
|
|
|
 |
|
|
Birikmiş notlar
Satır Arası / Deniz Sipahi
27 Nisan günü yoğun bakımda gözümü açtığımda saat 13.30’du. Ameliyata girerken doktorum Prof. Dr. Tayfun Kirazlı’ya ''Ne yapıp edin saat 15.00’teki Cumhurbaşkanlığı ilk turuna beni yetiştirin'' demiştim.
Oylamaya geçilirken Ege Üniversitesi’ndeki odamdaydım. Uzun zamandır nefes alırken sıkıntı çekiyordum; deviasyon (tıkanıklık) ameliyatı kaçınılmaz hale gelmişti. Operasyon bitmişti ama bu sefer burnumdaki stentlerden dolayı nefes alamıyordum.
Kirazlı müjdeyi verdi.
''Cumhurbaşkanlığı turuna seni yetiştirdik, beş gün tamponlar seninle birlikte gezecek...''
Derin bir nefes almayı özlemiştim ama en az benim kadar Türkiye’nin de sakinleşebilmesi için derin bir nefese ihtiyacı vardı.
AKP, ''Çoğunluk bende, istediğimi yaparım...'' inadını bırakmadığı, uzlaşma nedir bilmediği için siyaset kilitlenmişti.
Toplum gergindi, endişeler artıyordu.
Konuşmak zor da olsa Tayfun Kirazlı’ya takılmadan edemedim.
''Hocam Türkiye’nin de deviasyon ameliyatına ihtiyacı var. Yoksa gelecek günler zor olacak...''
Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın oturumu açarken neredeyse ''Sizi yakaladım, kapının arkasından bakıyordunuz'' gibi yaklaşımları hastane odasındakileri güldürse de tamponlar benim küçük bir mimik yapmama bile izin vermiyordu. 367’nin çıkmadığı belli olduğunda; bir iki saniyelik de olsa kafamı kaldırıp televizyona baktım.
Abdullah Gül’ün yüzünde ''Bu tur olmasa, nasıl olsa üçüncü turda bu iş bitecek...'' ifadesi vardı. ''184 yeter'' diyen AKP, bir yandan da 367 hesabı yapıyordu.
Kısacası AKP, Cumhurbaşkanlığı sürecinde baştan beri samimi ve inandırıcı bir strateji çizememişti.
Bu inatlaşma, deviasyonu arttırıyordu.
* * *
Hava kararmadan evdeydim.
Bir, iki gecenin zor geçeceği belliydi.
Başımı dik tutmaya çalışıp, televizyonun sesiyle avunmaya çalışıyordum.
Ağrım yoktu ama burnumdaki stentler epeyce canımı sıkıyordu. Saat 23.05’teki Genelkurmay’ın bildirisi gelince o sıkıntımı bile unuttum. Açıklamalar, tepkiler birbiri ardına geliyordu. 28 Şubat’ta siyasete ince ayar yapan asker, bir kez daha bunu yapma gereği hissetmişti. AKP’liler için muhtıra sürpriz olsa da Türkiye’nin büyük çoğunluğu için değildi.
Türk insanı ihtilallerin demokrasiye verdiği zararı bile bile 28 Şubat’a sessizce destek vermişti. 27 Nisan ayarı da 28 Şubat’tan farklı değildi. Dikkatlerden kaçmayan bir araştırma herkesin dilindeydi. Demokrasinin en fazla geliştiği ABD’den şaşırtıcı bir anket gelmişti.
CNN International’da düzenlenen ankette okurlara ''Askerin uyarısı Türk demokrasisini etkiledi mi?'' sorusu yöneltilmişti.
78 bin 901 kişinin katıldığı ankette yüzde 76 ''hayır'' derken yüzde 24’ü ''evet'' yönünde oy kullanmıştı.
Demek ki; gidişattan hiç de memnun olmayan yerli, yabancı tüm otoritelerin, normal koşullarda şiddetle karşı çıkacakları askerlerin bu çıkışını neredeyse bir alkışlamadıkları kalmıştı. Kim ne derse desin; Türkiye’nin rahat nefes almasını bir ölçüde sağlayan Genelkurmay’ın bildirisi olmuştur.
* * *
Peki ya Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararı olmasaydı Türk siyaseti ne olurdu?
AKP’lileri bile rahatlatan adımları atmak; siyasilere mi düşerdi yoksa bu kurumlara mı?
Ameliyattan sonra ben daha iyi nefes alıyorum. Türkiye’nin geçirdiği operasyonun başarılı olup olmadığını ise ilerleyen günlerde daha iyi anlayacağız.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|