|
 |
|
|
"Moustaki'ye gönül borcu bu"
Attila Demircioğlu küçüklüğünden beri Georges Moustaki hayranı. 30 yıllık kariyerinin ilk albümünü de bu ustanın şarkılarına ayırdı, adını da "Moustaki'l Şarkılar" koydu
ASU MARO
İlk Georges Moustaki şarkısını dinlediğinde ilkokuldaydı: "Le Meteque". Ne dediğini anlamasa da hissetti ki hiç "bağırmadan" önemli sözler söylüyor bu adam. O sese duyduğu hayranlık, ömür boyu peşini bırakmayacak iki tutkuya yol açtı Attila Demircioğlu'nda: Müzik ve Fransızca.
Önce akordeon çalarak müziğe başladı, sonra da sevdiği Fransız şansonlarının ama ille de Moustaki şarkılarının sözlerini anlayabilmek için Fransızca eğitim almayı koydu kafasına. Galatasaray Lisesi iki tutkusunun da karşılığını bulduğu yer oldu. Fransızca öğrendi ve her daim en yakın arkadaşı olacak gitarla tanıştı.
Georges Moustaki'nin de en "hızlı" yıllarıydı, yatakhanede kulaklıkla -bu kez sözleri anlaşılarak- dinlenen ve söylenen şarkılar hayat felsefesini de oluşturdu. Yıllar sonra yazacağı "Moustaki'ye Saygı" adlı şiirinde şöyle anlatacaktı bunu: "Çok sevdik dünyayı / Ama hiçbir yerden olmadık / Yedi iklim, dört bucak bizim..."
Liseden sonra Fransız ve Roman Dilleri Filolojisi'nde okudu ama müzikten ayrı düşmedi hiç. Üstelik artık sadece evde eşe dosta söylemiyordu şarkılarını. Yeşil Kabare'de başladığı gece çalışmalarını hiç ara vermeden sürdürdü. İzmir'de En Velo'da, İstanbul'da Galatasaraylılar Derneği'nde, Moda Deniz Kulübü'nde, yıllar yılı Sardunya'da tek gitarla şarkılar söyledi ve söylemeye de devam ediyor.
Her zaman müdavimleri oldu, adı "En ünlü albümsüz şarkıcı"ya çıkmıştı ki, artık bu sıfatı devretmek durumunda. Zira 30 senelik müzisyen Attila Demircioğlu'nun ilk albümü Lila Müzik'ten çıktı.
"İsmi albüme yakışıyor"
Galatasaray Üniversitesi'nde Sanat Tarihi, Fransızca Anlatım, Estetik, Göstergebilim ve İletişim dersleri veren Demircioğlu'nun bu ilk albümü tam kendine yakışır biçimde Georges Moustaki şarkılarından oluşuyor. Adı "Moustaki'l Şarkılar".
Dokuz adet Moustaki şarkısını alıp Türkçeye çevirmiş Demircioğlu ve Eser Taşkıran'a emanet etmiş bambaşka düzenlemelerle yepyeni bir ruh kazandırsın onlara diye. Öyle de olmuş, orijinal hallerinden çok farklı bir havaya bürünmüş şarkılar, bu yüzden de "müstakil"i çağrıştıran ismi yakışıyor albüme.
Attila Demircioğlu için her şeyden önce yıllar evvel Çeşme'de tanışıp dost olduğu Georges Moustaki'ye olan gönül borcunu ödemek anlamına geliyor bu albüm. Bunu da yine albüme Fransızcasını koyduğu şiirde anlatıyor: "Bambaşka şaraplar içmeler / Kalmadan tatmadık meyveler / Şarkılarına çok borcumuz var / Ama... Dostluk çiçeklerini / Senin bahçenden toplayageldik yalnızca / Senin bahçenden / Sağol Georges, her şey için..."
Şarkıların hepsini Türkçeye çevirmişsiniz, "Le Meteque" hariç...
Evet çünkü ona çevirisi olmayan Türkçe sözler yazılmıştı (Bu akşam çok efkarlıyım...) ve çok da sevildi. O yüzden çevirmedim, onun yerine Georges Moustaki'ye bir şiir yazdım. Moustaki "Bu bana hayatımın sonbaharında verilecek en güzel armağandı" dedi.
Bu düzenlemelerle bambaşka olmuş Moustaki şarkıları.
O da bunu seviyor, aynı biçimde düzenlenerek söylenmesin, bir şey katılmış olsun istiyor içine. Ben de barda söylediğim herhangi bir şarkıya da kendimden mutlaka bir şey katmaya çalışıyorum, beceremiyorsam o şarkıyı söylemiyorum. Özellikle alaturkalaştırdım bazı şarkıları, "Yolculuk Gerek"e bir ara nağme bile koyduk.
"Tanıştık, beraber söyledik"
Moustaki'yle tanışmanız nasıl oldu?
1989 yazıydı. İki konser için Çeşme'ye gelmişti ve ben gece çaldığım için gidemedim. Gece tam da onun şarkılarından birini çalarken gözlerimi açtığımda Ahmet San'la ikisi karşımda duruyordu. Tanıştık, konuştuk, beraber söyledik, o gün bugün Moustaki'yle biz, onun deyişiyle "camarade" olduk, arkadaş olduk.
Albüm çıkarmayı düşünmemiş miydiniz daha önce?
Benim kendi bestelerim de var. Ama albüm düşüncesi olmadı nedense. Biraz da akademik kariyer buna engel oldu belki. Müzik piyasası pek benim ayak uyduracağım bir yörüngede değildi. Ben oralarda bu çabayı, çarpışmayı vermeyi uygun görmedim, boşa bir çaba olacaktı çünkü. Ama bu albümden sonra kendi şarkılarımı ortaya çıkartmayı düşünüyorum artık.
"Kendimi suçlu hissettim
Georges Moustaki albümüne nasıl karar verdiniz?
Bu konuda biraz kendimi mahcup ve suçlu hissettim bugüne kadar. Çünkü 98 yılında Paris'te Moustaki'nin şarkılarını kendi diline çevirmiş söyleyen sanatçıların bir konseri vardı. Moustaki çağırdı beni. İzleyince "Türkiye'de bunu ben yapmalıyım" dedim. Ve orada Moustaki'ye söz verdim. Ama kolay bir iş değil şarkı çevirisi. Hem Moustaki'nin dediklerinin Türkçesi hem de müzik cümlelerine uyan sözler olması gerekiyordu. Onlar uzun sürdü zaten.
İsmini kim koydu?
Eser Taşkıran'la bulduk. Bunun daha sonra Fransa'da satılmak üzere de bir versiyonu yapılacak. "Attila Chante Moustaki" dersin, olur. "Attila Demircioğlu Moustaki şarkıları söylüyor" olmuyor pek. Bu tam istediğimiz gibi bir ad oldu. Hem Moustaki var içinde hem "müstakil"i çağrıştırıyor. Müstakil bir şekilde yaptık, Moustaki'nin düzenlemeleriyle değil.
Öğrencileriniz ne diyorlar bu işe?
Çok severek dinlediklerini söylüyorlar, bilmiyorum. Hocalarına yakışan bir albüm olduğunu dile getirdiler.
Bu albüm kimler için?
Bir kere Moustaki'ye gönül borcu bu. Çok ünlü bir edebiyat yapıtının Türkçesinin olmaması ne kadar ayıpsa, Fransız şansonunun en büyük temsilcilerinden biri olan Moustaki'nin Türkçesinin olmaması da büyük bir ayıp. Bu ayıbı yok ettik sanırım yüzümüzün akıyla.
İkincisi Georges Moustaki ve Fransız şarkılarıyla büyümüş bir kuşak var Türkiye'de. 30 üstü, frankofon bir eğitim görmüş bir kitle, bu albüm onlar için. Daha küçüklere de böyle bir adam var, böyle böyle şarkıları var, bunları ben çevirdim, isterseniz orijinalini de dinleyin demiş oluyoruz.
|
|
|

|