|
 |
|
|
Ah o gemide daha fazla kalsaydım!
"Dünyanın en büyük gemisi" unvanını taşıyan Liberty of the Seas ile iki günlük kısa bir tura çıktım. Amaç gezmekten çok, gemiyi tanımaktı. 15 katlı, 3 bin 650 yolcu kapasiteli gemiyi, ancak biraz keşfedebildim!
fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Öyle de karışık bir durumdayım ki, 40 yılın çarşambası bir güne sığdı. Geziler, günlük televizyon çekimleri ve yazılar bir yanda; Hürriyet'in gezi yazarı Saffet Emre Tonguç'la birlikte yazdığımız gezi kitabımız "Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer"in baskı aşamasındaki son dakika işleri öbür tarafta...
İşler çığ olup büyüdü; ben en akıllı insanın yapacağını yaptım: Her şeyi bırakıp kaçtım! Londra'ya uçtum, oradan Southampton'a gittim ve dünyanın en büyük gemisiyle kısacık bir "cruise"a çıktım!
Şovlar kaçmaz
Güya telefonlar falan da çekmiyor ya, "Şöyle bir kafayı dinlerim" ayarındaydım... Bir aktivite, bir aktivite; sormayın gitsin... "Ben guruyum, basit tatil severim, basit yaşamak lazım" felsefelerini bir kenara bıraktım. Bu gemide yapacak çok şey vardı, gün sayısı kısıtlıydı ve ben hiçbir şeyden geri kalmamalıydım.
Olağanüstü spor salonunu kolaçan ettim önce. Daha açılmamıştık bile, ben litrelerce ter atmıştım. İleride gönül rahatlığıyla yemek yemek ve içmek için önce, hazır kartlı telefon misali, hesabım neyse ödedim...
Oh be!
Kardeşim ben burada yaşarım, bir yere de inmem! Sörf bile yapılıyor gemide inanın. Bir küçük dünya yaratılmış, her şey var. Sanırsınız "Truman Show" seti! Berber dükkanında, Amerika'dakiler gibi ışık bile dönüyor. Barların hepsi birbirinden renkli. Havuzlar ve jakuziler "Öldür Allah çıkmam" modeli. Tepedeki yürüyüş ve koşu parkuru olağanüstü.
Spa, gördüğüm bütün merkezlere taş çıkartır cinsten. Diskolar, oyun odaları, tırmanma kayaları, sanat galerisi, buz pateni sahası falan; daha ne anlatayım ki!
Amma velakin, hepsinin ötesinde, gemideki şovlar gelir. Orkestrası, ışık ve ses düzeni, salonu mükemmel. Oyuncular, dansçılar ve müzisyenler de "A" kategori. Muhtemelen ya daha kariyerlerinin en başındaki genç yetenekler, bazıları gerçekten de çok gençti ya da rüzgarlı günlerini geride bırakıp bol yıldızlı süper gemiye kapak atmış sonbahar oyuncuları.
Bir müzikal seyrettik, inanılmazdı. Bizim CNN TÜRK'teki "Afiş" programında gösterdiğimiz bir sürü gösteriden 100 kere daha iyi idi. Fondan, bilgisayar destekli haritalarda çizgi film karakteri oyuncular yürüyor; hepsi animasyon tabii. Sonra perdeden o oyuncu çıkıyor, arkada oynayan filmle koordineli bir şekilde dans ve şov devam ediyor. Işıklarsa, artık bu işte gelinen son noktada. Lazerin her numarası kullanılıyor.
İsterseniz casino da var
Buz pateni şovunda da, bol ödüllü bir ekip, Broadway şovlarından sahneler oynadı. Nasıl bir akrobasi, nasıl bir gösteriydi, hâlâ tadı damağımda.
Neyse, iki gün göz açıp kapayıncaya kadar geldi geçti. Gece kulüplerinde dans etmeye de gittim, en çok da Latin disko Boero'da eğlendim; kumarhanede 5 dolara şansımı da denedim. Daha kütüphane vardı, golf vardı, sinema vardı, yaklaştığımız Fransa sahilleri vardı...
Vardı da vardı!
Ben bittim, gezi bitti.
Yok yok, bence insan basit yaşamalı.
Ne demişler? Bir lokma, bir hırka...
Nasıl gidilir?
Royal Caribbean seyahatlerini satan birçok tur şirketi var. Fiyatlar tura, güne, gemiye ve kamaraya göre değişiyor. Çok cazip "son dakika" ucuzluğuna bile denk gelmek mümkün. Bu yaz, İstanbul ve Kuşadası çıkışlı geziler de olacak.
Setur tel: (0212) 368 68 06
Hey Travel tel: (0212) 291 85 85
Hatsail tel: (0212) 225 71 44
Ne yapılır?
Öncelikle planlamanızı yapın. Bir haftalık, 10 günlük cruise'a gidiyor olsanız bile, bu tip gemilerde yapılacak çok şey var. Kaçırmamak lazım.
15 katlı geminin her tarafını bir gezin. Elinizde harita olacak zaten. Bir de küçük bir not defteri ve kalem bulundurun. Çok ciddiyim, unutmamak için önce keşif turu yapın. İlginizi çeken yerler ve aktivitelerle planınızı iyice dakik hale getirin.
Spor kıyafetlerinizi mutlaka yanınızda götürün. Spor salonları olağanüstü. Aletler çok yeni ve yüzlerce pırıl pırıl aletin yan yana dizildiği bir güverte düşünün... Hocalar, dersler, yogalar, jakuziler, buhar banyoları da cabası.
Şık kıyafet almayı da ihmal etmeyin. Paris'teki Moulin Rouge'a benzeyen, hatta biraz da eski Maksim; bordo kadifeli, aynalı ve kristalli bir "esas" yemek salonu var. "Kaptan Masası"na da davet edilebilirsiniz.
Gemideki alışveriş caddesinde, bir sürü dükkan var. Hiç aklımızda yokken bir bavul alışveriş yaptık. Her şey havaalanlarından bile daha ucuz.
Şovları ve gece hayatını kaçırmayın. Bir caz kulübüne gittim, şarkıcı hanımın sesi içime işledi. Üstelik ben cazden hiç anlamam...
Spa için rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Her tür masaj ve akupunktur yapılıyor. "Gençlik terapisi" ve botoks bile yaptırmak mümkün. Tabii ekstra ödemek lazım ama fiyatlar her spa kadar pahalı. Gemiye biner binmez spa organizasyonu yapmakta da fayda var.
İnternet bağlantısı var ama çok sağlıklı değil. Cep telefonları çoğunlukla çekmiyor. Tabii odadan her yeri arayabilirsiniz.
Biraz da kamaranızda vakit geçirmeye bakın.
|
|
|

|