Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Mayıs 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Heykeliniz de gösteriyor ki o burun size yakışmaz"

Güzel Sanatlar Fakültesi'nde heykel eğitimi alan Estetik Cerrah Barış Çakır:
"10 hastamdan biri kendi burnunu ünlü birinin burnuna benzetmek istiyor. Heykelde istediği burnu yapınca ve yüzüne yakışmadığını görünce bir 'oh' çekiyor"


BAHAR BAKIR

Sanat ile cerrahi iç içe geçebilir mi? Bir sanatçının güzellik anlayışı, kompozisyon bilgisi, el becerisi bir cerrahta ne kadar olmalı? Bu soruların canlı yanıtı estetik cerrah Barış Çakır. O yaptığı işi estetik cerrahi sanatı olarak tanımlıyor. Çünkü estetik ameliyatlarını önce hastanın büstünü veya mini heykelini yaparak tasarlıyor.
Çakır tekniğini ve el becerisini geliştirmek için Güzel Sanatlar Fakültesi'nde heykel eğitimi almış. "Heykel sayesinde estetik ameliyatlardaki yüzde 5-10 hata payını daha da aşağı çekebiliyorum" diyor. "Heykel yaparak hastaya el becerim ve sanatsal bakışım hakkında bilgi veriyorum. Sırf bu yüzden ameliyat ettiğim hasta sayısı arttı."

Estetik ameliyatlarda bildiğimiz yöntem, örneğin burnu veya memeyi bilgisayar yardımıyla çizerek planlamak. Siz bu işin içine heykeli de katıyorsunuz. Estetik ameliyatları heykelle buluşturmak nereden aklınıza geldi?
Eğitimime mühendislikle başladım, sonra tıp fakültesine girdim. Bence plastik cerrahi esasında mesleğin mühendislik kısmı. Estetik cerrahi ise sanatkarlık. Mesela beyin cerrahı tümörü çıkarır, ortopedist kırık kemiği yerine kaynatır. Yani bedeni eski sağlıklı haline getirmekle yükümlüdür. Ama bizim işimiz var olanı güzelleştirmek; farklılaştırmak.
İşin içine yaratıcılık ve sanatsal bakış giriyor. O yüzden bir tablo ve heykel için insanlar nasıl farklı yorumlar yapabiliyorsa estetik ameliyat da aynı şekilde. "Dudakları daha çok ortaya çıkmış, yüzüne uygun olmamış gibi" yorumlar yapılır. O yüzden ben buna estetik cerrahi sanatı diyorum.

Heykeltıraşlığa yönelik bir eğitim aldınız mı? Yoksa hobi olarak heykelle uğraşıyor muydunuz?
İlk tayinim Isparta'ya çıktığında Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne iki yıl heykel eğitimi aldım. Derslerde tıbbi terminolojiyle heykel terminolojisinin aynı olduğunu gördüm. Ameliyat yaparken bizim hastalarımıza bakışımız, incelememiz, el hareketlerimiz bile aynı.

"Hülya Avşar ve Azra Akın'ın güzelliğini analiz etmek istiyorum"

Heykeli ameliyatlarınız haricinde hobi olarak da yapıyor musunuz?
İlk heykelimde kendimi yaptım. Sonra sokakta karşılaştığım güzel insanlardan rica ettim, kendi arkadaşlarımı ve hocamı yaptım. Güzel olan modelleri bulmaya gayret ediyorum. Şu an en çok Azra Akın'ın heykelini yapmak isterim. Hülya Avşar'ı da çok isterim ama onun kabul edeceğini hiç düşünmüyorum. Onların güzelliğini analiz etmek istiyorum.

İleride heykellerinizi sergilemeyi düşünüyor musunuz?
Şu ana kadar 15-20 heykelim oldu. Heykeli hiç bırakmayı düşünmüyorum çünkü bu mesleğimin bir parçası. Bir büstü bir haftada günde 1 saat modelle çalışsam bitiririm. Vakit ve model problemi olmazsa neden olmasın?

"Birçok erkek hastam 'Bana kız burnu yaptılar, ben erkek burnu istiyorum' diye geliyor"

Estetik anlayışı insandan insana değişir. Estetik cerrahlar arasında "İşte bu estetik bir burun" diye herkesin üzerinde anlaştığı bir anlayıştan söz edebilir miyiz?
Elbette. Estetikte iki temel kural oran ve simetridir. Simetrik olmayan şeyler bize estetik gelmez. Altın oran her şeyde vardır. Estetik yüzde alın, orta yüz ve alt yüz oranı, bunların birbirine eşit olması gerek. Burun yüzünüzün 1 / 3'ünü geçerse o zaman uyum kayboluyor. Gözün iç köşesinden çekilen hattın dışında çıkan burun büyük sayılır. Burnun ucundaki çıkıntılar, gölgeler, kenarlar estetiği belirleyen şeylerdir.

Kadın ve erkekteki estetik unsurlar farklı ama...
Tabii. Mesela kadın ve erkek burnu arasında estetik fark olduğunu gözden kaçıran cerrahlar var. Birçok erkek hastam "Bana kız burnu yaptılar, ben erkek burnu istiyorum" diye geliyor. O yüzden bir erkeğin burnu kadına göre daha büyük ve düz olmalı. Dudağın üst kısmı ile burunun açısı 90 derece olmalı. Kadında ise bu açı 110 derece. Bundan fazlası komik duruyor.

"Hastanın burnunu kimin yaptığını anlıyorsanız o burun kötüdür"

Heykellerini yaptığınız hastalarınız bu duruma ne diyor? Tuhaf karşılıyorlar mı?
Cerrahlığım konusunda dışarıdan fikir sahibi olamazsınız. Kaba mıyım, kibar mıyım ya da ayrıntılara önem veriyor muyum bilemezsiniz. İşte heykelle hastaya el becerim ve sanatsal bakışım hakkında bilgi veriyorum. Sırf bu yüzden ameliyat ettiğim hasta sayısı arttı. 10 hastamdan biri kendi burnunu ünlü birinin burnuna benzetmek istiyor. İstediği burnu heykelde yapınca ve yüzüne yakışmadığını görünce bir "oh" çekiyor.

Bir ameliyatın başarılı olduğunu gösteren kriterler neler?
Siz dünyanın en güzel ameliyatını yapın, hasta mutsuzsa o başarısız bir ameliyattır. Bizim işimizin imzası yok. Ama hastanın burnuna bakarak onu kimin ameliyat ettiğini anlıyorsanız o burun kötü olmuştur. Çünkü ameliyatı yapan doktor belli bir ekolden geliyordur. Mesela küçük burnu seviyor, herkese aynısını yapıyor.

Ekoller dediniz, nedir bunlar?
Her cerrah ameliyatı öğrendiği kişinin estetik bakışını da alır. Hocanız burun kemerini almaya yönelik çalışıyorsa siz de buna yatkınlaşırsınız. Bu bakımdan Ankara konsepti daha az, İstanbul konsepti daha çok almaya yatkındır. Ama artık 10 yıl önceki ameliyat anlayışında değiliz. O zaman konsept daraltma ve küçültmeye yönelikti. Benim kuşağım daha ayrıntılı, uyumlu ve doğal olana yöneliyor.

"Türklerin en çok sorun ettiği bölge burun"
Heykel sizin ameliyat tekniğinize ne kattı? Hata oranını daha aşağı çekti mi?
Bu ameliyatlarda başarısızlık oranı yüzde 5-10'dur. Eğer siz yanlış karar verir, burun kemerini çok alırsanız, sonra ikinci bir ameliyatla onu doldurmak zorunda kalırsınız. İşte heykel bu planlama hatalarını ortadan kaldırıyor. Yani sadece burna odaklanmaktansa dudak, elmacık kemikleri, çene vs. işin içine giriyor.
Örneğin ben birçok ünlünün burnunu beğenmiyorum. Büyük bir yüze küçücük burun yapıyorlar, ucu da sivri oluyor. Oysa bazen çene küçük olduğu için burun büyük görünebilir. O yüzden müdahaleyi çeneye yapmak doğru olur. Bu bakımdan heykel beni mesleğimde hızlı bir şekilde ilerletti.

Günümüzde estetik ameliyatlara büyük bir ilgi var. Büyük bir sorunları olmasa da insanlar güzelleşmek uğruna ameliyat masasına yatmayı göze alıyor. Genel olarak baktığımızda Türklerin en çok sorun ettiği bölge hangisi?
Tabii ki burun. Burnun yüzün içinde ayrı bir yeri var. Çünkü ilk olarak burna bakarız. Burun gözlerin bakışını ve dudağın duruşunu etkiler. Uzun burunlu bir hastaya burun ameliyatı yaptığımızda herkes dudağına dolgu mu yaptırdın der. Oysa burnu dudağını saklamıştır. Aynı şekilde burun, bakışın etkileyiciliğini ortaya çıkarır. Mesela Mustafa Kemal'in bakışlarını herkes çok etkileyici bulur. Neden? Yüzü de burnu da iri olmasına rağmen burun kökü, kaşların pozisyonu alın kemiği ileride. Gözleri ise çukurda kalır.



PAZAR
Köprü ışıklanınca "yüksek işçilik" popüler oldu
"Türkiye'de ticaretle siyaset o kadar farklı değil"
"Heykeliniz de gösteriyor ki o burun size yakışmaz"
"Nasıl temizlik yaptığımı bilseler bana sosyetik güzel demezler"
"Ancak ölüm ayırdı bizi"
"Örgü öreyim dedim olmadı, illa şarkı söylemem gerek"
Katil Zodiac'ın gerçek hikayesi
Akıllıdır bu yolda Deli
Amerikan rüyası
Suuuuuuuuuuuuuu!
Anadolu'da bir tiyatro mucizesi
Kendini gerçekleştirmek
Usta aşçılı mütevazı restoran
Sekse akademik bakış
15 Mayıs 1919
Uzun vadeli düşünün
Şarkı söylemek lazım: "Salla salla... Yer yerinden oynasın"
Erguvanlar solmadan gel
J.L. Besson'un bilmedikleri





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural

   
© 2006 Milliyet