|
 |
|
|
Atem tutem men seni
Kızım ninniyi duyar duymaz susuyor önce. Sonra pür dikkat dinliyor... Dinliyor, dinliyor, dinliyor... Ama uyumuyor! Yani ninniler en azından benim kızımı uyutmuyor
Doğumdan önce, bebeklerin ilk iki haftasında bir tür balayı yaşandığını söyleyen bebek hemşiresini pek ciddiye almamıştım. Bir bebeğin iki hafta boyunca ağlamaması ihtimali inandırıcı gelmemişti çünkü. O iki haftanın kıymetini yeterince bilemedim diye düşünüyorum şimdi. Gerçekten de bir tür balayıymış.
Elbette ağlıyordu kızım. İlk gecemiz kabustu; söz etmiştim. Fakat ilk günleri atlattıktan sonra uyku saatlerimiz giderek kısaldı, kızım ilk günlerimizi aratır oldu.
Hemen her gün başka bir numara çekiyor bize. Belli ki o da bir karar veremedi henüz; "Acaba geceleri uyusam mı yoksa konu komşuyu ayağa mı kaldırsam?" ya da "Gündüzleri uyur gibi yapıp tam annem arkasını dönmüş odadan çıkarken ağlamaya mı başlasam yoksa hiç değilse bir-iki saatliğine keyif yapsam mı?", "Annemin kollarında mı uyusam, babamın göğsünde mi?" vs.
"Yağmur yağar sere serpe / Kulağında elmas küpe / Uyuturum kızımı koka öpe / E... e... ninni / ninni benim nazlı kızım sana ninni."
Çeşitli yöntemler
Çeşitli yöntemler geliştirilebilir bebek uyutmak için. Bebeğiniz hangi yöntemden / yöntemlerden hoşlanırsa artık... Annelerin şansı, bebeklerini emzirirken de uyutabilmeleri. Benim kızım, karnı doyduktan sonra bile uyumak için memeyi tercih ediyor çoğu kez. Eğer çok uykusu varsa daha emerken, en olmadı gazını çıkardıktan hemen sonra derin uykusuna geçmiş oluyor. Ama uykusu olduğu halde uyumuyor ya da uyuyamıyorsa, vay halinize! Bilirim, en sıkıntılısıdır. Biz yetişkin halimizle bile uyumak isteyip de uyuyamadığımızda çılıdırıyoruz; bir sağa bir sola dönüyoruz.
Neyse, bir yöntem, banyo. Bir de banyoda biraz uzun süre kaldıysak, oynayıp iyice yumuşadıysak, banyo sonrasında beslenip hemen uyuyoruz ve bu kez biraz da uzun süre uyuyoruz.
Bir arkadaşım, bebeklerin banyo suyuna katılan ve bitkilerden oluşan bir karışım getirdi; bebeğin daha rahat uyumasını sağlıyormuş. Amaç, Defne İnci'yi sürekli uyutmak değil elbette ama huzurlu bir uyku her zaman o kadar da kolay gelmiyor...
Bazen, biriyle konuşurken bir bakıyorum, uyumuş kızım. Fark ettim ki, bu da bir yöntem. TV sesinden rahatsız oluyor ama evde insanların konuşmasıyla sakinleşip uyuyor.
Babasının kendine has yöntemleri var. Başını okşuyor; başını tepesinden alnına doğru. Her bir harekette el öne yaklaşırken gözlerini kapatıyor Defne İnci; geriye giderken açıyor. Bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra artık yavaş yavaş daha az açıyor gözlerini ve nihayetinde uykuya dalıyor.
"Ninni desem nihal olur ninni / Açar güller bahar olur / kızım uyumazsa ne hal olur / adı güzel yavrum ninni."
Ninniler şahane ama...
Pek tavsiye edebileceğim bir yöntem değil ama bir de kucağınıza alıp evin içinde gezmeyi deneyebilirsiniz. Bizimki, kucakta ancak dolaşmak koşuluyla duruyor. Yani onu kucağınıza alıp oturduğunuzda geçmiyor huzursuzluğu. O da gözlerini cin gibi açıp sağa sola bakacak; baka baka uykusu gelecek...
Bir de ninniler var tabii. Kızım ninniyi duyar duymaz susuyor önce. Sonra pür dikkat dinliyor... Dinliyor, dinliyor, dinliyor... Keşke hiç bitmese. Hep dinliyor. Ama uyumuyor! Yani ninniler en azından benim kızımı uyutmuyor. Ben uyuyorum neredeyse, o uyumuyor. Evimizde akşam saatlerinde sürekli "Bizim Ninniler" CD'si dinleniyor. Bu CD ile sizin uyuyacağınızı garanti ederim ama bebeğiniz uyur mu, bilmem. Çünkü ninniler şahane ama bebeklerin işine akıl sır ermiyor bazen...
"Atem tutem men seni / Şekere gatem men seni / Akşam baben gelende / Önüne atem men seni."
Ve en son yöntem: Gece yarısı, sabaha karşı bir saat ya da... Bebeğinizi doyurdunuz, gazını çıkardınız, altını temizlediniz, hatta biraz lafladınız onunla... Hâlâ ık mık ediyor. Bırakın yatağına, uyuyun. Sonunda uyuyacaktır o da. Defne İnci, yatağının kenarındaki kuzuyla konuşuyor hararetle, sonra yorgun düşüp uyuyor. İyi uykular...
|
|
|

|