'Yeter, söz insafındır'
G alatasaraylılar, Fenerbahçeliler kadar sabredemedi.Oysa örnek önlerindeydi.
Hemen aynı sıkıntılar az mı salladı Fenerbahçe'yi?.. Kaç defa gitti geldi sayın Aziz Yıldırım?
Kaç defa karamsarlığa kapıldı?
Fenerbahçeliler'in ümidini kestiği günler olmadı mı sayın Başkan'dan?
Neden?
Kabuk değiştirme sancıları.
Daha doğrusu "kefeni yırtma" acıları.
Bir yandan başarı kovalayıp bir yandan kulübü muasır medeniyetler düzeyine çıkarmak, ter ve gözyaşı gerektiren bir süreçti. Belki sayın Yıldırım'ın ısrarcılığı, belki Fenerbahçeliler'in ileri görüşlülüğü ya da eğrisi doğrusuna denk geldi ve ortaya on misli bütçeli, dev abideli bir Fenerbahçe çıktı.
İşte tam bu sürecin kırılma noktasındaydı Galatasaray.
Hani, sayın Başkan'ın Şansal Büyüka'nın karşısındaki koltukta göz yaşları içinde veda ettiği anlar...
Allahı var... Sayın Özhan Canaydın daha dirençli çıktı.
Henüz pes etmedi, "yeter" dedi.
"Yeter, söz insafındır"!
* * *
Ona reva görülenlerin onda biri başka başkanın başına gelse, çoktan pılısını pırtısını toplayıp gitmişti... Alacaklarına temlik, şöhret yanına kar.
Çünkü Galatasaray taraftarı asla ısınamadı sayın Canaydın'a.
Hatırlayın sezonun ilk maçına protesto ile başlayıp sonra şampiyonluğu kutlayan Galatasaraylılar'ı.
Düşünün 21. yüzyılın tamamını "stad" inlemeleriyle geçiren sarı kırmızılı elitin son fırsata nasıl ayak dirediğini!
Evet, Galatasaray'ın son fırsatıydı stad hayali için.
Benim asla onaylamadığım bir yöntemle, Devlet'i yönetenlerden halkın arsasını koparmıştı sayın Canaydın. Zaten avuçlarından kayan Ali Sami Yen'e ağıt yakacağına kendisine göre bir çıkar yol bulmuştu.
Rakipler eleştiriyordu "haksız rekabet" yüzünden.
Biz eleştiriyorduk "kamu vicdanı" bağlamında...
Peki Galatasaraylılar?.. Onların derdi neydi? Yeni stadın semtini mi beğenmemişlerdi?
Maket stada 14 milyon dolar veren yönetim kurulları ve o kurullara alkış tutan eller, uzanıp alaşağı etmeye çalışıyordu Başkan'ı.
Yağma az mı gelmişti; yağmaya mı yoksa yapana mı karşıydılar?
Dünyanın hiçbir yerinde "avanta"nın muhasebesi bu yolla yapılmaz.
Ya ellerini ovuşturursun ya da karşı olursun...
"Bu kadar yetmez" bizim icadımız.
Daha doğrusu Galatasaraylılar'ın.
* * *
Anlaşılan o ki, Galatasaraylılar işin üzerine sayın Özhan Canaydın'ın imza atmasını kaldıramadılar.
Hiçbir zaman arkasında olmadılar Canaydın'ın; hiçbir zaman.
Fenerbahçe'nin yaşadıklarını tekrarlarken, başkanın da aynısını istiyorlardı belki.
Vurdu mu oturtan bir başkan.
Paradoksa bakın. Sayın Canaydın "vurdu mu oturtan" bir başkan olsa eleştiri sahipleri kulüpte bile olmayacaktı.
Bugünler kırılma noktası.
Birinci ihtimali Fenerbahçe'den biliyoruz... İşlerin yoluna girip Başkan'ın "vazgeçilmez" hale gelmesi.
İkincisi, herkes açısından çok acı.
Sen üzülme İbrahim!Sen üzülme İbrahim!Geçenlerde İbrahim Üzülmez'i dinledim...
"Benim yaptığım kanat bindirmelerini bir yabancı yapsa, taparlardı ona" diyordu.
Türk futbolcuların Türkiye'de "ikinci sınıf" muamelesi görmesine üzülüyordu.
Söylediklerinin altına imzamı atarım.
Bir türlü kimseye beğendiremedi futbolunu İbrahim.
Tamam... Eskiden kafasını kaldırmadan oynardı.
Ama geliştirdi kendini.
Bugünkü performansı, cebine on milyon Dolar koyan büyük kulüplerimizin Avrupa'da aradığı kanat oyunculardan ne kadar farklı?
Adı İbrahim.
Beş bindirmenin birinde topa ulaşamasa indiriyorlar eski yerine:
"Bu adamla olmuyor yaaa"...
Masrafı az olanı gözden çıkarmak da kolay oluyor tabi.
Ne yazık ki, "Sen üzülme İbrahim" diyemeyeceğim.
"Bu düzen değişir" falan gibi laflar haşa...
Baksanıza, gelecek sezon yabancı futbolcuyu serbest bırakma hesapları yapılıyor Federasyon'da. Lig'de 6, dışarıda serbest oynayacak yabancılar.
Bizde bu yabancı hayranlığı varken, nice İbrahimler Avrupa'yı turist olarak görecek bundan sonra.
Yine de üzülme İbrahim. Bu ülkede kıymeti bilinmeyip sürekli kazık yiyen sadece sen değilsin!
'Tekrar' gibiHer şey "tekrar" gibi ama çok farklı.
Evet Kupa'yı yine Beşiktaş aldı. Lakin geçen kupanın ikincisi Fenerbahçe törene bile katılmazken bu kupanın ikincisi Kayseri Erciyesspor tüm tribünler tarafından alkışlandı.
Geçen yılki Kupa'yı Başkan Demirören hastanede yatan aile büyüğüne götürünce eleştiriler gırlaydı. Peki, sayın Demirören'in Kupa Şampiyonluğu Madalyası'nı takım malzemecisine vermesine ne buyrulur?
Eleştirecek misiniz şimdi, "Sana verilen madalyayı nasıl armağan edersin" diye?
Bence alkışlamak lazım Demirören'i.
Beşiktaş'ı...
Tıpkı geçen seneki gibi.
eguven@milliyet.com.tr

