Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Mayıs 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Aşk yazmak politika yazmaktan daha zor"

Aşk yazılarını yeni bir kitapta toplayan Mehmet Y. Yılmaz: "Politika yazmak kolay. Derinlemesine tahlillere gerek yok. Ama 3 bin vuruşluk bir alanda bir duyguyu anlatabilmek biraz zor"

MELİS ALPHAN

Yaşamım boyunca sayısız kereler aşık olmadım ama yaşamımda kadınların çok önemli rolleri oldu. Biz erkekler hayatta ne yaparsak, onu bir kadının gözünün içine girebilmek için yaparız. Yaşamımıza şu ya da bu nedenle giren her kadın bizde unutulmaz izler bırakır" diye başlıyor yeni kitabına Mehmet Y. Yılmaz.
Onu o yapanlara selam yollamak istediği için Detay Yayıncılık'tan çıkan yeni kitabına "Benden Selam Söyleyin Bütün Aşklarıma" adını koymuş. İlişkiler, evlilik, aşk ve ayrılık üzerine yazdığı köşe yazılarını bu kitapta toplamış. Kitap, çıkalı bir hafta olmasına rağmen en çok satanlar arasında. "Aşk hayatımızın en önemli unsuru" derken belki haklı. Anlaşılan aşk insanların kütüphanelerinin de en önemli unsuru.
Doğan Burda Dergi'nin CEO'su ve Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz ile hayatında aşkın yerini konuştuk.

"Aşk yazarı olarak algılanmakta ayıp bir şey yok"

Aşk yazarı olarak algılanmaktan rahatsız olmuyor musunuz?
Milliyet'teyken yılda 340 yazı yazıyordum. Bunun herhalde 40-45 tanesi aşkla, 20-25 tanesi günlük hayatla ilgiliydi, gerisi politikti. Şimdi Hürriyet'te daha da çok yazı yazıyorum, günde üç yazı. Yılda bine yakın yazı yazıyorum. Onun içinde de ararsan 50-100 tane aşk yazısı yazıyorum. "Gazete köşe yazarının işi nedir?" sorusunun cevabını doğru verirsen aşk yazarı olarak algılanmakta ayıp bir şey yok. Gazete köşe yazarının görevi okuyucularına hayatı anlamalarını, olayları kavramalarını kolaylaştıracak analizler yapmak. Aşk da hayatın çok önemli bir parçası.

Ciddi bir görüntünüz var. Bu yazılarınızdan anlaşıldığı kadar romantik biri misiniz?
Suratıma bakan insanlarda uyandırdığım izlenim "Bu adam gülmez" oluyor. Dışarıdan bakınca öyle bir romantizm anlaşılmıyor olabilir ama bu benim kabahatim değil. Ne demiş Rimbaud? "İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız."

Kitapta birçok alıntı var. Bunlar aklınızda yer etmiş sözler mi, yoksa aşkla ilgili sözleri hep bir kenara not etme alışkanlığınız var mı?
Hepsini aklıma kaydetmiyorum. Öyle bir hafızam yok. Olsaydı şahane bir şey olurdu. Not ediyorum genellikle veya kitabı okurken o kitapta öyle bir şey olduğu aklımda kalıyor. Yazı yazarken onu hatırlayıp kitaba tekrar bakıyorum. Ama işin ilginç tarafı, sonra o notları bulamamam.

Kitaptaki ilk yazınızda evli çiftlerin birbirleriyle konuşmayı unuttuklarından dert yanıyorsunuz. Başka bir yazınızda ise konuşarak sorun yaratıldığını söylüyorsunuz. Hangisi? Konuşmak mı, konuşmamak mı?
Konuşmak tabii ki. Ama konuştuğun zaman da ağzından çıkanla kafanın içindekinin uyumlu olması lazım. Bu da o kadar kolay başarılan bir şey değil. Herkes her zaman duygularını tam olarak izah edemeyebiliyor.

Kitapta kendinizden ilişkiler anlamında demode diye bahsediyorsunuz. Demode misiniz gerçekten?
Demode demeyelim, "old-fashioned" (eski kafalı).

Öbürlerine marjinal desek de siz demode olmasanız?
Bence de öyle diyelim.

Aşk gerçekten de yaşamımızın en önemli unsuru mu?
Kesinlikle.

Ama sürekli aşık olsaydık, ne kadar zor olurdu düşünsenize!
Çok yorucu olurdu. Önemli olan o aşk ilişkisinin dönüşmesi. Birine sevgiyle bağlanabilmiş olman. Bir kadınla 30 yıl yaşadın diyelim. Onu her gördüğünde avuçların terliyor, her gördüğünde kalbin çarpıyor. Zaten sonunda ölürsün.

Kadınları çok iyi tanıdığınızı düşünüyor musunuz?
Tanıdığımı zannediyorum. Genel bir fikrim var ama tek tek kadınları tanımak o kadar kolay değil. Parmak izi gibi. Bütün kadın kişiliklerini tanımama imkan yok.

Kadınları kategorilere ayırabiliyorsunuzdur ama...
Bence ayrılması o kadar kolay değil. Her kadın ayrı bir dünya. Tanıyabilmek için onlarla flört etmen lazım.

"Bir roman yazacağım, bir de film çekeceğim"

Aşk yazmak politika yazmaktan daha mı zor, daha mı kolay?
Daha zor. Politika yazmak kolay. Türkiye'de hele çok kolay çünkü tartışmalar çok sığ. Çok derinlemesine tahlillere ihtiyaç göstermiyor. Ama öbürü duygularla ilgili olduğu için kendine göre derinlikleri var. Gazete yazısı dediğin 3 bin vuruşluk bir şey. O kadarlık bir alanda bir duyguyu anlatabilmek biraz zor.

Aşk yazılarınızla ilgili ne gibi tepkiler veriyorlar okuyucularınız?
Erkek okuyucular genellikle küfretmek için e-posta atar, kadın okuyucular da son zamanlarda mitinglerde gördüğümüz gibi özel hassasiyetler gibi konularda yazar. Bir de kadın okuyucularım daha çok hayatın renkli yönleri gibi yazılarımı okur.
Bir bölümü beni aşk doktoru gibi gördüğü için kendi derdini anlatıp çözüm istiyor. Ben bunu yapmamaya çalışıyorum çünkü herkesin durumu özel. Ama iki okuyucumla bu konuda uzun süreler yazıştım. Biri Yaşar, diğeri bir doktordu. İkisinden de haber almadım. Demek ki işler yolunda.

Size aşk mail'leri geliyor mu?
Yok, gelmiyor. Herhalde suratımdaki ifadeden korkuyorlar.

Futbol ve siyaset yazılarınız daha kızdırıcı cinsten. Aşk yazarken sakinleşip duruluyor musunuz yoksa?
Gündüz insan gece kurt gibi! Dr. Jeykll-Mr. Hyde durumu söz konusu değil ama yazıyı yazarken bir bütün haline geliyorsun. Seni çok sinirlendiren bir siyasi gelişme konusunda daha sert bir şey yazıyorsun. Ama aşkta öfke duyulmuyor. Zaten insan hayatının en huzur verici şeylerinden biri aşk. Ama ben sinirimi, kızgınlığımı futbol veya siyaset yazılarımda da belli etmemeye çabalıyorum.

Roman yazma planlarınıza ne oldu?
Bir roman yazacağım, bir de film çekeceğim. Ondan sonra zaten ölürüm tahmin ediyorum. Roman şehirli insanların hikayesini anlatacak. Bir Zapatavari bir efe filmi çekmek istiyorum. Film çekmek için para bulmam lazım. Romanı yazmak daha kolay. Romanı yazmak için zamana ihtiyacım var. Bu işlere üç-beş ay ara verebilirsem romanı daha hızlı yazabilirim.

"Eşimin görüşlerime katılmadığı oluyor"

Kızınıza çok düşkünsünüz. Aşık olsa kıskanır mısınız?
Kıskanacağımı zannetmiyorum. Şöyle düşünürüm; tek başına ve sadece bana bağlı olarak mı yaşasın hayatı boyunca, yoksa onun da kendine ait bir hayatı, dünyası mı olsun? İkincisini tercih ederim.

Erken evlenmeye de karşısınız. 20 yaşında gelip "Ben evleneceğim" dese tepkiniz ne olur?
Bunun yanlış bir şey olduğunu anlatmaya çalışırım ama 20 yaşında bir kız evlenmeye karar verdiyse onu bundan çevirecek bir güç tanımıyorum. Ancak eski yöntemler olur. Zincire bağlayıp odaya kilitlersin. Ama Rapunzel bile saçlarını kuleden sarkıtmayı başarabildi. Bununla mücadele edecek bir güç yok. Üzülürüm tabii ama bu kararıyla beni kaybedeceğini ve hayatta yalnız kalacağını hissetmemesini sağlarım.

Karınız gazetedeki aşk yazılarınızla ilgili ne düşünüyor?
Eşim bazılarını beğeniyor, bazılarını beğenmiyor. Bir okuyucu olarak... Görüşlerime katılmadığı oluyor.

Karınıza hâlâ aşık mısınız?
Aşkı heyecandan terlemek gibi şeylerle tarif ediyorsan öyle bir şey tabii ki değil ama sevgiyle bağlıysan sevgiyle bağlısındır.


PAZAR
'İyi olacağına dair kadınca bir sezgi vardı'
"Aşk yazmak politika yazmaktan daha zor"
"Yunanistan'da 5 bin, AKM'de 50 kişiye çaldım"
New York Times'ın ucuz tatil için önerdiği otel
Ünlülerin "dev" ayakları
neler konuşuluyor?
Besançon'da zaman (2)
Cazdan demokrasi dersi almak...
Doğal olmayan afetler
Bir canlı yayın sihirbazı
Boğalara öneriler
Mükemmele yakın
Sarkozy'nin beğenmediği Kapadokya
Yanlış diyet hasta eder!
İç'li bir yazı
Rafting: Maceraya çağrı





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu

© 2006 Milliyet