Biz niye böyleyiz?
Kopenhag'da, Popescu, son penaltıyı atarken bağırdım...Atmaa...
Beni duymadı, attı...
Gol oldu...
Sonrasını biliyorsunuz...
Dağıldılar...
Yanlış yaşta, yanlış yerlere...
Başarılarının sebebi doğru yaşta, doğru yerde olmalarıydı...
Mesela Hagi 3-5 yaş küçük olsa, olmazdı...
Mesela Emre 3-5 yaş büyük olsa da, olmazdı...
* * *
Penaltı kaçsaydı, kupa gelmeyecekti...
Dağılmayacaklardı...
Belki bir Şampiyonlar Ligi finali gelecekti...
Belki de şampiyonluk...
Belki Terim, üç sene sonra Milan'a gidecekti, hâlâ belki ordaydı...
Belki dünün dünü, kupayı Atina'da o kaldıracaktı...
Belki Emre Inter'e değil, Milan'a gidecekti...
Belki Atina'dan İstanbul'a kupayla beraber döneceklerdi...
* * *
O takımda birbirlerini sayıyorlardı...
Sevmeseler de...
Süren Terim'i, Terim Hagi'yi, Hagi diğerlerini...
Terim Süren'i, Hagi Terim'i, diğerleri Hagi'yi...
Birbirlerine yol verdiler...
Yolu böyle aldılar...
* * *
Birkaç sene sonra, kupanın kutlamasında birkaç kişi vardı masanın etrafında...
Süren "Kabahat etmişiz, özür dileriz, inşallah unutuluruz" dedi...
Zaten unutuldular...
Masadakilerin ortak özelliği, Galatasaray'dan dışlanmış olmalarıydı...
Başkan, yöneticiler, Terim ve ekibi, Hagi, Popescu, Bülent Korkmaz ve diğerleri...
Toplu jübile bile teklif edildi, futbolculara...
Toplu sünnet gibi...
Mesela, bu yönetimin yaptığı 100. yıl organizasyonunda rüya takımın başında Terim yoktu...
Galatasaray'ın rüyalarına bile girmeyenleri başardığı için herhalde...
UEFA Kupası'nı, o kupayı alanlarla beraber kutlamamak için bir araya gelmeyen yönetim, son basın toplantısında Hıncal Uluç'un karşısında tam kadroydu...
Galatasaray nereden nereye...
Ve...
Bunlar daha iyi günleri...
Ve...
Tabii bence...
Makaslar elimizde, kablolar belimizde
Fenerbahçe'deki Dalyan Tenis Kulübü'ne girdim...
İkinci evime...
Bizim Ömer'in (Temelli) yerine...
Şimdi Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun sakin, uzlaşmacı, barışçı üyelerinden birisi olan Ömer'in yerine...
Biri laf attı...
En sevdiklerimden biri...
- Kabloları kestiniz...
Yarı şaka, yarı ciddi...
Bence dörtte üçü ciddiydi...
Biz dediği, ben (Bana dediğine göre), Şansal abi, Kadir, Sedat, Ercan, Gürel, Ömer, Oğuz, Murat, Bahri ve diğerleri herhalde...
Lig TV'ciler...
Ben de iki program yapıyorum ya orada...
Bana da iş koyuyor...
İş mi bu...
Aklı başında, eğitimli, çağdaş ve sempatik bir sanayici...
Koca adam yani...
Fenerbahçeli (Hesapta fanatik değildir. Sık sık öyle der)...
Gözü dönmüş gibiydi, kablo derken, cinnet geçiriyordu sanki...
Neyse, uzatmadık, öpüştük filan...
* * *
Dün bizim mahalleye gittim...
Tıraş oldum...
Orda olayı anlattım...
Artık mahalleden çıkmamak lazım galiba dedim...
Dükkana bizim mahallenin en sevdiğim esnaflarından biri girdi...
Laf tabii, yine kesilen kablolara geldi...
Daha doğrusu lafı o kablolara getirdi...
"Ben yöneticimize inanırım" dedi, koca Fenerbahçe Asbaşkan'ı yalan mı söyler...
Şekip beyi kastediyordu (kendi ifadesi)...
Ne demişse?
O da Fenerbahçeli ve Lig TV'nin kabloları kestiğine inanıyordu.
* * *
Kaçtım ordan...
Bir çaylığına uzaklaştım...
Hem stresi atmak istedim, hem de kablolardan kaçmak...
Yoldan geçen biri beni görünce bağırdı...
"Şerefsizler"...
"Bana mı dedin?" dedim...
"Hepinize" dedi (O da Lig TV'yi kastediyor)...
Her sokakta bela geziyordu...
Aniden şarkı söylemeye başladım...
Bağıra bağıra...
"Makaslar elimizde, kablolar belimizde, biz gidiyoruz statlara oy statlara"...
Gülmeye başladı herif...
"İyi etmişiz, kabloları kesmişiz" dedim, "bu hafta yine keseceğiz..."
Kaçtı gitti...
O da inanıyordu kabloları Lig TV'nin kestiğine.
* * *
Sevgili Fenerbahçe yönetimi okur mu bu yazıyı bilmem...
Bence okusun...
Onların laf olsun diye söyledikleri o lafın sokakları ne hale getirdiğini görsün...
Ve...
Şansal Büyüka ve Lig TV...
Zamanı galiba...
35 - 40 sene önce Kalamış'ta okey oynardık geceleri...
O zaman sadece Şansal abiydi...
İyi bir Fenerbahçeli'dir, Milliyet gibi bir ekolün başından gelmedir...
Lekesizdir, pürüzsüzdür, dürüsttür...
Spor medyasında duayendir...
Ustadır?
Ona bile bu lafları söyleyebiliyorlar...
Amaç bıktırıp, yayıncı kuruluşun başından kaçırmak...
Futbolun kurtarılmış kalelerinden biri orası...
Ve...
O gidip, onun yerine kim gelirse gelsin, o kaleye de girecekler...
Bir derbi sürer gelenin ömrü...
Hatta derbinin yarısında kaçar gider...
* * *
Mesela Milliyet de böyle...
Patron Galatasaraylı (Mehmet Ali Bey), Genel Yayın Yönetmeni Beşiktaşlı (Sedat Bey), Spor Müdürü Fenerbahçeli (Bizim Cem Şengül)...
Neler yazdım neler...
Bu köşede...
Kimlere yazdım kimlere...
En küçük bir ikaz bile gelmedi...
Bazen bir cümle fazla gelir, Cem "Bir cümle at" der...
"Sen at" derim, "Hayır, sen at" diye ısrar eder...
Burası bir kurum...
Lig TV de öyle...
Başındakiler çok önemli...
Mesela TRT...
Devletin televizyonu, milletin de...
Devlet de karışıyor, millet de televizyonuna...
Allah sevgili sayın Genel Müdür Vekilime kolaylık versin...
Ve...
Bilmem anlatabildim mi?
Ve...
Tabii bence...
Tüy ve bayrak
Şu bayrak hikayesi...
Yok dikti yok dikmedi...
Kafayı buna taktılar...
Ali Sami Yen'deki son olaylar her şeyin üstüne tüy dikmiş...
Evet, bayrak dikilmedi...
Dikilseydi, o "tüy"den daha mı çok acıtacaktı Galatasaraylıyı...
* * *
Ada kiralanmış...
Kalamış'taki tesisler bitmiş...
Ali Sami Yen gitmiş...
Riva satılık...
Takımın ruhu gidiyor (Mondragon)...
Dünyanın her birinci sınıf takımında kaptan yapılacak adamı yolluyorlar (Song)...
İki büyük transfer var dendi.
Bu ikisiydi herhalde...
Yanlış anlaşıldı.
Ve...
Tribünler, Başkan'ı istemiyor, Başkan bazı yöneticileri...
Bazı yöneticiler, Gerets'i...
Hem yönetim bölünmüş, hem tribünler, hem Florya...
Herkes kafayı bayrağa takıyor hâlâ...
* * *
Bayrak dikmenin gizli bir anlamı var da ben mi bilmiyorum...
Altı üstü 100 yıllık rakibin bayrağı...
Onlar diksin sen de dik...
Hatta bir tane daha dik...
Hatta bir tane daha...
3-1 olur...
Bari bayrakta yenersin...
Beş tane daha dik...
8-1 olsun...
6-0'ın rövanşını da al.
* * *
Lig TV, Galatasaray - Fenerbahçe maçından önce eski maçları gösteriyor...
Hep Fenerbahçe yeniyor...
Galatasaraylılığım tuttu...
Lig TV'yi aradım...
- Ne o Fenerbahçelilik mi yapıyorsunuz?
- Yoo sırayla veriyoruz...
Hep Fener yenmiş...
Bana öyle gelmiş...
Yine tüyle bağlayalım...
Ali Sami Yen'deki son olaylar herşeyin üstüne tüy dikmiş...
Ne o, bayrak dikilmemişmiş...
Ve...
Tabii bence...
bilgingokberk@mail.com

