
Hasan CEMAL
Demokratik siyasetin önünü tıkamak!
AKP ile CHP'nin işbirliği yaptıkları bir alan var. Her bakımdan çatışıyorlar ama o alanda sıkı bir işbirliği içindeler.
Ne mi o alan?
Seçim sistemi.
Bir yandan, ikisi birlikte 'yüzde 10 barajı'nı aslanlar gibi savunuyorlar; öte yandan bağımsız olarak seçime girmek isteyenlerin işini iyice yokuşa sürüyorlar.
Böylece ne mi yapıyorlar?
Büyük bir adaletsizliğin altına birlikte imza atıyorlar. Aynı zamanda özellikle Kürtler ve Güneydoğu bağlamında demokratik siyasetin önünü tıkıyorlar.
Ne mi demek istiyorum?
İşte birkaç örnek:
Diyarbakır'da, 2002 genel seçimlerinde DEHAP oyların yüzde 56.1'ni almış ama hiç milletvekili çıkaramamış. Çünkü ülke genelinde yüzde 10 barajına takılmış.
Buna karşılık, Diyarbakır'da oyların sadece yüzde 16'sını alan AKP 8 milletvekili, yüzde 5.9'unu alan CHP 2 milletvekili kazanmış...
Söyleyin, bu mudur adalet?
Şırnak'ta DEHAP yüzde 46 oy almış ama milletvekili yok. AKP yüzde 14 oyla 2 milletvekilliğini de kazanmış...
Hakkaniyet bunun neresinde?
Mardin'de DEHAP yüzde 39.6 ile sıfır milletvekili, AKP yüzde 15.4'le 3 milletvekili, CHP 11.6 oyla 2 milletvekili çıkarmış...
Batman'da DEHAP'ın oyu yüzde 47, milletvekili yok. AKP ise yüzde 21'le 3 milletvekili, CHP yüzde 7 ile 1 milletvekili çıkarmış...
Hakkâri'de yüzde 45 oyla avucunu yalayan DEHAP'a karşılık, 1'er milletvekilini yüzde 6.8 oyla AKP, yüzde 8'le CHP paylaşmışlar...
Söyleyin lütfen:
Temsilde adalet bu sonuçların neresinde yatıyor? Hiç yönetimde istikrar ilkesine yardımcı olabilir mi, bu kadar hakkaniyetsizlik?
Ne adalet ne istikrar!
İkisi de böyle olmaz.
Türkiye'nin yüzde 10 seçim barajıyla adaleti de, istikrarı da yakalaması güçtür. Doğu ve Güneydoğu'da oylarının böylesine hiçe sayıldığını gören, siyaseten dışlandıklarını hisseden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını bir kez daha hayal kırıklığına uğratırsınız, o kadar.
Biraz daha yabancılaştırırsınız.
Demokratik siyasetin önü tıkanır.
Milliyetçilik diyorsanız, hattı ırkçılık diyorsanız, bütün bu olumsuzluklar biraz daha körüklenir.
Parlamento zemininde temsil ve siyaset imkanı engellenirse, bu ülkede istikrar, huzur ve barış torpillenir.
AKP ve CHP el ele yüzde 10 barajını aslanlar gibi korurken, bağımsızların işini yokuşa sürerken, acaba bunları akıllarına hiç getirdiler mi?
Değerli bir kardeşimizi daha kaybettik.
Sıkı bir haberciydi Turan Yavuz. Haberleriyle çok ses getirdi.
Ama aynı zamanda kitap da yazdı, belgesel de yaptı.
Hiç durmadı.
Gerçeğin peşinden yıllar yılı kendini helak edercesine koşturdu.
Elbette, bir ömür törpüsü olan bu güzel mesleği bir hayat tarzı olarak benimsediği için öyle yaptı.
Bazı insanlar, birtakım davaların peşine düşmeden, birtakım davalarla haşır neşir bir ömür boyu koşturmadan hayatın tadını çıkaramazlar.
Belki yaşamın anlamı budur onlar için...
Kim bilir belki de onlar için hayatta mutluluğu yakalamanın tek yolu, öylesine inişli çıkışlı yollarda yürümekten geçer.
Turan Yavuz'un davası da her ne pahasına olursa olsun gerçeği yakalamaya çalışmaktı. Bir gazeteci olarak bunu hakkıyla yaptı.
Onun için de her gazeteciye nasip olmayacak şekilde derin izler bırakarak aramızdan ayrılıyor.
Güle güle sevgili kardeşim;
Emin olabilirsin, gazeteci milleti seni özleyecek.
h.cemal@milliyet.com.tr

