Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Mayıs 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yalçın Küçük beni taklit etmekten vazgeçmeli!

Genellikle bir şeyin "fazla"sı "kopyalama" hatasıdır. Ve "erkek olamayan erkek", "kadın olmayan kadınlar"da bu durum fazlasıyla örneklenir. Zira gıpta edilen cinsin en belirgin yönleri abartılarak yansılanır!


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Yaramazlık ve hınzırlık bir yana, okuyacağınız bu yazının gerçek ve haklı tarafları olduğunu siz sevgili okurlarımın e-mail yorumlarıyla değerlendirmeye açıyorum.
Konu şudur efendim. Azıcık "uçuk" diye hakkında bolca rivayet dolaşan Sayın Prof. Yalçın Küçük, ha bire benim açıklamalarımı kopyalayıp doğru ya da yanlış anlamış olarak kendi üslubuyla dile getiriyor.
Örnek mi? Örnekten bol ne var? İşte ilki...
Hani "Hülya Avşar kadınlara ve aileye zarar, hiç gururu yok mu bunun?" demiştim ya... Yalçın Küçük beyefendi sözlerimi ve yaklaşımımı çok tutmuş olacak ki, önce Hülya Avşar hakkında hemen ardımdan verdiği röportajlar bir yana, şimdi de aynı nakarat, Demet Akalın ve Oğuz Kayhan için "Evlilik kurumunu rezil ettiler" gibisinden, "Bunlarda kadınlık yok, kadınlık onuru yok. Hepsinde böyle. İki gün onla yapacaksın olmaz. Böyle aşk olur mu?" türünde açıklamalar yaptı... Dilim döndüğünce aktarmaya çalıştım sözlerini. Tabii onun kendi üslubu var, ben onu taklit edemem.
Ama kısaca açıklayayım; Yalçın bey, Demet Akalın evlilik kurumuna nasıl zarar verebilir ki, zarar vermek, durumu normalleştirmek ancak yüksek bir reyting sonucunda ve istikrarla mümkün olabilir. Demet Akalın'ın ne o kadar yüksek reytingi var ne de daha önemlisi, istikrarı... Yok, yok!
Şimdi ikinci örnek: Yalçın Küçük bu defa da Seda Sayan ve Nihat Doğan'la ilgili yazdıklarımı taklit ediyor; "Seda hanımın kendinden yaşça küçük birisiyle aşk yaşamasında bir şey yok, itirazım yok, yaptıkları aşk değil. Hayatları vıcık vıcık..." Ben bu köşede başlık atmamış mıydım; "Seda bebek mi yoksa Nihat'la evlenmek mi istiyor?" diye... Bakalım zaman ne gösterecek...
Gelelim üçüncü örneğe... Yalçın Küçük bir de Bülent Ersoy için "Kadınım diyorsa kadındır" diyor ve ekliyor, "Hatta bence fazla kadın"...
"Fazla kadın" ne demek diye sorup da başlamam lazım söze... Bir de "fazla erkek" vardır, bunu da atlamadan ekleyeyim. Genellikle bir şeyin fazlası "kopyalama" hatasıdır. Ve "erkek olamayan erkek", "kadın olmayan kadınlar"da bu durum fazlasıyla örneklenir. Zira gıpta edilen cinsin en belirgin yönleri abartılarak yansılanır.
Gördüğünüz gibi Yalçın Küçük de "fazla" İlhan Uçkan olmuş... Bir ara hatırlarsanız Ahmet Hakan da bilirkişiliğe soyunmuştu gocuna gocuna... Arşivine bakan görür.

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Taklitlerimden sakınınız! Gerçi taklitler aslını yaşatır ama olsun, siz gene de sakının, yanlış yollara işaret ederler!
Yanlış yollar dedim de, işte size Yalçın Küçük'ten bir yanlış bilgi... Deniz Seki için de yine aynı Hülya Avşar nakaratındaki gibi "Evlilik kurumunu yerle bir ettiler. Bu nasıl bir kalp. Bir insan senede 10 kere aşık olmaz ki, aşk başka bir şeydir. Aşık olduğun zaman sarsılır, sarılır, süzülürsün" diyor ya, yanlış işte.
İnsan her 10 dakikada bir de aşık olabilir. Bünye kaldırırsa tabii... Yok kaldırmazsa daha az... Vallahi araya kaynar bu yanlış bilgiler de, uçurumlara sürüklenirsiniz...
Biliyorum da yazıyorum!
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi
Bülent Ersoy'un abartılı zekası beni pek eğlendiriyor. Bir "magazin programı sever" olarak "Salla lafı haftaya özür dilersin, gündem olursun" taktiğini yıllar önce öğrendim. Vicdanım uygulamaya hiçbir zaman izin vermedi ama olsun... Bülent Ersoy her zaman şablonlarla hareket eden biri olarak o gür sesiyle İbrahim Tatlıses'e hepimize pek tanıdık gelen ama sesli söyleyemediğimiz sözleri avaz avaz savururken ve sonrasında özür dilerken, tüylerimi diken diken ederek kendini öptürdü bana...

Kılavuz Karga Oyunu!

Kadın: Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
Erkek: Hayır ama tanışmak istiyorsanız tanışalım...
* * *
Erkek: Neden erkek yazarlar ilişkiler hakkında hep yanılır?
Kadın: İlişkiyi aslında kadınlar yaşattığı için olabilir...

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Onu kendime nasıl aşık edebilirim?"
Merhaba, benim sorunum erkek arkadaşım. Beni çok sevdiğini söylüyordu. Üç ay çıktık ve benden ayrıldı. Heyecanın bittiğini söyledi ama altında bir başkası var gibi. Sizden istediğim onu kendime nasıl aşık edebilirim? Kendime nasıl çekebilirim? Yardımcı olursanız sevinirim..
Nilay M.

* * *
Maalesef bana yazmakta ve onu kendinize nasıl aşık edeceğinizi sormakta biraz geç kalmışsınız. İlişkinin başından itibaren yapılabilecek şeyler bunlar daha çok. Biraz daha gerçekçi olmanızı öneririm. Sizi sevdiğini söylerken büyük ihtimalle sevmek istediğini söylemeye çalışıyordu. Başında sizi neden sevdiğini söylüyorsa, tekrar o ruh haline bürünebiliyorsanız ve onu umursamaz davranabiliyorsanız belki bir şansınız olabilir hâlâ. Ama siz gerçekleri görmek yerine ilişkisinin bitme nedeni olarak bahaneler bulma peşindesiniz. Elbette başka biri olabilir ama bu ilişkinin bitmesine sebep değil, sonuçtur ancak.

Erkek Köşesi!

Erkekler neden kadınlardan daha fazla "marka düşkünü" oldular?
Marka düşkünlüğü, kendini kolay yoldan tanımlama ya da olmak istenilen şeye onu kopyalayarak ulaşma arzusudur. Otomobil reklamlarında mankenler vardır ya aracın yanında seksi seksi duran, aynı o mesele. Şöyle yani; "İşte bu arabayı alırsan böyle bir sevgilin olacak" vaadi ya da tuzağı... Erkeklerin marka düşkünlüğü de kolay bir kılıfla, lükse her zaman eğilimli zannettikleri kadınları avlama zaaflarından kaynaklanır. Ama unutmamalı ki kadınlar pazarlarda serüvene çıkmaya bayılır...


CUMARTESİ
Perdesini yeniden açıyor
"Moustaki'ye gönül borcu bu"
"Portakal kabuğu" krizine son
Keyifli zamanlar için urban cool hobiler
ne var, ne yok
Yıldız tozlu ayakkabılar
Kadınlar için organik ürünler
Boğaz'da yelkenler fora
En moda En yeni
The New York Times'ta İstanbul'un gece rehberi
Atem tutem men seni





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
İlhan Uçkan

   
© 2006 Milliyet