|
 |
|
|
Ne haftaydı ama...
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
Öyle haftalar var ki, neyi yazacağınızı şaşırıyorsunuz. Ben de ''kısa kısa...'' dokundurmaya karar verdim.
Aylar önce, Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek olan Kenan Doğulu’dan şöyle veciz bir ses yükselmişti:
''Türkçe olması eski kafaların düşüncesi...''
Hemen ardından başta TDK olmak üzere tepkiler yükselirken, en çarpıcı cevabı bir köşe yazarımız vermişti kendisine:
''...Avrupa’da yükselen duyarlıktan bihaber, el diliyle yarışa koşarken kendi diline sahip çıkanları ‘eski kafalılık’la suçlarsanız, gün gelir, ‘şempanze dili’ ödülünü hak edersiniz.''
''Shake It Up Şekerim'' parçasıyla Türkiye’ye dördüncülük kazandıran Kenan Doğulu’yu, ''Kendisini yıllardır ABD’de geliştirmiş olması ve yabancıların kolayca anlayıp söyleyebileceği'' İngilizcesi de kurtaramadı. Bu hale sevinecek değiliz. Ama öneri geliştirmek yasak olmasa gerek:
Seneye Sırpça bir şarkıyla katılmaya ne dersiniz?
* * *
Yarışmanın düzenlendiği Finlandiya’nın nüfusu 5 milyonu biraz aşıyor. Gündoğdu meydanındaki kalabalığa bakınca yanımdakilere dedim ki: ''Finlandiya’nın neredeyse yarısını buraya toplayan bir şeylere sahip çıkma bilinci, dünyanın ‘en çok konuşulan 5. dili’ için de artık bir şeyler yapsa, güzel olmaz mı?''
Şimdilik sadece gülümseyerek cevap verdiler. Yumurta kapıya gelmeden hareketlenemiyoruz malûm. ''Gelincik tarlası'' benzetmesi göze ve kulağa hoş geliyor. Her yaştan ve her kesimden insan vardı etrafımızda. Sadece gençler daha bir ayrıcalıklı gibi göründü gözüme. Onların çocuklarına anlatacak onurlu bir ''öykü''leri var artık. Halide Edip’in ''Sultanahmet Mitingi''yle büyüyenler, bayrağı ''Tandoğan’lara, Çağlayan’lara, Gündoğdu’lara'' devrediyor gibiydi... İzmir büyük işlere evsahipliği yapmaya alışmaya başladı.
* * *
Ana teması, ''Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık'' olarak belirlenen ''EXPO 2015'' adaylığımız, Eurovision gibi gayrı ciddi bir organizasyon değil kuşkusuz. Süreç devam ederken, cazip ve etkileyici alt temalar belirlemek amacıyla bir ''Beyin Fırtınası'' düzenlendi İzmir Ekonomi Üniversitesi salonlarında. İzmir Ticaret Odası’nın evsahipliği ve bendenizin moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda katılımcılar, yaratıcı ve çarpıcı fikirler ürettiler. Birkaç haftaya kadar sonuçlarını bu köşede de paylaşabiliriz sanıyorum. ''Milano mu, İzmir mi daha şanslı?'' derseniz, şimdilik fikrimi saklamayı tercih ediyorum; ''paradoks''lar devam ediyor.
* * *
Meselâ, dünya kenti olmanın tarifleri arasında, ''tahammül becerisinin yüksekliği'' de var mıdır acaba? Süper Lig’de ve elemelerde hiç takımı olmayan bir kent, aynı hafta içinde, ''Kupa’nın sahibini ve şampiyon''u ağırladı. Sadece evsahibi olmaya giderek alışıyor muyuz, nedir? Oysa, ''Aşkın karşıtı nefret, sanatın karşıtı çirkinlik, inancın karşıtı sapkınlık, hayatın karşıtı ölüm değildir; umursamamazlıktır'' diyen düşünüre kulak verirsek, bu yazının bütün paragrafları için umursadıklarımızla umursamadıklarımızı terazilemek zorunda kalırız. Deneyelim mi?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|