|
 |
|
|
Kitap Fuarı’ndan notlar...
Görüş / Engin Önen
Geçen hafta boyunca İzmir’de gerçekleştirilen Kitap Fuarı, çok sayıda yazarla okurun buluşmasının yanı sıra çeşitli kültürel ve siyasal etkinliklere de sahne oldu.
Fuarın ilk gününde Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği ''Euro Türkler'' konulu panel bir hayli ilginçti. Merkezi Almanya’da olan araştırma merkezinin başında Prof. Dr. Faruk Şen bulunmaktadır.
Şen, İzmir’le yakın bağları olan bir akademisyen ve araştırmacı. Fuarda bulunduğu sürede, İzmir’in EXPO adaylığı konusunda göstermesi gereken çabalara dikkat çekti. Ege-Koop ve Sun Express gibi kuruluşlarla işbirliği yaparak çeşitli lobi faaliyetlerine katılacaklarını açıkladı.
* * *
Prof. Şen, İzmir’in Milano’ya göre, EXPO’yu on kat daha fazla hakkettiğini, ama bu üstünlüklerini delegelere anlatmak gerektiğini ısrarla vurguladı. Ona göre, delegelerin çoğu Milano’yu tanıdıkları halde, İzmir’i bilmemeleri en büyük dezavantajı oluşturuyor. Onun için çalışmaları elbirliği ile bu yönde yürütmek gerekiyor.
Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin kokteylinde EXPO konusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi ile hükümet arasındaki krizi de tartışma fırsatımız oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir’deki güçlere yeterli liderliği yapamadığını söyleyenler de vardı, hükümetin EXPO’nun oluşturacağı büyük rantı belediyeye bırakmak istemediğini ileri sürenler de.
* * *
Fuarın ikinci gününde SODEV’in düzenlediği panele katılmak için giderken, DSP’nin il kongresini gerçekleştirdiği salonun önünden geçtik. DSP’nin kongresini, reşit olma çabaları diye düşünmeden edemedim. Çünkü il başkanlığı için adaylar çıkıyordu ve DSP parti içinde seçim yapıyordu.
Ercan Karakaş ve Prof. Dr. Hüsnü Erkan’la birlikte sol ve sosyal demokrasinin sorunlarını ve geleceğini tartıştığımız panelde, toplumda sola yönelik bir talep ve teveccüh olmadığı halde, Türkiye’nin sola ihtiyacı olduğunu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Bugün itibarıyla, solun sosyolojik tabanını oluşturan yoksul köylülerin, işçilerin, gecekonduların soldan çok, özellikle dinsel temelli siyasal eğilimlere meylettikleri ortada.
* * *
AKP’nin söyleminin yanı sıra hiç şüphesiz, cemaat ve tarikat örgütlenmelerinin, bu eğilimde payı büyüktür. Ancak bugün siyasal sistemimizi belirleyecek konuma gelmiş olan dinsel veya etnik temelli himayecilik ilişkileri ile eşitsizlik ve yoksulluk sorununu gerçek anlamda çözmek mümkün değildir. Öte yandan AKP zihniyeti ve cemaatçilik ilişkileri, farklı kültürel iklimler yaratarak yurttaşlık duygusunu zayıflatıp, kültürel kimliklerin öne çıkmasını sağlayarak çatışmacı bir ortam yaratmaktadır.
* * *
Cumhuriyet ve laikliğin tehdit altında olduğu algısı, büyük ölçüde dinsel inanç ve etnik kimlikleri yurttaşlık idealinin önüne çıkarmanın yaygınlaşmasından kaynaklanmaktadır.
Toplumdaki derin eşitsizlikler, yoksulluk ve işsizlik toplumsal bütünleşmemizi zorlaştırıyor. Ancak bu sorunları cemaatçi anlayışlarla ve AKP zihniyeti ile aşmak mümkün değildir. Onun için Türkiye’nin hem muasır medeniyete sahip çıkacak ama aynı zamanda modern bir dayanışma anlayışı ile toplumu ikna edecek bir sola ihtiyacı bulunmaktadır.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|