
Meral TAMER
Orhan Pamuk'a cübbesi dar ve kısa geldi!
Göğsümüzü kabartan edebiyatçımız Orhan Pamuk, Nobel ödülünü aldıktan hemen sonra, Hollanda Tilburg Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanıyla ödüllendirildi. Ardından bir fahri doktora da Berlin Hür Üniversitesi'nden geldi; ancak güvenlik nedeniyle Pamuk, Berlin'de cübbesini bu ay başında giyebildi.
Berlin'den Belçika'ya geçen Pamuk'a, Brüksel Katolik Üniversitesi'nde de cübbe giydirildi. Pamuk'a Nobel aldıktan sonra Türkiye'de verilen ilk ödül, Boğaziçi Üniversitesi'nin fahri doktorası oldu. Dün sabah tarihi Albert Long Hall salonundaki töreni, karışık duygular içinde izledim.
"Evinde ödül almak"
Önce birkaç gözlem:
Rektörler gelmedi
Sorumlu / sorumsuz
Pamuk, ilkokulu bitirdikten sonra 1966 - 70 yılları arasında Robert Kolej'de öğrenci olduğu yıllarda, ders saatleri dışında sanat atölyesi ile kütüphane arasında mekik dokurmuş. Resim yapmaktan sıkıldığında kütüphaneye gidip, meraklı bir çocuk olarak "gizli ikinci hayatını" Boğaziçi'nin kütüphanesinde yaşar, orada mütemadiyen kitap okurmuş.
Pamuk, edebiyatın yalnızca bir hikâyeler toplamı olmadığına, yazarın insanları kendi toplumu hakkında, hayatımızın anlamı hakkında, dünyanın nereye gittiği hakkında düşündürmek istediğine dikkat çekti.
Kendisinin de kitaplarını yazarken, dünyanın geleceği hakkında düşünme sorumluluğunu hissettiğini ve okurlarını da düşünmeye davet ettiğini dile getirdi. Ama bunları yapabilmek için kendi içindeki meraklı, sorumsuz, yaratıcı çocuğun özgürce düşünebilmesi gerektiğine vurgu yaptı:
"Özgürlüğü olmayan toplumların geleceği de olamaz. Toplumları esenliğe götüren özgür düşünce, içimizdeki sorumluluk duygusuyla çocuksu sorumsuzluğu birarada muhafaza etmekle mümkündür."
mtamer@milliyet.com.tr

