
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Bir kimlik peşinde
Seçime giden Türkiye'de, tarih araştırmacısı ve toplumbilimci Feroz Ahmad'ın Osmanlı'dan bu yana modernleşme süreçlerine yön veren siyaset-ordu, demokrasi-cumhuriyet, din-laiklik tartışmalarını inceleyen "Bir Kimlik Peşinde Türkiye" kitabı aynı sorunlarla boğuşmaktan yorgun düşmüş bir toplumun geleceğine ışık tutmaktadır:
"1930'ların sonlarına doğru milliyetçiler, Anadolu'daki nüfusun çoğunluğu için bir kimlik yaratmak konusunda, doğuda etnik ve dille ilgili temeller nedeniyle bu süreçten etkilenmeyen Kürtler ve orta Anadolu'da dinsel nedenlerle etkilenmeyen Aleviler dışında, bir ölçüde başarılı olmuşlardır. Bu kimlik problemleri, 1961 Anayasası'nın yarattığı daha liberal siyasi ortamla su yüzüne çıkacağı 1960'ların başlarına kadar geri planda kalmıştır. Her ne kadar 1990'larda devletin, rejimin liberalleştirilmesini düşünmeye başlaması ve üyelik kriterlerine uyum için AB'nin istediği reformların gerçekleştirilmesi sonucunda gelişmeler yaşanmışsa da bu sorunlar hâlâ çözülmeyi beklemektedir."
Türkiye, 2007 Nisan'ında, eşinin türbanı nedeniyle "İslamcı" kimliği öne çıkan bir adayın cumhurbaşkanı seçilecek olmasının yol açtığı "kriz"den erken seçimle çıkacak.
AKP, 2002'de solun boşalttığı varoşlardan oy alarak iktidar oldu. Aynı zamanda 2001 Şubat krizinden etkilenen, çöken orta sınıfın da "tepki" oylarını topladı.
Kentli seçmen, İslami kaygılarla şimdi AKP'yi terk ediyor. 10 yıl önce Erbakan'ın başbakanlıktan istifası ve RP'nin kapatılmasıyla sonuçlanan 28 Şubat ertesinde "dinden referans almayan" parti kurma iddiasıyla yola çıkan "yenilikçi" kanat Erdoğan ve Gül'ün liderliğinde tarihi bir şans yakalamıştı.
AKP kadroları, İslami kökleri olan bir partinin "merkez"e yolculuğunda topluma verdikleri "güven"i sürdürebilmiş olsalar cumhurbaşkanı seçememiş bir siyasi iktidar olarak seçime sürüklenmezlerdi.
Fazilet Partisi eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu "Siyasetin Sonu" adını verdiği anılarında, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın FP kongresi öncesindeki sözlerine yer veriyor: "Askerlerle iyi geçinmeliyiz. FP'nin Türkiye'nin en güçlü kurumu olan TSK ile en iyi diyaloğu sağlayacağı özeni göstermesi esastır. Sadece Silahlı Kuvvetler olarak değil, yargı, üniversiteler ve medya kuruluşlarıyla da çok iyi diyalog içinde olmamız lazım."
TBMM Başkanı Arınç, cumhurbaşkanlığı seçiminde tam tersini yaparak AKP'yi muhtemelen kaybedeceği bir seçime mahkûm etti.
Türkiye'nin önünde şimdi AKP iktidarını seçimde değiştirme şansı var. Kimlik tartışmalarından bunalmış kentli orta sınıflar yeni iktidar arayışındalar. Merkez sol Türkiye'nin değişen sosyoekonomik görünümünü doğru okuyan bir vizyon, kadro ve programla 2007 seçimlerini kazanabilir.
dsazak@milliyet.com.tr

