
Melih AŞIK
Açık Pencere
Sinir ötesi...
Başbakan Erdoğan sınır ötesi operasyon konusunda askerle aralarında sıkıntı olmadığını söylüyor... ATV'de Ali Kırca'nın "Bir talep geldiğinde parlamentodan karar alırız, Silahlı Kuvvetler'in arkasına yasal desteği veririz mi demek istiyorsunuz?" sorusuna "Kesinlikle" yanıtını veriyor...
Oysa malum... Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt geçen ay yaptığı basın toplantısında sınır ötesi bir operasyonun yararlı olacağını zaten söylemişti... O günden bu yana iktidarda kıpırdama yok. Bu konularda kararı asker vermez. Hükümet askerle görüşür, danışır, kararı hükümet verir...
Türkiye seçime giderken pek çok sıkıntıyla boğuşuyor. Bu sıkıntılardan biri de hükümet ile askerler arasındaki iç siyasetten dış politikaya kadar uzanan görüş ayrılıkları. Bu çatışma dış tehlikelere karşı ortak karar alınmasını da zorlaştırıyor elbet... Bugüne dek TSK'dan gelen bilgilere göre değil, daha çok ABD'den gelen mesajlara göre hareket eden Tayyip Erdoğan, acaba gerekse bile (ki yıllardır gerekiyordu) sınır ötesi operasyon kararı alabilir mi?
Bizce geleceğini bağladığı ABD'ye rağmen hiçbir karar alamaz...
Bir kritik soru daha... Acaba bundan sonra sınır ötesi bir operasyonun yararı olur mu? Sanmayız..
Terör Kuzey Irak'tan yurtiçine taşındı çünkü... Kuzey Irak'ta Kürtler örgütlendi. Oraya yönelik bir operasyon bir cephe savaşını da beraberinde getirebilir. Batağa saplanmak anlamına gelebilir. İyi düşünmeli...
Erdoğan, "23 Nisan'da çocuklar ilahi okumuşsa ne olmuş yani" demiş.
Olan şu: Hepimiz Genelkurmay'ın 27 Nisan bildirisini okumak zorunda kaldık...
Haldun Ertem
- Bu nihai bir karar, bunun üzerinde konuşulmaz, deniyor. Hayır bal gibi de konuşulur. Kesinleşmiş bir karardır ve tarih bu kararları alanları yargılayacaktır...
Hukukçu Turgut Kazan diyor ki:
- Anayasa Mahkemesi kararları üzerinde elbet tartışılır. Ancak bu tartışmayı hukukçular yapar. Siyasetçinin kürsüden yüksek yargıyı topa tutması, "kararı tartışmak" değildir. Mahkemeye harp açmaktır. Hedef göstermektir...
İşte son örnek... Sağlık Bakanlığı, 30 müfettiş yardımcısı almak üzere sınav düzenliyor. Sınava yaklaşık 200 kişi katılıyor. 90'ı yazılı sınavı kazanıyor. Adaylarla bir ön görüşme yapılıyor... Ön görüşmeyi yapan Sağlık Bakanlığı görevlisi Serdar Erbaş , Ali Koplay ve Elif Argıç adaylara çok ilginç sorular soruyorlar:
"Tabiatı okumak nedir? Milli ve manevi duyguların nelerdir? Hangi gazete ve yazarı takip ediyorsun? Üniversite yıllarında hangi yurtlarda kaldın? Cihat nedir? Diğer ismi nedir? Marianna çukuru nedir? Derinliği ne kadardır? Hükümetin Kıbrıs politikası nasıldır, ulusalcılar niçin Kıbrıs elden gidiyor diye çığırtkanlık yapıyor? Kul hakkı nedir? Namaz kılar mısın? Üstadın zorlarsa ne yaparsın?" vs...
Bu ön görüşmeden bir hafta sonra da mülakat yapılıyor... Göreve alımlar başarı ölçülerine göre değil öngörüşmedeki yanıtlara uygun olarak yapılıyor...
AKP döneminde çoğu kez mülakatlarda hakkaniyet çiğnendi. Şikâyetler oldu. Kimi sınavlar Danıştay'ca iptal edildi. Mülakatların kameraya alınması ya da adayların önceden hazırlanmış soruları görmeden çekerek yanıtlaması önerildi. Kimse oralı olmadı. AKP iktidarı dinci kadrolaşmaya dönük ayıpları sürdürdü. Bazıları da hâlâ laiklik tehlikede mi, değil mi, diye fal açıyor.
"Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanun"da yukarıdaki değişiklikler yapılıyordu. Eleştirmiştik... Neyse ki hatadan dönüldü... Her iki düzenleme TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmede tasarıdan çıkarıldı. Sağduyu gösteren milletvekillerini ve Çalışma Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu'nu kutluyor... Dörtte biri işsiz 450 bin mühendisimize geçmiş olsun diyoruz...
m.asik@milliyet.com.tr

