Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Amacım başka yöntemler olduğunu göstermek"

Alternatif kanser tedavisi yöntemi kullanan Dr. İlhami Güneral'ın takipçisi Münci Atılgan: "Büyük ilaç firmaları kemoterapi ve radyoterapiye milyar dolarlar yatırdı. Başka bir tedavinin olmadığına herkesi inandırmak istiyorlar. Oysa bu tedavi 55 ülkede uygulanıyor. Biz hastalarımızı Almanya'ya yönlendiriyoruz. Neden burada tedavi olmasınlar?"

BAHAR BAKIR


Günümüzün en yaygın ve tehlikeli hastalıklarından biri kanser. Kansere karşı şu an tüm dünyada uygulanan tedavi yöntemleri de radyoterapi ve kemoterapi. Ama bu yöntemler bağışıklık sistemini zayıflattığı için birçok doktor tarafından da eleştiriliyor. Dolayısıyla bu klasik tedavi yöntemine karşı geliştirilen ve dünyada uygulanan birçok alternatif uygulama var.
Op. Dr. İlhami Güneral bu uygulamayı Türkiye'ye getiren ilk kişi. 1992'de 78 yaşında prostat ve lenf kanserine yakalanınca kendisine önerilen radyoterapi ve kemoterapiyi reddederek San Diego'daki Livingston Kliniği'ne gitti. Bu klinik alternatif tıp dünyasının önemli noktalarından biri. Ve burada uygulanan tedaviyle iyileşti. Türkiye'ye döndükten sonra da 15 yıl boyunca Ödemiş'teki muayenehanesinde bu yolla kanser hastalarını tedavi etmeye çalıştı.
Güneral, alternatif yaklaşımı reddedilmiş, Tabipler Odası tarafından eleştirilmiş olsa da, bu ekolü devam ettirmek için 30 yıllık eczacı Münci Atılgan'ı görevlendirdi. Atılgan, amacının Türk kanser hastalarına radyoterapi ve kemoterapi dışında daha başarılı ve sağlıklı bir yöntem olduğunu göstermek olduğunu söylüyor.

Radyoterapi ve kemoterapiye karşı alternatif yollarla kanseri tedavi etmenin mümkün olduğunu belirten Dr. İlhami Güneral'la nerede tanıştınız?
Babam lenf kanseriydi. 84 yaşındaki babamın 14 seanslık bir radyoterapiden sonra eriye eriye öldüğünü gördüm. İlhami beyi önceden tanıyordum. Onunla amca-yeğen gibi sıkı bir ilişkimiz vardı. Onun bu işle ilgilendiğini biliyorduk ama kemoterapi ve radyoterapi ülkemizde o kadar baskın bir tedavi yöntemiydi ki bir başka yöntemi denemek aklınızdan bile geçmemişti. İlhami bey kanser tedavisinde kullandığı ilaçları kendisi hazırlıyordu. Babam öldükten sonra bana bu yöntemi anlattı, sonra da "Gel bu ilaçları sen yap" dedi.

Kanserle ilgili tezi neydi?
Temel tezi şu: İnsan kanserden değil, modası geçmiş kemoterapi ve radyoterapiden ölür. Çünkü ona göre kanser mikrobik, sistemli ve bağışıklık sistemiyle ilgili bir rahatsızlık. Bakın, 19'uncu yüzyılın son dönemlerinde mirozima adında bir mikroorganizma bulunuyor. Bu hayvan, bitki ve insanların vücudunda bulunan ve uyuyan bir mikrop. Sadece güvercin ve köpekbalığında kanser olmuyor.
Genetik, strese bağlı ya da normal bir travma, beslenme bozukluğu, çevre şartları gibi nedenlerden dolayı vücudun bir yerinde bir zaafiyet oluştuğunda bu mikrop uyanıyor. Ve vücudun en zayıf bölgesinde hücum ederek ur oluştup kanser yapıyor.

"Bağışıklık sistemi güçlendirilmeli"
Ortodoks tıbbın öne sürdüğü radyoterapi ve kemoterapi yerine alternatif tıp ne tür bir tedavi koyuyor?
Temel ilaç olan DMSO çok eski bir ilaç. Patoloji, mikrobiyoloji ve bakteriyolojide çözücü olarak kullanılıyor. Bu ilaç kanser hücresini şişiriyor ve patlatıyor. Hemotoksinen ise kanser eğilimli hücreleri tespit etmekte kullanılan bir boya maddesi. Bu ikisini birleştirdiklerinde ilaç sadece kanserli hücreyi parçalıyor. Sağlıklı hücreye dokunmuyor.
Oysa radyoterapi ve kemoterapi insanın bağışıklık sistemini çökerterek sağlam hücreleri de öldürüyor. Kemoterapi, radyoterapi ile birlikte yapıldığında zararı 25 kat artıyor.

Başka yardımcı tedaviler var mı?
Asıl iş bağışıklık sistemini güçlendirmek. Tamamlayıcı olarak otojen aşı var. Karaciğerin ürettiği ama kanserli hastanın üretemediği bir madde var. Sağlıklı insandan bu alınıyor ve hastanın kanıyla birleştirilerek bu aşı üretiliyor. Böylece vücuda lojistik destek veriliyor.
Yüksek oksijenli ortamda ve yüksek ısıda kanser hücresi beslenemez. O yüzden ozon tedavisi var. Bir de hipertermi yani ateş şoku tedavisi. Beslenme de çok önemli. A, E, C vitaminleri almak, demir takviyesi yapak gerek. Her gün 100 gram çiğ zeytinyağı, keten tohumu, çekirdekli kuru üzüm ve ısırgan otu tohumu tüketilmeli.

"Asu Maralman bu tedavi ile kanseri yendi"
Dr. İlhami Güneral bu alternatif yöntemle kaç hastayı iyileştirmişti?
O dönemde haftada 60-70 hasta Ödemiş'teki kliniğine gelirdi. 2003'ten ölümüne kadar ben sadece 2 bin 100 hasta gözlemledim. Ama büyük çoğunluğunun bağışıklık sistemi tamamen çökmüştü.
Onları tedavi etmek neredeyse imkansızdı. Oysa kemoterapi ya da radyoterapi yaptırmamış veya çok az seans almış hastalarda başarı oranı yüzde 30-40'tı. Bu çok büyük bir rakam. Örneğin müzisyen Asu Maralman bu tedavi sayesinde lenf kanserini yendi.

Bu dünyaca kabul edilmiş bir yöntem mi? Neden yaygın olarak uygulanmıyor?
Tabii ki. Başta ABD, İspanya, Almanya, Meksika, Fransa olmak üzere 55 ülkede uygulanıyor. Alternatif tıbba göre, 21'inci yüzyılda kanserin tedavisi otojen aşıdır. Ama ortodoks tıp anlayışı bunu reddediyor. Büyük ilaç firmaları kemoterapi ve radyoterapiye milyar dolarlar yatırmış durumda. Başka bir tedavinin mümkün olmadığına herkesi inandırarak yıllardır bunun rantını yiyor. Tıpkı silah endüstrisi gibi.

Peki siz neden bu yöntemi yaygınlaştırma misyonunu üstlendiniz?
İlhami beyin vasiyetini yerine getirmek için ben buradayım. Amacım bu ekolün yok olmasına izin vermemek ve hastalara başka yöntemler olduğunu göstermek. Çünkü bu yöntem klasik yöntemden çok daha başarılı.
Ölümünün ardından hastaları bana geliyor. Onları bilgilendiriyorum. Tedavi için onları maalesef Almanya'ya yönlendiriyoruz, ilaçlarını ise ben yapıyorum. Oysa son derece ucuz bir tedavi. Ayda 500 YTL civarında. Neden bu tedavi Türkiye'de yapılmasın ki?


CUMARTESİ
Gerçek yüzünü gösterecek
İznik İtalya'yı fethetti
Kadınlara smokin giydirecek
ne var, ne yok
Urban cool'lardan alternatif giyim için ipuçları
Mor ve Ötesi'nden özel konser
"Amacım başka yöntemler olduğunu göstermek"
En moda En yeni
48 madalyalı takım
Bebeğimin banyosu
Bodrum'un gizli bahçesi





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

   
© 2006 Milliyet