Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mayıs 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kısır döngü

Görüş / Engin Önen

Yine, yeni bir seçim arifesindeyiz. Neredeyse beş yıl oluyor, bu köşede yazmaya başlayalı. İlk yazımızın konusu, ''İthal adaylar sorunu'' idi. Bugün yerel basında yine aynı konu gündemi meşgul ediyor. ''İthal aday istemiyoruz'' kampanyaları sürdürülüyor.
Bu tepkilerin haklı olduğuna şüphe yok. Ama parti genel merkezleri, bu tepkileri genellikle dikkate almaz. Seçmenle partiler arasındaki bağlar zayıf olduğu için, genel başkan ve genel merkezler, bu tepkilerin seçmenlerin tercihine yansımayacağını düşünür.
Yani parti yöneticileri, ''kimi aday gösterirsem göstereyim, nasıl olsa bize oy verecekler'' yaklaşımını benimserler. Haksız sayılmazlar. Seçmenin, özellikle büyük şehirlerde, adaylara göre oy kullanmadığı bir gerçek. En azından, seçmenlerin büyük bir bölümü oy verirken buna göre karar vermiyor.
Böyle olunca, adayın ''ithal'' oluşu çok fazla önem taşımıyor. İzmir’i ve İzmir’in sorunlarını bilmeyen çok sayıda milletvekili, sadece ''falancanın yakını'' ya da ''belli bir etnik kökene sahip'' diye İzmir milletvekili olmayı hakketmekte midir? Tabii ki, hayır
İthal aday, demokrasimizin sağlıksızlığının göstergelerinden sadece biri. Bu durum, partilerin kurumsal yapılarının iyi işlemediğini göstermektedir.
* * *
İthal aday, bazı istisnai durumlarda, makul görülebilir. Örneğin 1987 yılında Erdal İnönü, İzmir milletvekili adayı gösterildiğinde, buna, ciddi bir itiraz gelmemişti.
Milletvekili adaylarını belirlemede tek sorun ''ithal aday'' sorunu değil. Adaylar yerli olmalı. Ama aynı zamanda bazı niteliklere de sahip olmalı. Genel başkana veya genel merkeze yakınlık tek ölçüt olmamalı. Aynı zamanda İzmir’in sorunlarına kafa yoran ve belli bir siyasal görüşü temsil edecek vasıflara da sahip olmalıdır.
Bu dönemde, İzmir’de görevinden istifa edip adaylık için başvuranların sayısı, geçen dönemlere göre az gibi. Bunda, mevcut vekillerin bir kısmının yerinin garanti görülmesinin de payı var. Yani, ''Nasıl olsa, seçilecek yerden sıra bulamam'' yaklaşımı egemen.
* * *
Adaylıkla ilgili İzmir Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı M. Ali Susam’ın da adı geçiyor. İiraat Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Kamil Oktay Sındır ve Menemen Emniyet Müdürü Mustafa Saygı CHP’den adaylık için görevlerinden istifa ettiler.
Hepsi de, İzmir’de önemli görevler üstlenmiş ve İzmir’in sorunlarına kafa yormuş kişiler.
Başka örnekler de verilebilir. Bakalım, genel merkezler yine ''ithal'' ve ''fedai'' adaylara mı ağırlık verecek, yoksa siyaseti aynı zamanda bir çözüm arayışı ve kamu görevi olarak gören kişilere de fırsat verecek mi?

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Havalimanında ağır tuvalet kokusu var
Kısır döngü
Meydanların beklentilerini yönetebilmek





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet