Her gün 23 Nisan olsa!
23 Nisan törenlerinde koltuklara oturtulan çocuklar, bugüne kadar yerlerinden kalkmasaydı daha mı kötü olurdu halimiz?
İmkansız.
Siyasetten spora, hiç olmazsa birazcık sevgi katardı çocuklar.
Biraz hoşgörü.
Biraz espri.
Üstelik çocuk onlar; mazeretleri var.
Çocukların saltanatı çok kısa sürdü.
* * *
Mesela, Fenerbahçe yönetim koltuğundaki yumurcaklar nasıl anlatabilirdi öfkesini?
"Bak oynamam ama"!
Federasyondakiler:
"Bana ne, bana ne"...
Disiplin Kurulu'ndakiler "tek ayak üstünde durma" veya "ebe olma" cezaları verebilirdi suçsuz seyirciye saha kapatma saçmalığı yerine.
Tahkimdekiler, başkan yerine "aile"lerine danışabilirdi.
Cezaları çok ağır bulan yönetici koltuğundakiler, ağlayarak babalarına koşabilirdi.
Kaos yerine şirin görüntüler yaşanırdı hiç yoksa.
* * *
Galatasaray yönetim koltuğunda misafir edilenlerin hayalleri "çocuk işte" diye mazur görülebilirdi.
Beşiktaş'takilere "akrabaya" güvenerek oyun oynamanın sakıncaları çok daha kolay anlatılabilirdi.
İnanın, hemen durumu kavrarlardı çocuklar.
Başına buyrukturlar ama, bir yere kadar.
Yaşadıkları ortamı severler nihayetinde.
Kaos ve gerilimden hoşlanmazlar.
* * *
Evet... Kavga ederler.
Masum ve kısadır kavgaları.
Trabzonspor yönetimindekilere "şşştt kendi aranızda itişmeyin" der işi bitirirdik mesela.
Ağır konuşana, ağza biber sürme cezası.
Keşke her gün 23 Nisan olsa.
Hiç olmazsa "gizli ajandaları" falan yoktur çocukların. Menfaatler apaçık dile getirilir.
Dedik ya; saçmaladıklarında bile mazeretleri var.
Ve hiç olmazsa sevimli yumurcaklar.
Beşiktaş aklandı, sıra Tanju'daAltın kramponlu eski futbolcumuz Tanju, "Teşvik aldım, çatır çatır yedim" demiş...
Yakışır Tanju'ya...
Kendisi "kral"dır ve çağımızda ülkesinin doğal kaynaklarından avanta alıp İsviçre bankalarına istifleyen krallar bile vardır.
Kral olmak doğru davranmayı gerektirmez. Kral olurken de olduktan sonra da "azamet" "kaftandan" değil "ahkamdan" kaynaklanır.
Tanju'nun, krallık golünde bile "şaibe" olduğunu unutmadık henüz. Yusuf Altıntaş değil miydi ikramı yapan?
Şu andaki gençlerden, büyük futbol yıldızı olmaya niyetlenenler varsa, takip etsinler Tanju "usta"yı.
Alsınlar teşviki, çatır çatır yesinler.
Futbolu bıraktıklarında, dişlerinin arasında kalan artıkları yüzümüze sıçrata sıçrata anlatsınlar.
Nasıl olsa bir zarar gelmez.
Hatta tozlanmış şöhretleri cilalanır. Birkaç gün daha malzeme olurlar magazin medyasına.
Burası Türkiye... "Ne delikanlı adam" diyen bile çıkabilir.
"İtiraf", "Doğruculuk" ile karıştırılıyor nasıl olsa.
Futbol yara alırmış.
Boş versinler.
Kendilerini düşünsünler.
Bakın, Tanju ortada. Kim hesap soracak ki ona?
Bu arada, sizlere bir müjdem var:
Beşiktaş yöneticisi sayın Levent Erdoğan aradı ve "teşvik etiktir" sözlerinin yanlış değerlendirildiğini anlattı uzun uzun.
Uyku sersemi fikir cimnastiği yaparken teşvike taraf gözüktüğünü söyledi.
Maksadı, hedefsiz takımların oynamasını sağlayacak bir yönteme dikkat çekmekmiş.
Bu yüzden kışkırtıcı olmayı bile göze almış.
"Teşviki duysam, görsem ihbar ederim" dedi ve şerefiyle temin etti.
Beşiktaşlılardan çok ben sevindim inan ki...
Sıra Tanju'da...
"Gençtim, cahildim" falan desin; "Kral" unvanının önüne başka sıfatlar ekletmesin.
Tigana ve hesap günüDünya'da hiçbir kulüp yoktur ki, aşağıladığı teknik direktörü eliyle başarıyı yakalasın.
Beşiktaş bir "ilk" olma yolundaydı.
Tigana'nın yanından tercümanını bile alıp istifaya zorlamış, ligdeki gelişmeler aynı Tigana'nın ocağına düşürmüştü onları.
Kriz buzluğa kaldırıldı.
Olmamış gibi davrandılar ama "olmadı" işte.
Hiçbir teknik direktör aşağılandığı günleri unutmazdı.
Sevgili Bilal Meşe'nin yazdığına göre, Tigana da aklından çıkaramamıştı.
Güçlendikçe, hafızası da güçleniyordu.
Kim bilir; belki de şampiyonluktaki kırılma noktası devre arasındaki bu hesaplaşma olacak Beşiktaş'ta.
Beşiktaş şampiyon olamazsa sayısız neden bulunacak elbet.
Bence birinci sırada aşağıladığı teknik direktörüyle başarıyı yakalamaya çalışan yöneticiler olacak.
Yüklenmeyin Aziz Bey'eBaşta ben...
Ayıp ediyorum bazen.
Ne o; hem kriz çıkarmış hem de krizi yönetememiş!..
Zamanında söylemedi mi sayın başkan:
"Ben olursam, Fenerbahçe'ye zarar gelebilir".
Aynen bu kelimelerle.
"Benim üzerimden Fenerbahçe yıpratılabilir"!
"Olsun, 100. yılda sen kal" demedi mi milyonlar?
Ne dediyse o işte.
Hakkını yemeyelim... "Biraz uyumlu, biraz hoşgörülü olurum" diye bir söz duydunuz mu ağzından.
O zaman, "hasım"ların saldırılarında dönüp suçlayamazsınız sayın Yıldırım'ı.
Ayıptır, günahtır.
Yüz yıllık tarihinde Fenerbahçe'yi onun kadar seven, koruyan, kollayan bir başkan çıkmamıştır.
Hatta Fenerbahçe'nin istikbalini düşünen...
Bakın, yerine geçecek veliahdını bile hazırladı.
Sayın Ali Koç.
Bomba gibi.
Daha şimdiden Aziz Bey'i aştı.
Fenerbahçe minnettar olmalı sayın Başkan'a.
Appiah korkak, Zico cesurZico, Appiah için "Korkak lider olmaz" demiş.
Çünkü Alex gibi lider olmak istiyormuş Appiah... Ama sorumluluk almaktan kaçıyormuş.
Korkuyormuş Zico'ya göre.
Korkan adamdan da lider olamayacağına göre...
Bravo Zico. Mantık yürütmen mükemmel.
Lakin hor görme Appiah'ı.
Bazen korkmak, cesur olup abuk sabuk işler yapmaktan iyidir.
Her Fenerbahçeli'ye yüzüncü yılı zehir etmeye başlayan kritik günlerin eksantrik takımı senin cesaretinin eseridir.
eguven@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

