|
 |
|
|
Eski tüfeklerin yeni heyecanı
Çeşitleme / Selim Türsen
Batı’da 80-100 yılda yaşanan ekonomik ve toplumsal değişim sürecini 25-30 yıla sığdırmak istediğimizden kaçınılmaz olarak ağır sancılar çekiyoruz. Birkaç yıl önce ''Öteki Türkiye'' ile başlayan kavram tartışmaları bugünlerde ''yeni orta sınıf'' analizleriyle devam ediyor. Yeni orta sınıf Türkiye’nin gündemine damgasını ağırlıklı olarak denizde ve karada yapılan İzmir mitinginde vurdu.
ODTÜ Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Sencer Ayata, Milliyet’te yeni orta sınıfın analizini yaparken, bu gazetenin okurlarının büyük çoğunluğunun kendilerini bulduklarına eminim. Bu kitleyi, eğitimli, bir veya iki çocuklu çekirdek aileden oluşan, yaşam tarzlarına dokunulmasını istemeyen, bağımsızlıklarına düşkün, çocuklarına eğitim yatırımı yapmaktan başka fazla sermayesi olmayan, genellikle bir araba belki de ev ve bir yazlık sahibi, okumayı, parası olduğu zaman gezmeyi, eğlenmeyi seven kültürlü insanlar olarak özetleyebiliriz.
* * *
Prof. Ayata yeni orta sınıfın en önemli eksikliklerinden birisi olarak örgütlenmedeki zayıflıklarını göstermiş. İşte bu noktada filmi 25-30 yıl öncesine sarmak gerekir.
Hatırlanacağı gibi 12 Eylül 1980 darbesi öncesi bugün tarifi yapılan özelliklere uyan 40-50 yaş grubu kimsenin ezilmediği adil bir gelir dağılımı olan Türkiye idealleri peşindeydi. Sağda ya da solda fark etmez ama örgütlenmeyi çok iyi başarıyor ve henüz 18-20 yaşında iken ülkenin yönetimine talip olma cesareti vardı.
Ama darbe sonrası uygulanan resmi politika depolitizasyondu.
Yeni nesillerin siyasetten uzak kalmalarını sağlayacak her türlü önlem alındı. Bir öğrencinin, öğretmenin, derneğe, vakfa üye olması, işçilerin sendikalaşması çok güçtü.
Zaten 12 Eylül öncesi ve sonrası öyle acılar yaşanmıştı ki, bugün yeni orta sınıfın önemli bir bölümü kendi tercihiyle örgütlerden uzak durdu.
Bu durum doğal olarak bugün aileleriyle birlikte meydanlara inen 20 yaş kuşağındaki çocuklarına da yansıdı.
* * *
Ama bir kuşak etkisizleşirken 12 Eylül sonrası liberal ekonomiye plansız kuralsız geçişlerin etkisiyle Türkiye değişiyordu. Köyden kente göç hızlanıyor, varoşlar büyüyor, buralarda yaşayanlar ya cemaatlerin eline ya da mafyanın eline düşüyordu. 12 Eylül yönetiminin, ''Türkiye’yi komünizmden koruyacağım'' diyerek, yeşil kuşak projeleriyle kuşatmasının sonuçları görülüyordu.
Bir yandan imam hatip okullarının sayısı artarken, diğer yandan cemaat yurt ve okullarında yetişen yoksul ve başarılı öğrenciler kaymakam, öğretmen, hakim olarak kilit noktalara gelmeye başlıyordu.
Tabii ki cemaatlerin desteğiyle sermayenin el değiştirmesi ve yeşil sermayenin güçlenmesi de bu döneme denk geliyordu.
Türkiye şimdi bozulan dengesini bulmaya çalışıyor. Umut bağlanan kesim ise ne yazık ki bir dönem postallar altında ezilen bir kuşak. Yani yeni orta sınıfın çekirdek kitlesi.
Bir kısmı için eski tüfekler ve çocukları da diyebiliriz onlara.
Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerinin zorlamasıyla solda sağlanan ittifak, yıllardır küskün olan bu kitlenin yeniden gücünü keşfetmesini sağladı. Bakalım eski tüfeklerin yeni heyecanı sandıktan neler çıkaracak.
İzmir’e Süper Lig yakışır
Bir İzmir takımının Süper Lig’de yer almamasını kabul etmek çok zor. Türkiye’nin dörtbir yanında anlı şanlı takımlar maç yaparken, bir zamanlar Avrupa’ya bile kök söktüren İzmir takımlarının kıyılarda köşelerde dolaşması gerçekten hüzün verici.
Neyse ki umutlar hiç bitmiyor. Geçen yıl Süper Lig’e tırmanmayı son anda kaçıran Altay bu yıl da İzmir’e umut verdi. İki maç sonra Altay İzmir’i coşturabilir. Önce Malatyaspor ardından Diyarbakırspor-Kasımpaşa maçının galibi ile karşılaşacak Altay gelecek sezon İzmirlilere yıllardır unuttukları heyecanları yeniden yaşattırabilir.
Alsancak’tan Karşıyaka’ya, Göztepe’den Bornova’ya bütün İzmir dört gözle Altay’dan gelecek müjdeyi bekliyor.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|