
Metin MÜNİR
Hadi gel nal toplayalım, vakit geçer
Artık elime hangi yabancı bir dergi veya gazeteyi alsam içinde çevreyle ilgili bir haber buluyorum. Çevre, Batı'da, can alıcı sorunlar listesinde baş sıraya çıktı. Sadece Batı'da değil. Çevre kirliliğinde dünya rekortmeni Çin bile denizin bitmekte olduğuna uyanıyor. Avrupa Birliği 2020 yılına kadar atmosfere karbon salımını yüzde 20 azaltmayı hedefliyor.
ABD'nin büyük şirketleri Bush yönetimini çevre konusundaki vurdumduymazlığından vazgeçmeye çağırdı.
Dünyanın en büyük bankası olan Citi çevre bağlantılı projelere on yılda verilmek üzere 50 milyar dolar ayırdı.
Temiz enerji konusunda yeni buluş üzerinde çalışan ufak şirketlere, üniversitelere girişimciler milyarlar akıtıyor.
Bu gelişmelerin arkasında iki neden ver: Küresel ısınmanın yol açacağı felaketin bilimsel kesinlik kazanması. Tüketicilerin çevre duyarlığının kısa bir zamanda müthiş artması. Yeni talep kalıpları yaratması.
Karbon vergisi
Süpermarketlerde organik tarım ürünleri raflarının sayısı gözle görülür şekilde artıyor. Çok zaman geçmeden bütün ürünlerin üzerinde dükkâna gelinceye kadar mal olduğu karbon miktarı yazılacak. Gümrüklerde karbon vergisi alınabilir.
Medya "Ne yaparak küresel ısınmanın önlenmesine katkıda bulunursunuz" türünde yazılarla dolu.
Okuduklarım sadece artık herkesin bildiği felaket senaryolarıyla ilgili değil.
Bütün felaketler gibi, bu oluşum halindeki felaket de yanında fırsatlarıyla beraber geldi.
Doğanın tahribatını durduracak, havadaki karbondioksit oranını normal düzeye indirecek ürün, makine ve teçhizat, yöntem ve buluşlar için büyük ve daha da büyüyecek talep var.
Bunları karşılamak için yeni endüstriler doğuyor, eski endüstriler kendilerini koşullara uydurmaya çalışıyorlar.
Nal çiftliği
Örneğin, havaya karbon püskürtmeden elektrik üretmek, zehirli gaz salımı az veya sıfır otomobil imal etmek için hummalı çalışmalar var.
Rüzgâr çiftliği kurmak istiyorsanız makine ve teçhizat için kuyruğa girmeniz lazım. Güneş enerjisinden elektrik üretmek isteyenler için de durum aynıdır.
Batı yeni bir eşikte dururken Türkiye gene orada yok.
Elektrik üretip satmak isteyen şirket var. Yenilenebilir enerji üretmek için makine ve teçhizat üretmek işine girmek isteyen yok. 1970'lerde Fiat ve Renault'yu getirip ortak otomobil ürettiler. 1990'larda Ericsson, Motorola, ve Nokia'yı getirip cep telefonu işine girdiler. Şimdi Westinghouse ve General Electric'ten makine alıp rüzgâr çiftliği kurmak istiyorlar.
Girişimci, buluşçu, yenilikçi yok. Tüccar var. İzleyici olmak, arkadan gelmek yetiyor. En önde olanlar arasında yer almaya çalışan yok.
Bunun için Batı at topluyor, biz nal topluyoruz.
mmunir@milliyet.com.tr

