
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
27 Nisan uyarısı
Genelkurmay'ın '27 Nisan uyarısı', yeni 28 Şubat'ların, 12 Mart ve 12 Eylül'lerin habercisi midir?
Siyasi tarihimizde 1960 ihtilaliyle başlayan darbeler ve muhtıralar dönemine geri mi dönülmektedir? Asker, TBMM'de cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk turun yapıldığı gece yarısı, 'laikliğin aşındırıldığı' düşüncesiyle böylesine sert bir çıkış yapmaya neden gerek duymuştur?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 'İç Hizmet Yönetmeliği 35. maddesine' örtülü bir gönderme niteliğindeki 'Kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki kararlılığı'nın ifadesi, 'cumhuriyeti koruma ve kollama' amaçlı yeni bir müdahalenin ayak sesleri midir?
Neyse ki bu aşamada 'gece yarısı uyarısı' ile yetinildiği için 'tank sesiyle uyanmadık'!
Meclis'te ilk tur oylamayı izledikten sonra THY'nin 21.00 uçağıyla İstanbul'a döndük. Ve TRT'de Mete Belovacıklı ile Erol Göka'nın hazırladığı 'Konuşuyorum' programına katıldık. Ankara'dan ayrıldığımız saatlerde 'muhtıra' havası yoktu. CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne götürdüğü ilk tur sonuçları tartışılıyordu. TRT'deki program 23.15'te başladı; gece yarısı Mete Belovacıklı'nın Genelkurmay Başkanlığı açıklamasını stüdyo konuklarına ve ekrandaki izleyicilere duyurmasıyla, Çankaya tartışmasının akışı değişti.
12 Eylül deneyimini yaşamış gazeteciler olarak Ekrem Dumanlı ve Avni Özgürel ile birlikte 'muhtıra'nın adresini ve krizden çıkış yollarını konuşmaya başladık.
Newsweek dergisi, yeni yıla girilirken ABD'deki bir düşünce kuruluşunun 'Türkiye'de darbe olasılığı yüzde 50-50' başlıklı siyasi analizini yayımladığında şaka gibi gelmişti.
Ülkenin beş altı ayda 'muhtıra' ortamına sürüklenmesi ve dünya kamuoyunda bir kez daha darbe beklenen Tayland benzeri ülkelerden biri haline düşürülmesi fazlasıyla üzüntü verici.
AKP, 'Arınç faktörü'nü aşamayıp cumhurbaşkanlığı seçimini krize dönüştürdü.
Genelkurmay da Anayasa Mahkemesi'nin kararını beklemeden sürece müdahale etti.
Sonuçta demokrasi yara aldı.
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Genelkurmay açıklamasını yorumlarken, hükümete yönelik olarak algılanan bu tür çıkışların demokrasilerde yerinin olmadığını belirtti. Anayasa Mahkemesi'ni etkilemeye dönük zamanlamaya da dikkat çekti.
CHP, DYP ve ANAP, ortaya çıkan gerilimin bir erken seçimle aşılmasından ve cumhurbaşkanlığı seçiminin yeni Meclis'e bırakılmasından yanalar.
AKP yönetimi ise Anayasa Mahkemesi'nin kararını bekleyecek.
Türkiye, cumhurbaşkanlığı seçimini krizsiz aşmak zorunda. Demokrasi en kırılgan noktasında. Asker doğrudan bir müdahaleyi düşünmemeli. Çözüm yolu seçimdir!
dsazak@milliyet.com.tr

