
Semih İDİZ
Tango iki kişiyle olur
Deniz Baykal ile söyleşimiz sırasında söylediklerinden, CHP'nin ilke olarak AB'ye karşı olmadığını anlıyoruz. Ancak, "Türkiye'nin de hataları olduğunu" kabul etmekle birlikte, gelinen olumsuz noktanın nedenlerini ağırlıklı olarak AB tarafına yüklemesi de dikkat çekiciydi.
Baykal'ın bu yaklaşımı, bu sürecin daha sağlıklı olması için CHP'nin bugüne kadar daha aktif bir rol oynamamasına bir gerekçe arayışı gibi geldi bize. Yakın geçmişe bakıldığında, CHP'nin yapılan reformların uygulanmasının sıkı takipçisi olmaması ve Avrupalı sosyal demokratlarla bu konularda yapıcı bir diyalog kuramaması önemli eksiklikler olarak görülebilir.
Öte yandan Baykal'ın, Türkiye'nin Avrupa'dan kendi iradesiyle aldığı düzen ve değerler silsilesi üzerine kurulu olduğunu vurgulaması ve "bundan vazgeçilmesinin "tasavvur edilemez" olduğunu söylemesi önemliydi.
Türkiye'de yükselen Batı düşmanlığının Batılı değerlere sirayet etmemesi açısından CHP'nin bunu önümüzdeki dönemde sık sık ve yüksek sesle telaffuz etmesi, hem kendi inanılırlığı hem de Türkiye'nin geleceği açısından önem taşıyacaktır.
Olumlu boyuta da bakmalı
Baykal'ın bu çerçevede, "Türkiye'nin AB ve ABD ile husumet ilişkisi içinde olmasının da düşünülemez olduğunu" söylemesi ve bunun "Türkiye'nin sorunlarını çözmesini kolaylaştırmayacağını" belirtmesi de ayrıca önemliydi.
Baykal'ın Avrupa'ya yönelttiği eleştirilerdeyse elbette ki önemli bir haklılık payı var. Kendi ifadesiyle, "tango için" gerçekten de "iki kişi gerekiyor." Kendisinin de işaret ettiği gibi, özellikle Almanya ve Fransa'dan yansıyanların moral, güven sarsıcı olduğunu kabul etmek zorundayız.
Ancak konuya hâkim birisi olarak, bu açıdan da "bardağın boş olan tarafı" üzerinde daha az durabilirdi. "Coğrafyamızın müsait olmadığı söyleniyor. Coğrafya transferi mi yapalım?" derken kuşkusuz haklı olan bir şikâyeti dile getirdi.
Fakat De Gaulle'ün zamanında İngiltere'nin üyeliğini aynı gerekçeyle veto ettiğini, İngiltere'nin ise sabrederek nihayet üye olduğunu da hatırlatabilirdi. Aynı şekilde İspanya'nın da sürekli olarak Fransa'nın "blokajına" uğradığını fakat çok zorlu ve karmaşık bir müzakere sürecinden sonra üye olduğunu da hatırlatabilirdi.
Bunu yaparken Türkiye'nin Avrupa'da tümüyle "dostsuz" ve "yalnız" olmadığını da vurgulayabilirdi. Özetle "olumsuzluklar" üzerinde bu kadar duracağına "olumlu boyut"a biraz daha zaman ayırabilirdi.
"Coğrafya itirazları ya da kültürel ve dini farklılık itirazları uzun vadede sürdürülebilir itirazlar değildir. Bunlar aşılır ve aşılacaktır" demesi de zaten kendisinin bile "pozitif" bir bakış açısına ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu.
Gerçek niyet önemli
Yukarıda da dediğimiz gibi, şimdi önemli olan, CHP'nin bunu açık ve net ifadelerle ortaya koyup kamuoyunda yükselen Batı ve AB karşıtlığının önüne geçilmesine katkıda bulunmasıdır. Zaten Baykal bile "AB konusunun Türkiye'de bir tepki odağı olmaktan çıkarılmasını sağlamak gerektiğini" açıkça söyledi.
Sayın Baykal'ın dediği çok doğru; "Tango iki kişiyle olur." Ama bunun ucu sadece AB'ye değil, Türkiye'ye de dayanıyor. Bunu gözden çıkarmamak lazım. Eğer niyet gerçekten tango ise tabii.
sidiz@milliyet.com.tr

