
Meral TAMER
Zorlu iktidar oyunu, asap bozuyor
Gerilimi yüksek günlerden geçiyoruz. Zorlu bir iktidar oyunu oynanıyor ve bu oyun hepimizin asabını bozuyor. Bugünlerde tansiyonlar tavan yapıyor!
Türkiye'de asker sorunu var.
Türkiye'de polis sorunu var.
Türkiye'de CHP sorunu var.
Tek bir seçimle, 5 yıl iktidar artı 7 yıl Cumhurbaşkanlığı olmak üzere toplam 12 yıl Türkiye'yi yönetmeye göz diken bir AKP hükümeti var.
Sistem içi kavgadan hazetmeyen bir seçmen var.
Tüm dikkatini piyasaların nabzını tutmaya verdiği için halkın psikolojisini, hassasiyetlerini, endişelerini yönetmekte sınıfta kalan bir Başbakan var.
Ve 14 Nisan'da Ankara Tandoğan'da, 29 Nisan'da İstanbul Çağlayan'da sokağa dökülen çoğunluğunu kadınlar ve gençlerin oluşturduğu halk kitleleri, 1 Mayıs Taksim'de sokağa dökülen işçi ve demokratik kitle örgütleri var.
Deniz Gezmiş yürüyüşü
Bu çok bilinmeyenli ve yüksek tansiyonlu oyunda bana göre tek yeni unsur sokaklar. Örneğin önceki gün öğleden sonra Taksim'e giderken, Dolmabahçe'den Beşiktaş'a doğru ellerinde beyaz flamalar, üzerlerinde beyaz önlüklerle sessiz sedasız yürüyen bir gösterici grubuyla karşılaştık. Benim göz problemim malum; bütün çabalarıma rağmen flamalarda ve önlüklerin üzerinde ne yazıldığını okuyamadım.
Önce 100 - 150 kişilik bir grup zannettim, ama konvoy uzadıkça uzadı. Ve beyazlı grup bittiğinde, bu kez simsiyah giyinmiş, başları kasklı, göstericilerin hemen arkasından aynı konvoy düzeninde yürüyen, silahlı 100 kadar polisle karşılaştık.
Akşam TV haberlerinde öğrendim ki, "Emperyalizme Karşı Yurtsever Cepheli Öğrenciler" adlı 700 kişilik grup, 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşları için yürüyor. 1 Mayıs'ta Taksim'de başlayan yürüyüş, 2 Mayıs'ta İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt'taki Merkez Kampüsü'nden hareketle, Beşiktaş ve Kadıköy'den Kocaeli, Bolu, Eskişehir'e geçerek 6 Mayıs'ta Ankara'da sona erecek.
Bu mitingler ve sokak yürüyüşleri artık, değişik grupların farklı talepleriyle birbirini izler; çok da isabetli olur. Yarınki Manisa mitingini de ilgiyle izleyeceğim, mitingi düzenleyenlerden çoğunun siyasal görüşleriyle hiç mutabık olmasam da. Şenliğe dönüşen mitinglere katılanların farklı dünya görüşleri, kürsüdeki konuşmalara kısmen de olsa keşke yansıyabilse...
"Darbeye hayır"ın ötesi
Nuray Mert hafta içinde Radikal'deki yazısında, şimşekleri üzerine çekmeyi göze alarak aydınlara önemli bir çağrı yaptı:
"Türkiye'yi, toplumla iletişim kurmaktan ısrarla kaçınıp ikide bir asker gölgesine sığınanlarla, onlara karşı çareyi 'Hodri meydan'da gören, 'demokrasi sadece sandıktır' diyen çoğunluk tahakkümcülerinin sıkıştırdığı çıkmaz sokaktan kurtaracak acil demokrasiye ihtiyaç var.
Şu anda, bu 2 anlayış arasında boğulma, bir kör dövüşe kurban gitme, feci bir savrulma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Gün, 'Darbeye karşıyım' deyip ruhunu kurtarma günü değil. Darbeye veya herhangi bir askeri müdahaleye karşı olmak, demokrat olmanın olmazsa olmazı; ancak bunun ötesine gitmeden ruhumuzu, vicdanımızı kurtarmamız söz konusu değil."
Türkiye'yi bugünkü çıkmaz sokaktan kurtarmanın yolu, alışılmış sloganların ve mevcut ezberlerin dışına çıkmaktan geçiyor.
mtamer@milliyet.com.tr

