
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
İnsanlar çeşit çeşit, boy boy!
HER şeyin başı insan... Çeşit çeşit insan... Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi, "Esmeri, kumralı, kuzguni karası", namuslusu namussuzu, fetbazı düzenbazı, canbazı hokkabazı, zengini züğürdü, cimrisi bonkörü, eli sıkısı eli açığı, kalleşi yiğidi...
Çeşit çeşit, boy boy!
Seç seç al ya da kaderinde ne varsa ona katlan...
* * *
DEDİK ya, her şeyin başı insan...
Birkaç örnek...
Akmerkez'den Arnavutköy'e inen Ayazma yokuşunda birkaç araba yıkayıcısı vardır. İlk açan, inerken solda "Şaban Bey"in yeriydi. "Şaban Bey" meraklıydı, ağaçlar altında yeşil alan, orayı bir çeşit piknik alanına çevirmişti: Fırın yapmış, mangal koymuş, tahtadan sandalyeler, kafeste "Afrika kargaları", bir düzen bir temizlik... Kaçak Rumen işçiler çalışır, arabaları pırıl pırıl yapar, "Şaban Bey" herkesi ısrarla davet ederdi:
"Çoluk çocuğu alın, gelin, ocağı yakalım, kendiniz pişirin, kendiniz yiyin!"
Oturma yeri bekleme salonu, tuvalet tertemiz, bakımlı...
* * *
"Şaban Bey" bir felakete uğradı, delikanlı oğlunu trafik kazasında kaybetti, fotoğrafını ışıklı bir çerçeveye koydu, gece gündüz aydınlattı, sonra da orayı bıraktı...
* * *
GEÇEN gün gittik, "Şaban Bey"in mamuresi, mezbele olmuştu.
Dedik ya her şeyin başı insan...
* * *
"AHMET Dede"yi televizyonda tanıdık, yetişkin oğlunu arıyor...
Ne olmuş oğluna?
İki çocuğunu ve eşini bırakıp kaçmış...
"AHMET Dede" torunlarına, gelinine kaç yıldır sahip çıkmış, oğlunu arıyor, gelsin, babalık yapsın, diyor.
Telefonun öbür ucunda "Ahmet Dede"nin kızı var, o da babasına kızıyor:
"Sana ne baba, bırak, ne halleri varsa görsünler, sen kendi karına, anneme bak, o kaçtı bana geldi!"
"Ahmet Dede" kızıyor:
"Kimlere bırakacağım bu çocukları, gelinin de beli sakat, bel fıtığı... Sen kardeşini bul gelsin!"
Kadının derdi başından aşkın, kim bilir onun da ne sıkıntısı var:
"Ben nereden bulayım, sen çocukları bırak, köyüne dön!"
Dedik ya her şeyin başı insan, çeşit çeşit insan...
* * *
ZAMAN gece yarısını geçmiş, yeni güne girilmiş, bir eğlence programı. Küçük kızı çıkarmışlar programa, "Makine Amca" sorgulayıp çok bilmişliğiyle kafa buluyor.
Ablalar, abiler de kıkır kıkır gülüyor.
"Amca" da "Dede" de memnun olacaklar ki beş altı yaşındaki kızı pek seviyorlar.
* * *
İYİ de o bebeklikten yeni çıkmış çocuk, orada o saatte olur mu?
Böyle bir şey "Amca"nın eline geçse "tefe" ya da "makineye" koymaz mı?
Allah'ı var, "Dede"nin bundan memnun olduğunu görüntüsüne bakıp söylemek mümkün değil de, o da "Amca"yı uyarıp "Hadi artık çocuk yatsın!" diyemiyor.
Biz yattık, "Amca"sı kıza, Erol Günaydın'ı gösterip "Sen bu adamı tanıyor musun?" diye soruyordu.
Ya bunu başka bir televizyon yapsaydı "Makinenin makinisti" medyanın "arkası"na girip "önünden" çıkmaz mıydı?
Dedik ya her şeyin başı insan, çeşit çeşit insan...
* * *
AĞLAMAK çok karışık bir duygu...
İnsan büyük acısında da ağlıyor, büyük sevincinde de...
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, takımı şampiyon olunca gözyaşlarını tutamadı, ağladı, bizim de gözlerimizi yaşarttı.
Oysa üç ay önce bir "büyük acı" bizi ağlatmıştı.
Şimdi de Fenerbahçe'nin şampiyonluğu...
Her şeyin başı insan, değişik duygularla yaşayıp boğuşan insan...
h.pulur@milliyet.com.tr

