
|
|
|
 |
|
|
Bayar ithal mi değil mi?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Mehmet Ali Bayar’ın bile İzmir’den aday olmasına tepkiler var.
Bayar’ın DYP-ANAP birleşmesinde etkin rol oynadığı biliniyor.
Son zamanlarda dar bir kadronun bu birleşmenin altyapısını hazırladığı biliniyor.
Eski milletvekilleri, bakanlar olduğu gibi siyasetin duayenleri arasında bulunan Hüsamettin Cindoruk ve İsmet Sezgin gibi isimlerin de Demokrat Parti’ye giden yolda emekleri bulunuyor.
İlginç olan Bayar’ın bu görüşmeleri DYP kanadından değil de ANAP tarafından yürütmüş olması.
Başlangıçta iyi anlaştıklarına dair olumlu bir görüntü veren Mehmet Ağar ile Mehmet Ali Bayar çiftinin bir süre sonra yolları ayrıldı.
Ama siyaset bu...
Sonuçta şu ya da bu şekilde Ağar ile Bayar’ın yolları yeniden kesişmiş oldu.
Bayar siyasetin eskimeyen yüzlerinden; hem dedesi, hem babası eski siyasetçi.
Ailenin köklü bir Demokrat Parti geçmişi var.
Birkaç gündür konuştuğum kişiler böylesine maziye sahip Bayar’ın İzmir adaylığını bile kabullenmiyorlar.
Bayar İzmirli değil, eşi Bergamalı olsa da kentle hiçbir bağlantısı yok.
Birçok kişi ''İzmir’den seçildikten sonra buraya uğramaz bile...'' diye düşünüyor.
Meclis aritmetiğinin ne olacağını şimdiden kestirmek kolay değil.
Ama olası bir koalisyonda Bayar’ın hükümette görev alması mümkün gözüküyor.
Belki de İzmirliler, erken tepki veriyorlar.
Bu seçimlerde diğerlerinde olmadığı kadar ''İzmirli aday'' ısrarı var.
Geçmiş dönemler karşılaştırıldığında hükümetlerin bölgeye ne kadar haksızlık yaptıkları çok net görülüyor.
Özel sektör yatırımları Türkiye’nin genel trendine bire bir uyarken kamunun cimri davrandığını rakamlara bakarak söyleyebiliriz.
* * *
Özetle...
İzmir kamuoyu Mehmet Ali Bayar’a bile ithal aday olarak bakıyor.
Genel başkanlar bu duyarlılığı hissetmeli ve adaylarını buna uygun seçmeli.
Bu seçimler diğerlerine benzemeyecek.
2002 seçimleri öncesindeki ortam ve vatandaşın ruh hali çok farklıydı.
Sandığa giderken insanların önünde alternatifler yoktu.
Krizden yeni çıkmış bir Türkiye vardı ve fatura koalisyon partilerine kesilmişti.
DSP, MHP ve ANAP’ın erken seçim kararı kendileri için intihar etmekten başka bir şey değildi.
DYP de programıyla, lideriyle seçenek sunamamıştı.
Tansu Çiller’e verilen şans ve tolerans bitmişti.
DYP de bunun bedelini Parlamento dışında kalarak ödemek zorunda kaldı.
Genç Parti 2002’nin en sürpriz partisiydi.
Aslında AKP’nin koalisyon partileri kadar Cem Uzan’a da teşekkür etmesi gerekiyordu.
Genç Parti; MHP’yi de, DYP’yi de baraj altına iten bir diğer faktör oldu.
* * *
22 Temmuz’da seçmen 80 sonrası parçalanan solu ve sağı tek çatı altında bulacak.
CHP-DSP ittifakının uzun vadede birleşmeye doğru gitmesi kaçınılmazdır.
Aksi takdirde ilk seçimde yeni bir oluşum ortaya çıkacak ve seçmen tercihini bu partiden yana kullanacaktır.
O yüzden soldaki ittifakın kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
Bu seçim listelerin ön plana çıkacağı bir süreç olacak.
Alternatifi bu sefer fazla olan vatandaş; eğer AKP’nin icraatlarından memnun değilse oyunu CHP’ye, Demokrat Parti’ye ya da MHP’ye atacaktır.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|