Çağlayan, Bayrak ve futbol
Yaşı Cumhuriyet'e yakın tonton Nine, "sizinle gurur duyuyoruz" demiş kızıma.Çağlayan'dan dönüş yolunda, Şirket-i Hayriye vapurunda...
Bastonuna dayanıp eğilmiş ve temiz İstanbul Türkçe'siyle;
"Aferin hanım kızım... Sabahtan beri ağlıyorum. Ne yazık ki, ben yaşlılıktan gidemedim Atatürk'ün en büyük eserini korumaya" demiş!
Kızım Ceren, henüz 17 yaşında. Çağlayan, onun ilk toplumsal eylemi. Annesinin ise ilk legal mitingi; gençliğinde vatanı kurtarmaya çok çalışmış korsan mitinglerde.
Nereden nereye.
Bu kez ayak bileğini tekmeden korusun diye kalın konçlu bot giymedi bir zamanların devrimci kızı... Saçını topuz yapmadı, saçından tutup yerlerde sürüklenmesin diye. Parkası duruyordu, giymeye gerek görmedi. Annesi öldüğü için onu alamadı ama kızını aldı gitti Çağlayan'a.
Gözünden, kendinden, benden sakındığı kızı ile birlikte milyonların arasındaki analardan biriydi.
Dönek olmayan devrimcilere de gün gelip ihtiyaç duyuluyordu demek ki.
Evden beş yüz metre Moda sahiline inerken yokuş aşağı bile yorulan bu ikili, Beyoğlu'ndan Çağlayan'a yürüyüp beş saat bayrak sallayıp aynı yolu yayan döndükten sonra rastlamışlar Nine'ye.
Yaşı Cumhuriyet'e yakın tonton Nine'nin "aferin"i çok etkilemiş kızımı.
Düşünsenize; bir tür Cumhuriyet madalyası gibi.
Elindeki iki Türk Bayrağı'ndan birini uzatmış Ceren, "O zaman mitinge katılan bir bayrağınız olsun" demiş.
Devamını siz tahmin edin.
Hınzır... Bize çektirdiklerin yetmiyor, kadıncağızı günler boyu ağlamaya mahkum ettin.
* * *
O sırada ben ne mi yapıyordum?
Beşiktaş maçını seyretmem gerekiyordu!..
Bazen ne kadar saçma hale geliyor futbol. Ne kadar yabancı. Ne kadar uçuk.
Seyrettim, ihya oldum sanki.
Demek istediğim şudur:
Futbol güzel oyundur. Ancak, hayatın tamamı değil.
Sinir gerginlikleri de ona göre olmalı, hüzünler de sevinçler de.
Siz koskoca mitingde, saygıdeğer kulüp yöneticilerinin birbirleri için, Federasyon için söylediği ağır sözlerin yanından bile geçen bir tek "tahkir" duydunuz mu?
* * *
Önce Tandoğan'da, sonra Çağlayan'da Cumhuriyet'in tehdit altında olduğunu haykırıyordu milyonlar.
Lakin tehdit altında olduğu iddia edilen "Fenerbahçe Cumhuriyeti"ni korumaya çalışanlar kadar ağır konuşmuyorlardı.
Öte yandan, İktidar'ı koltuğundan hoplatacaktı miting... Yine de Devlet'in her türlü imkanına sahip iktidar, miting hoparlörlerinin kablolarını falan kestirmiyordu.
* * *
Sadece Fenerbahçe değil... Galatasaray yöneticileri kadar sertlik yoktu ortada. Beşiktaş yöneticileri kadar da.
Mesaj "durarak" bile verilebilirdi çünkü. Çıldırmak, saldırmak, hakaret, konunun önemini artırmazdı.
Güç, haklılıktaydı.
* * *
Peki nedir bu "ülkeyi bile emanet edebileceğimiz kadar değerli" yöneticilerin derdi?
Kulüp ve rejim... Hangisi önemli olabilir ki?
Veya hangi tavır doğru?..
Burada, aksiyonla reaksiyon arasındaki orantısızlık çıkıyor ortaya.
Maça ölmeye gidenler, hakkı yendiği için taraftarları "iç savaş"a tahrik edenler, bir kere daha izlemeliler Çağlayan Mitingi'ndeki milyonları.
* * *
Bu sezondan geçtik zaten.
En berbat günler, şampiyonluk kazanıldığında gelecek.
Fenerbahçe olursa, "Federasyon'a rağmen".
Olamazsa "Federasyon yüzünden".
Beşiktaş şampiyon olursa "Federasyon sayesinde".
Olamazsa "Federasyona rağmen".
Galatasaray mı?
O çok daha feci... Hatırlayın Gerets'in "özdeyiş"ini:
"İki köpek bir kemik için kavga ederken, üçüncü alıp kaçar"!..
Kavgada söylenmez yani.
Bırakın tehditleri, teşbihler bile iğrenç hale geldi.
* * *
Milyonların, "en hayati sorunlarını" küfürsüz belasız dile getirebildiği bu ülkenin futbolu bunlara müstahak mı?
Keşke gitseydim Çağlayan'a.
Dönüşte o Nine'yi ben de görseydim.
Sevgili dostum Edip Akbayram'ın şiire sihir katan sesini dinleseydim sindire sindire.
1974 Kıbrıs çıkarmasından sonra ilk notasıyla gözümüzü yaşartan Ayten Alpman'ın "Memleketim" şarkısıyla hem duygulansaydım hem de değişmeyen kaderime kahretseydim.
Gelincik tarlasında ot olsam razıydım.
Hiç olmazsa, oradaki insan güzelliğine baktıkça inancım artardı Futbolun kaostan kurtulacağına.
Gitmedim.
Meslek icabı maçı seyrettim.
Ömür boyu gayret etsem kızıma anlatamam Beşiktaş maçının önemini, futbolun güzelliğini.
eguven@milliyet.com.tr

