ucundaki ışığı hiç göstermiyor bize.
Son şarkı "Dünya Durulmadan"ın inceden teğet geçtiği bir-iki satırın dışında, şarkılar tek konulu, tek dünyalı.
Kültür şoku komedyası
Yolunuz sahnedeki Vokaliz'in önündeki masalardan birine düşerse dikkatli olun. Sahnede onlara yakalanmak, Cem Yılmaz'ın eline diline düşmekten farksız. Zira Vokaliz, acapella sanatıyla (çalgı olarak insan sesini kullanmak) stand-up komediyi iç içe geçirmiş.
İkişer tenor ve bariton, bir bas vokalden kurulu beşli, sahne mukallitliğini CD formatına bürüyor şimdi. Kendi isimleriyle oluşturdukları 14 parçalık albümde sanat müziğinden caza, arabeskten hip-hop'a; sınır tanımayan topluluk, sanatlarını beş benzemez kültürle şokluyor.
Tarzdan tarza geçişin gırtlak ustalarına eşlik eden çalgılar ve konuk sanatçılar var ama Funda Arar'lı "İkinci Bahar" ile Murat Uncuoğlu düzenlemesi "Pas Ver" albümün kötüleri. Diğerleri iyi çünkü Vokaliz iyi. Sahne gösterisinin eksikliği hissedilse de, albümün gülümseyen yüzü yeterli.
|
|
|

|