Milliyet'ten okurlarına
Turan Yavuz: Sicim gibi yağdı ve geçti
Doğan Akın
Gazeteci Turan Yavuz, 14 Mayıs Pazartesi günü saat 14.45 sıralarında, kimi zaman büyük bir aksilikten ibaret olan yaşama veda etti.
8 Haziran 1956'da Paris'te doğmuştu. ODTÜ'de başlayan "uluslararası ilişkiler" eğitimini ABD'nin başkenti Washington DC'deki Amerikan Üniversitesi'nde bitirdi.
Reuters haber ajansının Ankara Bürosu'nda 1974'ten itibaren üç yıl çalıştı. 1982-1985 yılları arasında Tercüman ile Akajans'ın, 1985-1995 arasında da Milliyet'in Washington Temsilciliği'ni üstlendi.
1995-1996'da Haber Koordinatörlüğü'nü yaptığı Kanal 6'da "Haberaktif" programıyla Türkiye'deki gece haberlerine öncülük etti.
1997'de Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve Başkan Vekilliği'ne getirildiği bu kurumdaki görevini 2003'e kadar sürdürdü.
1999-2004 yılları arasında "Genel Yayın Yönetmeni" olarak görev yaptığı TV 8'de övgü ve takdirle anılan saygın bir dönemin mimarı oldu.
Dört kitap bıraktı
Bütün bu yıllar boyunca "32. Gün", "Dünyaya Bakış", "Pazar 11" programları için de çalıştı, Nokta dergisine yazılar yazdı.Yayımlanan ilk kitabı, 2. Dünya Savaşı'ndan Körfez Savaşı'na kadar ABD'nin Kürt politikasını ele aldığı "ABD'nin Kürt Kartı" oldu.
Bu çalışmayı, 1962'de ABD ile dağılan SSCB arasında Küba üzerinden patlayan füze krizinde Türkiye'nin durumunu irdeleyen "Satılık Müttefik" ve "İkinci Vatan-Tansu Çiller'in ABD Macerası" adlı kitaplar izledi.
Dördüncü kitabı, Türk-Amerikan ilişkileri üzerine yazdığı "Çuvallayan İttifak"tı.
Basın tarihine geçti
10 yıl boyunca Washington Temsilciliği'ni yaptığı Milliyet, Dışişleri mensubu bir babanın tayin coğrafyasında göçebe bir hayata koyulan Yavuz'un meslek yaşamında en kalın çizgilerle öne çıkan kurum olarak dikkat çekiyor.Türk basın tarihinde etkisi yıllarca süren unutulmaz haberlerden birisi Yavuz'un imzasını taşır. Milliyet'in 17 Haziran 1994 tarihli sayısında "İşte Çiller'in ABD'deki serveti" başlığıyla birinci sayfayı kaplayan dosya, mesleğimizde sevilen ifadesiyle Yavuz'un "patlattığı" bir haber olarak tarihe geçti.
Yavuz, gazetesinin istediği bu belgesel çalışmayla dönemin başbakanının kamuoyundan gizlediği yurtdışındaki mal varlığını ortaya çıkararak siyaset dünyasını sarsarken mesleğimiz için en doğurgan dosyalardan birinin de kapağını aralıyordu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 1995'te "Yılın Gazetecisi" seçtiği Yavuz, bu haberiyle aynı yıl Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü'nün de sahibi oldu.
'En iyi belgesel' ödülü
İşsiz bırakıldığı dönemleri kendisine yakışan bir vakarla atlatırken gazeteciliğin ritminden kurtulduğu sıralarda uluslararası başarı kazanan önemli bir çalışma yaptı. Büyükada'ya sürgün edilen Troçki'nin 1929 yılından itibaren Türkiye'de geçirdiği yaklaşık 4 yılı ele aldığı "Exile in Büyükada" (Büyükada Sürgünü) adlı filmi, 2000 yılında Milano Uluslararası Film Festivali'nde "Belgesel" dalında birinci oldu.51 yıllık yaşamının 32 yılını ülkesinin dışında geçirdi. Baba olduğu 50 yaşında hissettiği rahatsızlığın akciğerindeki kanserden kaynaklandığı anlaşıldı.
Bir yaz yağmuru gibi geçen yaşamı, basındaki ansiklopedi savaşları sırasında bir gazeteci arkadaşına söylediği sözlerin gizlice kaydedilip haber yapıldığını görerek de isabet aldı!
Uçurumlarda kanatlandı
"Yaşam" ile "ölüm" arasına çekilmiş en kısa çizgi gibi duran dosdoğru bir hayat... Ve itilmek istendiği bütün uçurumların kenarında kanatlanan sapasağlam bir gazeteciden söz ediyoruz.Dürüst bir gazeteci olmanın gerektirdiği "hataları" gözünü kırpmadan yapan, kazandığı başarılara "cesaret eden" bir gazeteci!
Gazeteci, yazar, televizyoncu, sinemacı...
Elbette bunların hepsi.
Ancak Turan Yavuz'un bardaktan boşanırcasına yağdığı hayatına çekilen toplam çizgisinin altında kalan bir sözcük daha var ki her şeyin önüne çıkıyor: İnsan!
Evet, Yavuz bir "insan"dı. İyi ki yaşadı. İyi ki böyle yaşadı ve mesleğimizi onurlandırdı.
Kanatları, hayatı şöyle bir sıyırdı ve geçti, gitti.
Bir bahar güneşine sarınarak yattığı yer onu incitmesin...
Bandırma ailesiUlusal Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve arkadaşlarını taşıyan Bandırma Vapuru'nun 19 Mayıs 1919'da Samsun'a varışıyla başlar. Kurtuluş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla taçlanır.
Gazetemiz, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı için cumartesi günü İş Bankası'nın katkılarıyla özel bir ek yayımladı. Arkadaşlarımız Önay Yılmaz ile Serhat Oğuz'un hazırladığı bu ek, içerik ve tasarımıyla arşiv değeri taşıyan, daima saklanacak bir çalışma oldu.
Samsun yolculuğunda Atatürk'ün yanında bulunan 18 kişinin 11'inin çocukları ve torunları, Yılmaz ve Oğuz'un büyük çabalarıyla ilk kez bir araya getirildi. Bandırma'nın 16 Mayıs 1919'da demir aldığı Galata Rıhtımı'nda tam 88 yıl sonra bir araya gelen "cumhuriyet ailesi"nin okurlarımızla paylaştığı anılar Milliyet sayfalarında kayda geçirilmiş oldu.
dakin@milliyet.com.tr

