Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Mayıs 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üçüncü dalga

Çeşitleme / Selim Türsen

Sanırım laik değerlere en kararlı biçimde sarılan kentlerden biri olan İzmir, İstanbul’a bakarak önemli dersler çıkarıyordur. Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu 27 Mart 1994’den bu yana, geçen 13 yılda, türban ve çarşaf, İstanbul’un üzerine yoğun bir sis gibi ağır ağır çöktü. Artık belediye otobüsünde, metroda, tramvayda, trende türbansız, örtüsüz olanlar parmakla gösterilir hale geliyor dersek abartmış olmayız. İstanbul’da üç dönemdir iktidar olan türban, bu süre içinde kendi zenginlerini de yarattı. Küçük bir Avrupa devletinin bütçesine eşit bütçesiyle, inanılmaz harcama ve alımların yapılmasına karar verebilen bürokratlarıyla, dev ihaleleriyle belediye zenginleri yaratıldı.
Pastadan pay kapabilmek için başını kapatanların, bıyıklarını badem yapanların sayısı hızla arttı. Suyun başını tutanlar bunların içinden kendi sosyetelerini de yarattı. Kırmızı ışıkta durduğunda, yanındaki süper lüks jeepin direksiyonunda türbanlı, hatta sadece gözleri görülebilen çarşaflı bir kadın görmek artık İstanbul’da yaşayanlar için olağan bir durum haline geldi.
* * *
İzmir, tarih boyunca Türkiye’nin Batı’ya en yakın, en çağdaş ve en modern kenti oldu. İstanbul’da başı açık kadınlar neredeyse azınlığa düşme riskiyle karşı karşıya iken İzmir’de türban parmakla gösteriliyor.
Türkiye’nin laik kalması için harekete geçerek kendiliğinden yüzbinleri aşıp milyonlara ulaşan kitleler, Tandoğan ve Çağlayan’dan sonra İzmir’e de gelmeye hazırlanıyor. İstanbul’a benzemeye hiç niyeti olmayan İzmir’in, yapılacak bu mitingle meydanı boş zannedenlerin üzerine üçüncü bir dalga olarak akacağını düşünüyorum. Ama tepkileri göstermek için meydanların dolması yetmiyor. Esas olan milyonların oyunun Meclis’e girebilecek siyasi partilere akması. Ne yazık ki meydanları dolduranlar ne istediklerini biliyorlar da onları kucaklayabilecek olanlar var mı hala soru işareti. Hele seçime bu kadar kısa süre kalmışken.

Bir gece ansızın

Geçmişte demokrasinin askıya alındığı yıllarda üç kişinin bir araya gelmesi yasaklanırdı. Bugünlerde ise üç kişi bir araya gelince memleketin halini konuşmaktan başka bir şey yapmaz oldu. Herhalde vatandaşları siyasi gelişmelerle bu kadar yoğun ilgilenmek zorunda olan az sayıdaki ülkeden biri olmalıyız. Ama başka çare yok. Siyasetle ekonomi öylesine iç içe geçmiş ki bir gece ansızın hayat değişiveriyor. Gelişmiş ülkelerde siyaset kendi yolunda gider, ekonomi kendi yolunda. Ancak seçimden seçime insanlar istedikleri programı uygulayacak partilere oy verirler. İktidar olan parti de uzun vadeli planlarını yapar ve hayat akıp gider. Bizde olduğu gibi insanlar ertesi sabah ne olacak endişesiyle yataklarına girmezler.
* * *
Geçen hafta, Türk Ekonomi Bankası’nın İzmir’e özel olarak çıkardığı ''İzmirim'' kartının tanıtımı için yapılan toplantı, Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimlerinin öncesine geldi. Sohbet ettiğim istisnasız herkesin aklı fikri ''AKP 367’yi bulabilecek mi?'' sorusundaydı. Sadece 8-10 milletvekiline ihtiyaç duyulması, milletvekili borsasının patlayacağı tahminlerine yol açıyordu. Genel beklenti, AKP’nin büyük rakamlar ödeyerek transferler yapacağı şeklindeydi. Nitekim, bazı AKP’li işadamlarının pek çok milletvekiline çengel attığı CHP ve ANAP liderlerince açıklandı.
Ama bu kez beklenmedik bir şey oldu, transferler yapılamadı. Sadece bu bile Türk siyasetinde olağanüstü bir şeyler olduğunun göstergesiydi. Nitekim gece yarısı ''27 Nisan Muhtırası'' geldi. Artık darbe olmaz denen Türkiye’de, ortalama 10 yılda bir oynayan filmin gösterime girmesinin an meselesi olduğu duyuruluyordu.
Ne yazık ki hırslarından, koltuk sevdalarından vazgeçemeyen siyasetçiler, krizi kendi başlarına aşmayı yine becerememiş, asker parmağını sallamıştı.


stursen@milliyet.com.tr







EGE
Asalaklara son
Emeklilik hakkında her şey
Bu ''işgal'' nedir?
Üçüncü dalga





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Selim Türsen

© 2006 Milliyet