|
 |
|
|
Çatışma kültürü
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Aile içi şiddet var mı? Hem de nasıl. Okulda şiddet? Örtülü veya açık, ölçülü ya da ölçüsüz orada da var. Sokakta? Boşuna arka sokaklar denmiyor herhalde.
Ya medyada? Ya da filmlerde? Bilgisayar oyunlarında? Kurgulanmış, ambalajlı şiddetin dik alası var. Trafikte peki? Hepimiz maruz kalıyoruz zaman zaman. Hani şiddetin tanımını biraz esnetirseniz bazı işyerlerinde bile şiddet olduğu söylenebilir.
''Kanıksanmış şiddet'' ikliminde yaşıyoruz. Şiddetin bulaşıcı ve kendini normalleştirici özelliklerini o kadar da önemsemiyoruz. ''Arzu edilmeyen küçük olayları'' yekten reddetmek yerine ''Burası Türkiye'' deyip doğal karşılayabiliyoruz. Bazen popülist kaygılarla o olayları sulandırıyor, bazen de ''ticari meta'' olarak kullanmaktan çekinmiyoruz.
* * *
Şiddete karşı olmayan yok. Fakat özgeçmişe bağlı olmaksızın, barış kültürünü romantik ve hatta biraz enayice, çatışma kültürünü ise sorun çözücü ve erkekçe bulanlarımız var. Doğal bir rekabeti veya sıradan bir çıkar çatışmasını hayat memat meselesi haline getirenler kim ola ki? Masum değiliz hiç birimiz!
Ali Sami Yen’de yaşanan futbol faciasıyla ilgili bir yetkili şöyle diyordu: ''Bu kadar uç noktaya taşınanını hiç görmemiştim.''
Yani ''Daha küçüklerini görmüştüm ama onlar bu kadar kötü değildi'' demek istiyor. Oysa irili ufaklı şiddet egzersizleri ortamı sulayarak daha büyük patlamalara uygun zemin yaratmıyor mu zaten?
* * *
Her şiddet sahnesi büyüktür ya da büyüğünün öncü göstergesidir. Her şiddet olayı önemlidir ve nasıl engelleneceği düşünülmelidir.
Size dokunmayan şiddet gün gelir sizi kuşatabilir. İşinize yarayan şiddet aslında altınızı oyuyordur. Bir alanda şiddet varsa ve önemsenmezse büyük ihtimal başka alanlara da bulaşacaktır. Ancak bu şekilde bakılırsa, böyle bir şiddetle mücadele edilebilir..
Şiddet karmaşık, çok boyutlu bir olgu. Kökeninde sosyo ekonomik nedenler, kültürel boyut, psikolojik faktörler, antropolojik izler, felsefi sorunlar olabilir.
Kısacası şiddet uzman işi. Demeçlerle, temennilerle barış kültürünü teşvik etmek pek işe yaramıyor. Pek çok kez görüldüğü üzere. Benim gibi bu işin uzmanı olmayanların canhıraş yazdıklarının da etkisi sınırlı.
* * *
Şiddete uygun bir zemin var herşeyden önce. Yani işi kendi doğal akışına bırakırsanız şiddet olur. ''Yapmayın'' demenin ötesinde daha köklü, daha uzun vadeli, daha kapsamlı çözümler gerekiyor.
Polisiye tedbirlerden başlayarak eğitime kadar vardırmak gerekiyor işi. Daha da önemlisi uzmanların ön plana çıkıp konuşması, yazması şart.
Ali Sami Yen’deki olayları futbol yorumcularına ya da yöneticilere analiz ettirmekle bir yere varmak mümkün değil. Bu psikologların, sosyologların, antropologların işi olmalı artık.
Bu olayları bir grup taraftarın bir bahar akşamında yaşadığı öfke patlaması olarak görmek, tehditi aşırı hafife almak olur.
Bu böyle olsa bile bilim adamlarınca teyit edilmesi gerekir. Yoksa bu hafife almanın bedeli ileride daha beter ödenir.
Çatışma kültürü barış kültürünün üzerine çullanmış vaziyette. Söyleyenecek bir şeyler olmalı...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|