
Melih AŞIK
Açık Pencere
Cinler cingözler
Tayyip Erdoğan Anayasa Mahkemesi kararına saygılı(!) ama aynı zamanda bunu "demokrasiye kurşun sıkmak" olarak niteliyor... Oysa AKP'nin bu karardan memnun olduğunu herkes biliyor... Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildiği takdirde bir kaos doğacağını AKP'nin hesap etmemiş olmasına imkân yok. Ne var ki mağdurları oynamak gerekiyor..
Siyasi manevralar birbirini izliyor...
Örneğin Başbakan önceki gün erken seçim kararı almışlar gibi yapıyor... Oysa cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda (pazar günü) 367 bulunamazsa zaten otomatik olarak seçime gidilecek. ANAP Meclis'e girmeyeceğini bildirdiğine göre 367 bulunmayacak. Ve kendiliğinden seçime gidilecek. Ancak Başbakan seçim çağrısı yaparak sanki seçimi kendileri istemişler havasını veriyor...
Daha da matrak olanı...
Araya "Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi", "5 artı 5" gibi Anayasa değişikliklerini sıkıştırıyor...
Hukukçu Turgut Kazan hatırlatıyor:
- Anayasa değişiklikleri TBMM'de 2 kez görüşülür. Anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanı'na gidip gelmesi 1 ayı bulur. Eğer Cumhurbaşkanı değişikliği referanduma götürürse yasaya göre referandum en erken 120 gün (4 ay) sonra yapılır. Böylece en az 5 ay geçer... Seçimin ise 2 ay içinde yapılması planlanıyor. Hem erken seçim hem Anayasa değişikliği o yüzden mümkün değil...
İktidar bu kadarcık basit hesabı yapamıyor...
Yeni doğan çocuklara isim önerimiz: Erkek olursa Tandoğan, kız olursa Çağlayan...
Aydın Yağmur
Mitingler duracak mı? Mitinglere önayak olan bir ünlü isim diyor ki:
- Mitingler durmayacak. Durmamalı. Bu mitinglerde siyasi partilerin çıkar hesaplarını aşan duygu ve düşünceler dile getiriliyor. Bağımsızlık vurgusu yapılıyor. Yeni bir ulusal bilinç ve program şekilleniyor. Siyaseti yeniden siyasi partilerin kısır programlarına terk etmemek lazım. Mitinglere devam...
- Cumhurbaşkanını halkın seçmesi Anayasa'daki bir ya da birkaç hükmün değiştirilmesiyle sınırlı kalamaz. Çok kapsamlı değişiklikler gerektirir.
- Neden?
- Parlamenter sistemin değişmesi söz konusudur da ondan. Bilindiği gibi parlamenter sistemde cumhurbaşkanı devletin tarafsız başıdır, bu sıfatla ulusal birliği temsil eder. Seçilişi o yüzden parlamentoda herhangi bir görüşme olmaksızın gerçekleşir. Cumhurbaşkanı adayları herhangi bir program vaat etmezler. Oysa halkın seçmesi durumunda adayların arkalarına ya güçlü bir mali destek ya da bir siyasi partiyi almaları gerekir. Bu şekilde seçilecek bir cumhurbaşkanının Anayasa'nın öngördüğü şekilde tarafsız davranabilmesi mümkün müdür? Ayrıca adaylar oy alabilmek için doğal olarak bazı vaatlerde bulunacaklar, birtakım siyasi görüşleri savunacaklar. Peki, bunlarla iktidardaki partinin vaat ve görüşleri çatışırsa yaşanacak kriz nasıl çözülecek? Kısacası, böylesine önemli değişiklik parlamenter sistemin değiştirilmesi anlamına gelir ki, bunun da Anayasa'nın bir maddesinin değiştirilmesiyle gerçekleşmesi mümkün değildir. Hele hele bunun toplumda yeterince tartışılmadan apar topar yapılmak istenmesi son derece yanlıştır.
Sabih Kanadoğlu
Karambole getirilen ve tatsız sona doğru ilerleyen cumhurbaşkanlığı seçimini bir adam, tek başına önledi: Sabih Kanadoğlu... Eğer Kanadoğlu olmasa kimsenin aklına 367 şartı gelmiyordu... Şu günlerde bir yandan seçim konuşulurken bir yandan da cumhurbaşkanı olacak kıratta adam aranıyor... İşte size o kıratta adam: Sabih Kanadoğlu... Sapına kadar ciddi bir hukuk adamı...
m.asik@milliyet.com.tr

