Fırınlarda ekmek değil, dert pişiyor!
Ekmek İşveren Sendikası Başkanı Keçeli, 1960'larda yasaklandığı halde 1990'larda yeniden 'yanan' kara fırınlarda pişen ekmeğin kanserojen olduğunu söyledi
BÜLENT YARDIMCI
İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Muharrem Keçeli, fırıncı bir aileden geliyor. Babası ve amcası fırıncı olan Muharrem Keçeli, aynı zamanda Ekmek Sanayii İşverenleri Sendikası Genel Başkanı. Çocuk yaştan beri unla, ekmekle haşır neşir olan Muharrem Keçeli, "Fırınlarda ekmek değil, dert pişiyor" diyerek anlattı:
"Fırın enflasyonu var. İstanbul'da kaç tane fırın olduğunu kimse bilmiyor. Fırın sayısı 2 bin 500 - 3 bin olarak tahmin ediliyor. Enflasyonun yarattığı kıyıcı rekabet yüzünden İstanbullu, lezzetli ve sağlıklı ekmek yiyemiyor. Yetkililer, ekmeği, fırını denetlemiyor."
'Odun ekmeği sağlıksız'
Ekmek ilgili yasaların uygulanmadığını savunan Muharrem Keçeli şöyle konuştu:"Daha Atatürk zamanında, 1930'lu yıllarda fırınların bağımsız yapılarda olması kanunlaşmıştı. Şimdi bu yasa unutuldu. Apartman altlarında fırın açılmasına göz yumuluyor. Bu durum halk sağlığı, can ve mal güvenliği açısından sakıncalı. 1960'lı yıllarda ise kubbeli kara fırınlar yasaklandı. Çünkü kubbeli kara fırınlarda odun ya da fuel oil ile pişirilen ekmeklerin kanserojen olduğu anlaşıldı. 1970'li yıllarda tüm fırınlar yenilendi. Matador fırına dönüldü. Bu fırınlarda hamur ve ateş birbirini görmediği için sağlıklı ekmek pişiyordu."
Taş tabanlı, kubbeli fırınlarda yanan odun ateşinden çıkan karbonmonoksit, kükürtdioksit gibi zehirli gazların ekmeğe nüfuz ettiğini anlatan Keçeli şöyle devam etti:
"90'lı yıllarda yeniden odun ekmeğine dönüş başladı. Yetkililer, yasak olduğu halde odunun yanı başında pişen ekmeğe göz yumuyorlar. Halkın sağlığıyla oynayanları seyrediyorlar."
'Ekmekte etiket olmalı'
Yasa gereği ekmeklerin etiketli olması gerektiğini hatırlatan Muharrem Keçeli açıklamasını şöyle sürdürdü:"Fırın sayısı ihtiyaçtan fazla olduğu için haksız rekabet yaşanıyor. Bazı fırınlar gramajla oynuyor, tüketici aldatılıyor. Etiket ve ambalaj kuralına uyulmadığı için noksan gramajlı ve sağlıksız ekmek pişiren fırınlar takip edilemiyor. Sanayiimiz el değmeden hamur karıp ekmek pişiren makinalar üretiyor. Ama biz hala elle hamur karıştırıp, odun dumanı altında ekmek pişirip yiyoruz. Odun ekmeği yüzünden Trakya ormanlarında meşe ağacı kalmadı. Yetkililer harekete geçerek ruhsatı olmayan tüm fırınları kapatmalı ve piyasayı denetlemeli. Halkın sağlığıyla oynayanlara fırsat verilmemeli."

