Babalar ve oğullar
'Tanrı babalarının öcünü alan oğulları kutsar!'
Böyle söyler Shakespeare, Hamlet'in bir yerlerinde, her ne kadar tam sayfasını hatırlamasam da... Fakat hatırladığım bir tarih var ki o da 17 Mayıs'tır. Sadece GS'nin UEFA Kupası'nı kazandığı tarih olmasından değil, mesleğime dönüp şüpheyle bakmamdan ötürü. Bu ülkeden gitmeden önce içini dökmeye çalışan, yaşadığı sorunları anlatan bir teknik adama babasının sağlığını hayır kabilinden sormayan bir gazeteci bana bu tarihi not düşürdü. Mesleğimin geldiği noktayı anlamak için değilse de, bir kez daha dile getirmek için yeterli bir sebep olsa gerek.Bir meslektaşım üstüne vazifeymiş gibi bir teknik adamı gerekirse babasına şikayet edeceğini belirtiyor. Aman ne yaratıcılık! Tigana bir demeç verdi ya Beşiktaş Başkanı'nın babasıyla da takımın durumunu paylaştığına dair; cin gazeteci durur mu uygun anı bekledi ve patlattı soruyu. Hassas noktalara değecek sivri ucu seçmeyi tercih etmiş ya öyleyse yakışır. O zaman sorulara geçelim... Ne de olsa yerimiz sınırlı, konuya hemen girmek gerek:
Gazetecilik diye yaptığınız şeyi borsa endeksiyle karıştırıp spekülasyona endekslemeniz midir doğru olan? Mesleğimizin güleç yüzlü ve en er gazetecisi, Tigana'nın ücretini hesaplamakla epey mesai harcadı. Eh bu da bir azim göstergesidir haksızlık etmeyelim. Asgari ücretle ay sonunu getirmeye çalışanlara sunulmuş ne güzel bir provokasyon... Sanki bu ligde herkes bedava çalışıyor, bedava oynuyor. Sanki futbol dünyasının gelir düzeyi asgari ücret üzerinden hesaplanıyor. Ve sanki kalemleri bir adalet terazisi ve dengeyi Tigana bozuyor. Oysa bunu yazanların hesabına ne kadar maaş yatıyor bir de bunu bilse asgari ücretliler. Yine bilemezler mi dişlerini? Bir de yazmaktan aciz oldukları üç satır maç yazısını gazetede bin bir dertle düzeltmeye çalışan ve üç kuruşa talim edenleri görseler… İşte tam bu anda, zoru gördüğünde patlatır mı acaba bana da o büyük soruyu? Babamı sorar mı bana da?
Adam(!) olmak
Ve menecer… Tigana'yı, Rıza Hoca'yı Luce'yi diline dolayan; verip veriştiren ve her seferinde yanına kâr kalan… Sadece bir kez adı anılınca mikser sınıfının içinde, yani iyi karıştırıcılardan biri olduğu beyan edilince buyurmuş ki; Tigana adam da değilmiş. Buradaki ayrı yazılan "dahi" anlamındaki "da"ya dikkat. Yani başka bir sürü şey de değilmiş. Nereden biliyorsa…Oysa önümüze sunduğu adamlık kriterleri bellidir. Adamlık kriteri, cebine teknik direktörlük diploması koyup bir gün bile eşofmanları giyememektir. Karizmaya olası zararları vermekten özenle kaçınmaktır. Ve eşofmanlılar antrenman sahasında ter dökerken Fashion TV izlemektir. Adam olmayanları odalarında sudoku oynamakla suçlamaktır ve bunu takımı boşlama gerekçesi olarak ekranlardan açıklamaktır (Gülümsüyorum sadece ve keşke Fashion TV'de vakit harcayacağına sudoku çözebilsen diyorum).
Oysa adam(!) olmanın kıstası birilerinin mezarını derin kazmaktır. Ve tabi adam(!) olmak, mafyayla kolkola girmektir. Kulübün antetli kağıdıyla yurtdışına adam kaçırmaktır. Ve bunca şey kulübü karalamaya yetmezmiş gibi maç pazarlığı yapmaktır. 100 yıllık şerefli tarihe 101. yılında leke sürmektir. Ve bunlar için yargılanmaktır. Sonra da beraat etmeyi yeterli görmektir. Adam olmayanlar ise vicdanlardaki beraate bakar. Kabul, sadece bakar kalır. Adamlar(!) ise tekrar koltuklarına döner.
Adam(!) olanlar, er meydanı gazete köşelerinde kükreyenler… Çukurları gördükten sonra alçaklığı erdem sayıyorum.
Olası sorulardan kendimi koruyayım, nemelazım canımı yakacak bir soru da bana gelebilir. Fakat gene de tutamıyorum kendimi, son cümle yerine temennilerimi sunuyorum: Yaşasın Red Kit, Kahrolsun Daltonlar!
Takım değil adam tutuyoruz!Daha önce demiştim, yine diyeyim... Abdullah Avcı'yla 14. haftanın sonunda röportaj yaptığımda İstanbul Belediye liderdi. Sonra Altay'a, Türk Telekom'a, İstanbulspor'a yenildiler... 3'üncülüğe düştüler, benim röportaj da güme gitti.
İlk Altay maçıyla başlayan Olimpiyat serüvenime, daha sonra Hakan (Alak) da katıldı. Abdullah Avcı dolayısıyla Belediye'yi 2. takımımız yaptık... Ve mutlu son!
Bu son; soğukta, yağmurda, çamurda kışın kurtların indiği ve hala rüzgar panellerinin olmadığı statta azimle oynayan Büyükşehir Belediye futbolcularına; özellikle de taraftarsız maçlarda amigoluk görevini de üstlenen İlhan Şahin'e, adını hala bilmediğim ama muhtemelen doğum yapmış olan Volkan'ın eşine, kariyerinin sonbaharında MAli'den aldığı kalede devleşen Haluk'a, sakatlığı dolayısıyla Süper Lig sevincini bandajıyla kutlayan Ali Güzeldal'a, Uğur'a ve o oyuna girerken sevinçle ayağa fırlayan annesine... Ve başrol oyuncusu, milli takımda hiç oynamamış(!) Abdullah Avcı'ya hayırlı olsun!... Tebrikler...
Süper Lig şerefine başkan buraya, otobüsler bedava!..
Hoppala!
Bu görüntülere ne diyeceğimi bilmiyorum... Atatürk de seyrediyor bu görüntüleri, öyle hissediyorum ben.(Sabri Ugan - Telegol, Star)
Yersen!
Maç sonrası Runje ile konuştuk."Görmüyor musun" şeklinde bir amaçla bu hareketi yapmadığını söyledi. Runje hırslı bir oyuncu, ben de onun kadar hırslıyım. Maç içinde olur böyle şeyler.(Tayfur Havutçu)
Çakar'dan öğütler:
Ersin Düzen: Genç olarak, bu ülkeye yaptığımız meslekte, futbola vermiş olduğumuz gönlümüzde ne yapmamız gerekiyor hocam?Ahmet Çakar: Sizler, 30 yaş kuşağı ve altı, bu beylerin yaptığı yanlışları, bu beylerin yaptığı hayal alemi yaşamını, bizim yaptığımız oportünist yaşamı yapmayın! Güzel mutlu bir Türkiye için. 45 yaş üstü, bu ülkenin bu hale gelmesinde baş sorumludur. Futbolun, sosyal yapının, ekonomik yapının... Ne bunlar gibi 55 yaşındakilerin yaptığı aymazlığı yapın, ne bizim gibi orta kuşağın yaptığı oportünizmi yapın... Yapmayın kardeşim! Bu ülkeni geleceği sizlersiniz.
(Santra - ATV)
Statta satılıyor!
Bu sular Ali Sami Yen'e nasıl girdi?(Engin Verel - 3. Devre, Kanal D)
Diyosun!
Her fırsatta Fenerbahçe başkanı ve yöneticilerine saldıran, yalnız futboldan değil hak ve hukuktan da anlamayan bazı kıskanç yazarlar; istedikleri kadar çırpınıp sayfalarca yazılar yazsınlar, kendi kötülükleri içinde boğulacak ve sporseverlerin nefretini kazanacaklardır.(Necati Bilgiç - Pas Fotomaç)
Söyle hadi söyle!
Ahmet Çakar: Kimin düşeceğini bilmiyorum; ama kimin düşmeyeceğini biliyorum.Ersin Düzen: Kim düşmeyecek?
AÇ: Söylemem!
(Santra - ATV)
Oooo, dolu!
Galatasaray'da Arda, Sabri, Hasan Şaş dışında para edecek, satılabilecek futbolcu var mı? Söyleyin bana!(Serhat Ulueren - Telegol, Star)
Ya uyanıkken?
Yılmaz Vural, uykusunda 5 tane Gerets eder.(Aziz Üstel - Futbolmania, CNNTürk)
yakantop@gmail.com

