
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Megalomanyaklığın bahçıvanlığını yapan pozörlük ve "kepçe" virtüözlüğü
2008 25 Mayıs'ına kadar kim bilir neler yaşanacak ve 365 gün sonra kim bilir ne tür konular dolduracak gündemi...
1908'de Osmanlı tahtında 34. Padişah II. Abdülhamit oturuyordu ve Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa yepyeni bir rota çiziyorlardı ülkenin geleceği için.
Çizilen rota önce kanlı ve karanlık cehennemlerden geçti, sonra da kara bir mizaha dönüştü.
* * *
Bizim Göztepe'deki ucube apartmanın hemen yanında bir kepçe operatörü kepçenin dişli dev koluyla, boyu artık küçük kalmış bir apartmanı yıkmakta.
Kepçe, ne kadar da usta manevralarla yıkıyor apartmanı...
* * *
O apartmanın bulunduğu bahçe, vaktiyle Cemal Paşa'nın köşk bahçesi köşesindeki tek odalı ufak taş bir kulübede oturan Raşit Efendi'ye aitti.
Tek odalı ufak taş kulübe, hâlâ duruyor yerli yerinde.
* * *
Cemal Paşa'nın ahşap muhteşem köşkü, Göztepe'de Taşmektep Sokağı'nın sonundaydı.
Köşk, sonradan Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'ın olmuştu. O nedenle de Taşmektep Sokağı'nın "arnavut kaldırımı" denilen yan yana konmuş özensiz iri taşlardan oluşan yapısı, sadece Çakmak'ın köşkü önündeki 30 metrelik bölümde düzgünce bir şoseye çevrilmişti.
* * *
Topçu mektebinin ilk müdürü dedem Hasan Paşa'nın köşkü de, Taşmektep Sokağı'nın ortasında; 7 dönümlük, çok bakımlı bir bahçenin arka planındaydı ve köşkün arka bahçesinde de tavuk kümesleri, uşak odası, dış mutfak ve ahır vardı.
* * *
Taşmektep Sokağı'nın bir yanı, büyük mü büyük, bomboş bir tarla idi.
O büyük mü büyük, bomboş tarlanın; Cemal Paşa'nın köşkü karşısına rastlayan bitiminde, İnekçi Ali Ağa'nın gecekondumsu barakasıyla, akşamları havagazı fenerlerini yakan -adını unuttuğum- Fenerci'nin küçümen evi vardı.
* * *
Yıllardan sonra, bizim köşkün yanındaki tarla parselini de, Raşit Efendi almış ve oraya taştan tek katlı, verandalı bir ev yapmıştı.
O sıralarda Raşit Efendi, üniformalı bir tren yolu makasçısıydı.
* * *
Türkiye çok partili döneme geçiyor, nutuklar atılıyor, tehditler savruluyor, iktidarlar değişiyor; bizim Taşmektep Sokağı ise çok daha başka türlü değişiyordu.
Annemin, inşaatçı dost Hasan Basri ile anlaşarak, bizim eski köşkün yerine 13 katlı ve 40 daireli bir apartman yaptırması gibi; Raşit Efendi'nin tek katlı taş evi de yıkılmış ve yerine önce 1, sonra hemen yanına 2'nciyi de doğuran apartmanlar yapılmıştı.
Geçenlerde onlar da, yeniden büyültülüp yükseltildi.
* * *
Raşit Efendi'nin bahçesinin ucunda da bir apartman daha yükselmişti.
Ve şimdi kepçe onu yıkıyordu. Herhalde yerine çok daha büyüğü yapılacaktı.
Kepçenin dev dişli kolu, usta manevralarla koca apartmana çeşitli darbeler indirerek, binayı yıkıp dökerken; oralarda yaşanmış hayatlardan, romantik tahmin ibrişimlerini cımbızlıyorduk Solmaz'la.
* * *
Dünyayı susta durdurma tutkusundan bir türlü kurtulamayan ve ille de siyasal egemenler saltanatının en tepesine geçerse, ülkenin tarihsel bir zafere ulaşacağına inanan pozörlerimiz; bizim Taşmektep Sokağı'nın uğradığı değişiklikleri, hangi dinamonun çevirdiğinden habersizdiler.
* * *
Türkiye nüfusunun neredeyse 4'te 1'inin, neden İstanbul'a akmaya başladığı sorusu; onları hiç ilgilendirmiyor gibiydi.
Bitmeyen iç göçler, acaba içinde toplumsal gerilim ve çalkantılı öcülerinin de uyuduğu beşikleri mi sallıyorlardı?
* * *
Pozörlerimiz, bilimsel ve akademik bir objektifliğe karşı yüzlerini buruşturur ve hamaset nutukçuluğunu yeğlerlerdi:
- Atalarımızın kanıyla sulanmış olan bu topraklarda, iç ve dış düşmanlarla işbirlikçilerinin tepesine elbet de inecektir yumruğumuz. Kimse bu vatanı sahipsiz sanmasın!
Nutukçuluğun itibarı da büyüktü, saltanatı da, getirisi de.
* * *
2008 25 Mayıs'ına kadar kim bilir neler yaşanacak?
Bazen bendeniz, şunu da merak ediyorum:
- Acaba 2108 25 Mayıs'ına kadar Taşmektep Sokağı'nda neler yaşanacak?
* * *
Kepçe, apartmanı yıkıp yerle bir etti. Şimdi yine usta manevralarla enkazı küreleyip, bir gidip bir gelen kamyonlara dolduruyor.
Kepçenin operatörü doğrusu, usta bir viyolonistin keman çalması gibi kullanıyor kepçesini; nutukçulardan da olmadığı için, ne itibarı var, ne de saltanatı. Aylık kazancı da fazla bir şey olmamalı.
Keşke o da, kepçe operatörü olacağına, nutukçulardan olsaydı; sade yıkmasını değil, enkazın nasıl kaldırılacağını da, çok iyi biliyor hiç değilse...
c.altan@prizma.net.tr

