'Beyaz Türkler'in isyanı
SİNA KOLOĞLU
Çağlayan'daki mitinge Şişli istikametinden gittim. Şişli Camii'nin avlusunda bir elinde bastonu oturan teyzeyi gördüm. Bir tişört giymişti; silahsız kuvvetler birliği...
Mitinge gidiş yolunda aslında güzel bir nisan sabahının yürüyüşü vardı. Elde bayrak, bir çocuk, baba ve annesi. İyi giyinmiş, özen göstermiş insan portreleri önümden geçiyordu. Hep derler ya varoşun isyanı oyların iktidarı... "Beyaz Türkler"in de söz hakkının olduğunu, onların isyanlarının var olabileceğini gördüm. Siyaseten değil, demokratik haklarını dile getirmek adına oradaydılar. Birçoğu, belki de ilk defa bir mitinge katılıyordu. Toplumu germek adına değil, "ben buradayım" demek için oradaydılar. Mitingin ilk müzik grubu Bulutsuzluk Özlemi olarak sahneye çıktığımızda etkilenmemenin mümkün olamayacağı bir gelincik tarlasıyla karşılaştık. Bir parti adına gelmemişlerdi. Bir genel müdür, bir ticaret erbabı, bir öğretmen, bir işadamı, bir işçi, bir çocuk, bir genç olarak oradaydılar.
Hemen sahnenin yanında bir ilkokul vardı. Bahçenin demir parmaklıklarına yapışmış insanlar, kadınlar çoğunlukta. Sadık Gürbüz "Ankara'nın taşına bak" diye türküye başladığında haykırıyorlardı. Sıramızı beklediğimiz minibüste Ayten Alpman vardı. Sabahın 9'unda gelmiş. "Kimler gelecek?" diye sordu. Yine sabahın çok erken saatlerinde gelen Edip Akbayram gelecek olan isimleri saydı. Ayten Alpman, "Bu kadar mı?"dedi. Onun demek istediği sayı değildi. "Hepsi neden gelmedi?" diye sorarken isyanı sayı değildi. Benim çocukluk ve daha sonraki gençlik yıllarımın billur caz notalarının sesi sabah 9'da gelmişti ve "Memleketim" şarkısını söyleyecekti.
Konuşulanları ya da müzikleri büyük kesim duyamadı. Önemli değildi. Orada olmak, kendileri gibi olanlarla asfaltta yürümek, hemen ilerideki büfede susuzluğu gidermek yetiyordu. Kavga, itiş kakış yoktu. Polisler de bunun rahatlığı içindeydi. Ben gazeteye yazıyı yetiştirmek için çıkarken, barikatlar sakin bir alışveriş içindeydi. Mitingi gerginlik ve olaylı bitişler olarak yaşayan Türkiye'de bir sükûnet, görkem ve güzellik damgası Çağlayan Meydanı'na vurulmuştu.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|


