
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Sol nihayet
Tarihi adım atıldı; CHP ve DSP'nin 22 Temmuz seçimlerinde işbirliği yapacakları iki partinin liderleri Baykal ve Sezer tarafından dün açıklandı.
DSP adayları, CHP listelerinden seçime katılacaklar. Bu işbirliği gelecekteki birleşmenin de önünü açacak.
Böylece hayatı boyunca sola oy vermemiş çevrelerde bile seslendirilen "Birleşemezler" şeklindeki negatif söylem gündemden düşmüş oluyor. Merkez sağda DYP ve ANAP'ın "Demokrat Parti" çatısı altında birleşme kararından sonra, merkez solda da CHP-DSP ittifakıyla bir iktidar seçeneği ortaya çıkıyor. 14 Nisan'da Tandoğan mitingiyle başlayan kitlesel eylemlerde Manisa, İstanbul ve İzmir'de meydanlara sığmayan milyonlarca kişinin isteği öncelikle "merkez solun birleşmesi"ydi. Baykal ve Sezer, halkın bu çağrısını nihayet yaşama geçiriyorlar.
CHP ve DSP liderleri, öncelikle 22 Temmuz'da sandıkta yüzde 30'larda bir oy yakalamayı hedef alacak olsalar bile daha stratejik bir vizyonla, 12 Eylül'ün parçaladığı merkez solu geleneksel CHP çizgisine çekebilmeyi de düşünmeli ve başarmalılar.
Çünkü bu işbirliği DSP'nin Meclis'te 20 üyeli bir gruba sahip olmasıyla sınırlı "taktik" bir süreç gibi algılanırsa AKP karşısında CHP'nin seçim kazanma şansı düşer.
Baykal ve Sezer'in önünde şimdi tarihi bir fırsat var.
Bir yandan merkez solu 22 Temmuz seçimlerinde iktidar adayı haline getirecek kadro ve projeleri topluma sunmak, iki partinin bildik isimlerini Meclis'e taşımanın ötesinde bir genişlemeyi sağlamak. Öte yandan, Türkiye'de darbeler ve geçiş dönemlerinde değiştirilen siyasetin doğal yatağını, Avrupa demokrasilerinde olduğu gibi merkez sağ ve sol yelpazeye kavuşturmak.
CHP ve DSP, toplumda yükselen milliyetçiliğe kapılıp sadece önümüzdeki seçimi düşünürlerse olası başarıları, iki partinin toplam oylarını yükseltmekten öteye geçmez. Evet, merkez soldaki ittifak, toplumdaki "Birleşin" çağrıları nedeniyle bir "sinerji" yaratacaktır. Ancak bu açılım CHP'nin son günlerde medyaya yansıyan aday yelpazesindeki gibi "sağdan transferlere" kayar ve sola kapanırsa umutlar boşa çıkar.
Çünkü AB projesi başta Türkiye'nin refah ve kalkınma sorunları, işsizlik, genç nüfusun geleceği gibi sosyal ve ekonomik projeler AKP'nin tekeline bırakılmayacak ölçüde merkez solun, CHP-DSP ittifakının görev alanına giriyor.
Ecevit, 1970'lerde "Ne ezilen ne ezen, insanca, hakça bir düzen" sloganıyla "sol" bir model ortaya koymuş, sivil, demokratik bir programla özgürlüklerin önünü açmıştı.
Sıra Baykal ve Sezer'de.
Umarız başarırlar.
dsazak@milliyet.com.tr

