İpin ucu çoktan kaçmış
Hiç gevelemeden "Sezon sonuna kadar kepenk indirdik, ceza vermeyeceğiz" deyin de millet rahatlasın.
Ayıptır.
Dahası, eyyamın daniskasıdır.
O gün stattaydım, gözlerimle gördüm, kulaklarımla işittim.
Trabzonspor - Sivasspor maçında tam 45 dakikada hiç durmadan kulüp başkanı Nuri Albayrak ve yönetim kurulu üyeleri ile Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Ali Koç'a küfür edildi.
Albayrak ilk yarıyı zor bitirdi, takımı galip durumdayken stadı terk etti.
Trabzonspor, Disiplin Kurulu'na sevk edildi.
Sonuç:
"Yasal koşullar oluşmadığından kötü ve çirkin tezahürat konusunda ceza tayinine yer olmadığı..."
El insaf!.
Nereye gitti ağız dolusu onca küfür?
Nedir yasal koşullarının oluşma aşaması, anlatın da öğrenelim!
Gelelim Galatasaray - Antalyaspor maçına...
Karşılaşmanın son bölümlerinde Başkan Özhan Canaydın'ın da nasiplendiği ağır küfür ve hakaretler raporlara geçti, Hukuk Kurulu Galatasaray Kulübü'nü disipline sevk etti, Disiplin Kurulu ise "ceza için yasal koşulların oluşmadığı" hükmüne vardı!
Ne bekliyorduk ki...
Kim cesaret edecekti bir derbi maçını seyircisiz oynatmaya?..
Hangi babayiğitin yüreği yetecekti raconu kesmeye.
Tıpkı Beşiktaş - Fenerbahçe derbisinde sağır sultanın işittiği küfürlerin PFDK tarafından es geçilmesi gibi...
Oysa herkes biliyor ki, sabıkası bulunan kulüplere sonraki ilk eylemlerinde "seyircisiz oynama cezası" verilmesi zorunlu.
Ama ipin ucu kaçmaya görsün...
Galatasaray'a ceza veremediler ya, Trabzonspor'a da Beşiktaş'a da veremezler.
Naklen yayın kameralarına ait kabloların kesilip dünyada benzeri görülmemiş bir rezilliğin yaşandığı maç nedeniyle Fenerbahçe'yi de cezalandıramazlar.
Sonra da tarafsızlıktan, cesaretten, hukuktan söz ederler.
Eğer buysa adalet anlayışınız.
Tanrı, gerçek adalete muhtaç olanları korusun...
Futboldan Sorunlu Bakan!Rakamlar Anadolu Ajansı'ndan.
Ajansın kayıtlarına göre geçen yıl içinde değişik kereler ve değişik platformlarda Galatasaray Kulübü Başkanı 74, Fenerbahçe Başkanı 42, Beşiktaş Başkanı 36, Futbol Federasyonu Başkanı ise 34 açıklama yapmış.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ise 92.
Diyeceksiniz ki ne var bunda?
Öyle ya, adı üzerinde Spordan Sorumlu Bakan!
Ülkenin spor politikasının, kocaman bir bakanlığın ve futbolun da içerisinde bulunduğu 57 federasyonun icraatlarının tek sorumlusu!
Tabii en çok o konuşacak, en fazla açıklamayı o yapacak!
Ancak kazın ayağı hiç de göründüğü gibi değil.
Örneğin, bu 92 açıklamadan sporun genel sorunları ve 56 federasyona düşen pay 37.
Futbolun nasiplendiği ise 55.
Kaba bir hesapla bakan, 20'yi aşkın federasyonun adını dahi ağzına almamış.
Ama futbol, 55 farklı demeçle bakana ana konu olmuş!
Ve şimdi diyeceksiniz ki;
"Futbol dışında Türk sporunda işler iyi gidiyor da ondan..."
Pekala; Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in Çarşamba günü "resmi haber ajansı" kanalıyla yaptığı açıklamadaki soruşturmaya konu olan 24, denetimi tamamlanan 9 federasyon hakkında kamuoyunun sahip olması gereken detaylar nerede?
Medyanın ortaya çıkardığı usulsüzlükler ve yolsuzluklar dışında sayın bakan neden herhangi bir açıklama yapmaz, kendi dönemlerinde gerçekleşen olaylardan kamuoyunu haberdar etmez?
Neden bakanın sorumlu olduğu diğer 56 federasyonda olup bitenlerle ilgili skandallar hep gazetelerden öğrenilir?
İşte bu yüzden diyorum ki:
Bakan gerçekten de söylendiği gibi futbolla mı sorunludur?
Yoksa spordan mı sorumludur?
Spor medyası takipte!
"Hukuk cinayeti" suçlamasının muhatabı Tahkim Kurulu olduğu için, bir spor gazetecisi olarak ben cinayetin "medya" bölümünü üzerime alındım.
Hıncal Uluç hafta içerisinde Vestel Manisaspor'un Tahkim Kurulu'na yaptığı iki itirazın sonuçlarını yanyana koyup "Bir hukuk ve medya cinayeti" başlıklı bir değerlendirme yaptı.
Spor medyasını bu tip haberlere duyarsız kalmak ve sadece üç büyüklerin peşinde koşmakla eleştirdi.
Gündeme getirdiği konuyu yakından takip eden bir meslektaşı olarak haksızlığa uğradığımızı düşündüm.
Neden mi?
Öncelikle iddia edildiği gibi V.Manisaspor'a verilen para cezasının kaldırılma gerekçesiyle, hükmen yenilgiye yapılan itirazın reddedilme nedeni çok farklıydı.
Aksi takdirde böyle bir skandalı görmememiz mümkün değildi.
Dolayısıyla bu tarz çelişkiler karşısında anında reaksiyon gösteren Milliyet Spor Servisi de konuyu sayfalarına taşımaktan çekinmezdi.
Hıncal ağabeyin de belirttiği gibi Tahkim Kurulu, V.Manisaspor - Sakaryaspor maçıyla ilgili iki ayrı itirazı değerlendirdi.
Kurul, PFDK'nın verdiği 15 bin YTL'lik para cezasını "Maçta yaşananlar saha olayı niteliği taşımıyor" açıklamasıyla kaldırdı.
Haklıydı, çünkü iki takım seyircisinin de oyunun devamını engelleyecek bir eylemi yoktu.
V.Manisaspor'un hükmen yenilgiye yaptığı itiraz ise ikiye karşı üç oyla reddedildi.
Gerekçesi özetle şöyleydi:
"Hakem müsabakayı bir futbolcu ve antrenörün fiili saldırısına uğradığı için tatil etmiştir. Uluslararası Futbol Oyun Kuralları ve talimatlara göre bireysel saldırı hakemin oyunu tatil etmesi için yeterlidir..."
Üstelik Futbol Müsabaka Talimatı'nın 29. maddesi de "Futbol federasyonu, futbolcusu ve antrenörü olaya sebebiyet veren takımın hükmen mağlubiyetine karar verir" hükmünü öngörmüştü.
Hakem Cüneyt Çakır'ın raporuna da bakarsanız maçı tatil etmesinin nedeni taraftarların çıkardığı olaylar değil, kaleci Bülent ve antrenör Metin Bayındır'ın yumruklarıydı!
Zaten işin içine seyirci de karışmış olsa V. Manisaspor'a hükmen yenilginin haricinde bir de puan silme cezası verilmesi kaçınılmazdı.
Şerh koyan Prof. Dr. Aziz Can Tuncay ile Tanju Güvendiren'e gelince...
Kurulun iki üyesi "Hakem aldığı darbelere karşın maçı devam ettirebilirdi" görüşündeydi.
Başkan Türker Arslan, Erkan Vardar ve Doç.Dr. Ümitkocasakal ise yönetim kurulu kararının doğruluğu yönünde oy kullandı.
Anlaşılacağı üzere spor medyasının işlenmemiş bir cinayete ortaklık etmesi bu gerekçelerle mümkün değildi.
Şimdi sıra, Hıncal ağabeyin gözünde aklanmamıza geldi.
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

