
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Hü-kü-met! Su-iç kendine gel!"
"Hü-kü-met! Su- iç kendine gel! Hü-kü-met! Su-iç kendine gel!" Çağlayan Cumhuriyet Mitingi'nde çok slogan duymuş ve okumuşsunuzdur, ama bu sloganı okuduğunuzu sanmıyoruz. Çünkü bu "kayıtdışı" bir slogandı ve miting alanı dışında atıldı.
Kadınların öncülüğünde halkın gücünü ve varlığını kanıtlayan mitingin sonunda, milyonlar keyif içinde evlerine dönüyor. Şişli'ye giden geniş caddenin ortasında su satan bir delikanlı eline aldığı pet şişeyi başının üzerinde sallayarak bağıra bağıra tempo tutuyor:
"Hü-kü-met! Su-iç kendine gel! Hü-kü-met! Su-iç kendine gel!"
Bir hayli su satan delikanlı, toplumun bu mitingle kendine geldiğini görünce, hükümeti de aynı yolla kendine getirmeyi düşünmüş olmalı.
Peki, iktidar bu noktaya nasıl gelmişti?
Buraya gelişin temelinde bizce bir çelişki ve bir kırılma noktası var.
Çelişki, kayıtlı seçmenin yüzde 25 oyuyla Meclis'in yüzde 65'ini ele geçirmekten kaynaklanıyor.
Kırılma noktası ise, Gönül'den vazgeçip Gül'e dönmek oldu. Tarikatlarda esas olan kendi aralarında "istişare" yoluyla bir yerlerden Bülent Arınç eliyle gelen mesaj Abdullah Gül'ü işaret ediyordu. Erdoğan da yine tarikat adabınca "sahabe" gibi davranmak zorunda kaldı.
Bir anımsatma
Kayserili değiliz ama (övünmek gibi olmasın) bizim bu köşede 14 Mart'ta adını ve özgeçmişini verdiğimiz Vecdi Gönül aday gösterilebilseydi, belki de bu noktalara gelinmeyecek seçim mahkemelik olmayacaktı.
Hadi bizi bir yana bırakın, İslami dünyanın bilge yazarlarından Mehmed Şevket Eygi'nin öğütlerine de kulak asmadılar.
Eygi, bu konuda neler dediğini Milli Gazete'de önceki gün anımsattı:
"Neler demiştim: Çankaya'ya dindar bir kimseyi aday göstermek yanlıştır. En uygunu çağdaş hayat süren, liberal demokrat bir akademisyen, politikacı, medyacı, büyük bürokrat bir kimsedir.
Teklifimin ne kadar isabetli olduğu anlaşıldı. Acılı şekilde anlaşıldı. Her şeyin bir sınırı vardır. Onları zorlamamak gerekir."
İşte böyle, üstadı dinlemeyip sınırları zorlarsanız, bu hallere düşersiniz.
Dahası, inatlaşmayı sürdürürseniz, kendinize de ülkeye de kötülük edersiniz.
"Hü-kü-met! Su-iç kendine gel!"
Bir şiir
Bu haftaki dizelerimizi, Çağlayan mitinginde aydınlık Türkiye'nin her dem diri sesi Edip Akbayram'ın söylediği türkülerden alıyoruz; sözleri Sabahattin Ali'nin, müzik Kerem Güney'in:
"Başın öne eğilmesin/ Aldırma gönül aldırma/ Ağladığın duyulmasın/ Aldırma gönül aldırma / dışarda deli dalgalar/ Gelir duvarları yalar/ Seni bu sesler oyalar/ Aldırma gönül aldırma"
nailgureli@milliyet.com.tr

