
Meral TAMER
Siyasetin dinozorları üzerine...
ANAP döneminin faal bakanlarından Bülent Akarcalı ve Coca-Cola International'ın Londra ofisinde çalışan Umut Esmer. Genelde telefon ve e - posta mesajları üzerinden Türkiye'nin sorunları üzerine fikir jimnastiği yaptığım 2 dostum. İlki benim kuşaktan sayılır, ikincisi çocuğum yaşında... Siyasetimizden dinozorların temizlenebilmesini konu eden yazım üzerine gönderdikleri e - posta mesajlarını düşündürücü buldum.
Genç arkadaşım Umut, "Acaba dinozorlar olmasaydı, bugün milyonlarca insanın oyunu vereceği CHP olur muydu? CHP, 1960'ların sonundan beri dinozor parti olmakla suçlanıyor. İyi de, nerede o GENÇ partiler?" diye soruyor.
Tam da Akarcalı'nın yıllarca bakanlık yaptığı 80'lerin yıldızı ANAP ve 90'ların yıldızı DYP'nin yok olduğu şu günlerde, iyi bir hatırlatma.
AKP de yok olabilir
Ve Umut diyor ki:
"İnanıyorum ki iktidarı alamazsa AKP'yi de ekleyeceğiz bu listeye. Bulundukları dönemde 'işte dinozorların alternatifi' denilen partilerimiz, iktidardan düştükten kısa bir süre sonra dağılıyor.
Bir derece MHP hariç, CHP dışında iktidara gelemediği halde yıllardır ayakta duran, iyi/kötü muhalefet eden partimiz yok.
Türkiye'nin en kurumsallaşmış partisi CHP'dir. Kurumsallaşmış organizasyonlar, devamlılığı sağlayabilmek için eski kadroların bir kısmını bünyesinde tutar. Örneğin, onlarca bilgisayar şirketi geldi geçti, ama IBM ayakta kaldı. 90'ların sonundaki dot.com patlamasında, onun gibi dinozorların ölüm fermanının yazıldığı zannedildi. Sonuçta dot.com'ların hemen hepsi silindi.
Elbette ortama, çağa ayak uydurmak için birtakım değişimlerden geçmeleri gerekir. Örneğin Tony Blair İşçi Partisi'nde yeni dalgayı başlattığında bütün dinozorları partiden kovmadı, ancak kendisi çok başarılı bir vitrin oldu.
CHP'nin önünde inanılmaz bir şans var. Tek yapacağı şey, dalganın önüne geçip ona biraz yön vermek. Düşünün, 5 inanılmaz kadın oturup Türkiye'nin siyasi çehresini nasıl değiştirdi, demek olabiliyormuş."
Asıl dinozor bürokratlar
Akarcalı ise siyasete giren bürokratları dinozor olarak görüyor:
"Çoğu bürokrat kökenli, devletin sırtından geçinip millete yukarıdan bakmaya alışmış kişiler, bugünlerde TBMM'ye girme yarışındalar. Bürokratların milletvekilliğine hücumları, aslında demokrasimizin önündeki başlıca engel. Bu yalnız Ankara'da değil, her ilde var. Yapısı zaten faşizan olan bürokrat, hangi partiden olursa olsun Meclis'e girince halkın değil, mensup olduğu eski bürokratik kurumun ya çıkarlarını savunuyor ya da oradan maddi manevi rant peşine düşüyor.
1990-2000 arası TBMM milletvekillerinin yarıdan fazlası bürokrat kökenliydi. Her türlü değişime en çok karşı çıkan ve yarım yamalak bilgileriyle geldikleri kurumun konusunu en iyi bildiklerini iddia edenler bunlardır. Çoğu da kasaba bürokratıdır. Hiç bir zaman hak, özgürlük, demokrasi, şeffaflık gibi kavramlarla ilgilenmemişlerdir. Örneğin bir ilin orman bölge müdürlüğünden gelen, Meclis'te ormancılık konusunda kendini otorite sanıp, orman konusunda her işe burnunu sokar ve uzmanların getirdiği yeniliklere kapalı bir politika izler."
mtamer@milliyet.com.tr

