Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Teller üstüne bir gevezelik

Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol

Birinci baskıya bakılırsa, 10 yılı geçmiş okuyalı... Ferhan Şensoy’un ''Oteller Kitabı''nın arka kapağında şöyle yazar: ''Oteller kitabı, bir kente ulaştığınızda, hangi otelde kalmamak gerektiği konusunda size bilgi vermekle birlikte, yalnız o telleri anlatmaz, başka tellerden de çalar...'' Meraklısı bu kısa ve öz tanıtımdan sonra okumaya niyetlenir mi bilemem ama ''başka teller'' üstüne gevezelik etmekte kararlıyım bugün. Bulmacalarda, ''eski dilde aydın...'' sorusuyla ''münevver'' işaret edilse bile günlük dile eşanlamlı sayılarak yerleşmiş ''entel'' ile başlayalım isterseniz. Diğer tellere oranla ''daha fazla bir tel'' anlamına gelmeyen bu sözcük, sözde, ''entelektüel''in kısaltması malûm. İşte ilk yanlış burada yapılıyor. Çünkü ''entelektüel'', ''bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında öğrenim görmüş kimse; aydın, münevver'' olarak tanımlanırken ''entel'', ''entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli donanım ve niteliği kazanamamış kimse; sahte aydın'' açıklamasıyla yer buluyor sözlüklerde. İkinci yanlış ise genellikle sözcüğün yazarken de okurken de ''çift l harfi'' kullanılarak bozulması; ''entellektüel'' denmesi yani...
* * *
Arapça ''nûr'' sıfatından türetilmiş ve giderek daha az kullandığımız ''münevver'',''parlatılmış, aydınlatılmış, ışıklı'' anlamına gelir. Oysa (sadece meraklısı için ekliyorum) ''münevvir'', ''parlatan, aydınlatan'' şeklindeki içeriği ve yaşayan Türkçe’ye kolay çevrilebilir haliyle, sanki ''aydın'' sözcüğüne daha yakın düşer gibidir. Çünkü biraz daha eskilere gidersek, Aristo’ya göre, ''her varlığın erişmeye yöneldiği olgunluk durumu''nun adı, ''entelekya''dır.
Yani, aslında özlenen, ''aydınlatılmış, aydınlanmış olmanın da ötesine geçip, aydınlatabilir'' hale gelebilmektir. Aydınlık bir odadan yan odaya açılan kapı, ışığın ''eşiğin ötesi''ne geçmesi için vesiledir. Karanlığın ise açılan kapıdan yan odaya sızdığı görülmemiştir.
* * *
Toplumumuzda, aydın kimliği öylesine karmaşık tariflerle sarmalanmış ve kavram öylesine bir karmaşa yaratmış durumdadır ki, yukarıda değindiğimiz gibi, yetersizliği açık seçik vurgulayan ''entel'' kısaltması bile kâfi gelmemiş, ''bu gibiler''i topluca çağrıştırması için bir de ''entel-dantel'' sınıflandırmasına gidilmiştir. Amacını aşan bu genellemeyle, kişiliğin, ''İnceliği, zarafeti, el emeğini, göz nurunu, özen göstermeyi, titizlenmeyi, ayrıntıya sahip çıkmayı, kısaca estetiği çağrıştıran ‘dantel gibi işlenmiş’ olması hali'' de anonim bir aşağılama ve alay konusu olmuştur.
* * *
''Aydın'', zihnini özgürlüklere açabilmiş, tabuları, dogmatizmi, çağdaş endekslerle soluyabilen kişidir. Bütün ülkeler, cahilinden, hırsızından, uğursuzundan çok çekmiştir; daha çekecektir de... Ama hiçbir ülke, Türkiye kadar aydınlarından çektiği kadar çekmemiştir!
Çevreme baktıkça, yazılanlara, çizilenlere, konuşulanlara, gündemin oluşturuluş biçimine ve bunların ''aydın duruşu'' ile pazarlandığını gördükçe çok üzülüyorum. İçi boşaltılan kavramlar, kalite kaybeden kavramlar, tekrar tüpüne sokulamayacak diş macunlarına benziyor. ''Daha başka teller''den çalmaya yerimiz kalmadı efendim; gevezeliğime veriniz...


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Teller üstüne bir gevezelik
Fabrikanın kokusu tüm ilçeyi etkiliyor
Listeler daha çok değişir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet